Ergin Doğru’nun “Sözcüklerin Lal Mevsimi” adlı ilk şiir kitabı, bir süre önce şiir severlerin karşısına çıktı. “Şiir, hem ozanın hem de yazıldığı çağın resmidir”, demiş E.Sinus. Ergin Doğru, ilk şiir kitabı “Sözcüklerin Lal Mevsimi” ile bu resmi çizme konusunda, henüz ilk şiir kitabı olmasına rağmen çok önemli bir adım atmış. Şiir, bir ırmak gibi kaynağını yerelden alır. Onu değerli kılan ise ülkeler aşarak okyanuslara ulaşmasıdır. Doğru, Dêrsim ve Mezopotamya’dan doğan şiirini, evrensel duygu selleri ile harmanlayarak şiirseverlerin karşısına çıktı. Şiirlerinde, Dêrsim, Munzur ve kutsal dağlar köşe başlarını tutarken, beklenen sevda, güçlü bir metafor olarak kendisine yer bulmuş. O, aslında sevdalarının toplamına vurgundur. O sevda, uğruna cezaevi gördüğü özgür ülke sevdasıdır. O, bu en büyük sevdasını yüreğinde taşırken, diğer sevdalarına da göz kırpar.


İqrar imgesi güçlüdür
Şiirlerinde unutmamayı salık verir. Çünkü ona göre “unutmak ateştir çıplak elde.” Geçmişe dönük her şiir, bu ateşe su dökmek, mazgaldan gökyüzünü hatırlamaktır. Şiirinde iqrar imgesi güçlü ve sarsıcıdır. Çünkü iqrar, geçmiş ile gelecek arasında bir köprüdür. İqrara sadakat bu köprüden geçişi kolaylaştırır. İqrar aynı zamanda direniştir. Bu yüzden Seyit Rıza da Dêrsim katliamının simge ismi olarak kendine yer bulur.

Umut dağlardadır

Devrimci şiirin izlerini, hemen her şiirinde görmek mümkün. Çünkü o, hayatın her anının bütün olarak görebilen ve bunu yaşayabilendir. Yani yaşadığını yazandır. “Bir ozan olarak insanların dertlerine kulaklarımı tıkarsam, kim inanır yazdıklarıma” diyen Bertolt Brecht’i doğrulayanlardandır. Bu yaşanmışlıklarda elbette bazen kırgınlıklar, ihanetler ve yalnızlıklar da vardır, fakat onun şiirlerinde hep umut kazanır. Çünkü her kırgınlıktan sonra “yeniden filizlenir gönül bahçesinin çiçekleri.” Çünkü umut, onun şiirlerinde kendine dağları mesken tutmuştur. Umut “dağlardadır ve el verir dağlara.” “İnat ettik yine de / büyüdük / vurduk kendimizi en acı sabahlara / kesmedik ümidimizi / el verdik elele verdik/ bizi dirilten dağlarımızla” diyen şair, şiirlerini Kürt-Alevi direniş kimliği ile Dêrsim ile yoğurmuştur.

Sesler türkü olup ovaya iner
Onun şiirlerinde sözcükler bazen çığlığa bazen de isyana dönüşür. “Duy ey insanlık” derken, sağır dünyaya meydan okur. Fakat çıktığı yolculuğun zorluklarının farkında olarak köprüleri yakmaz. Filistin’den Cizre’ye, Dêrsim’e köprüler kurar. Acının renklerini ortaklaştırır. Onun şiirinde patikalarda meçhuller! dolaşır. Sesleri türkü olup ovaya iner. Bazen, artık türkü söyleyemeyenlere sitem eder, fakat bu sitem özgür ülkeyi görememelerinedir. Çünkü ölümü yakıştırmaz onlara. Kawa’ya selam yollarken onları kutsar. Doğru’nun “Sözcüklerin Lal mevsimi” adlı ilk şiir kitabı, Fadıl Öztürk’ün kapak tasarımı, Ahmet Bakır ve Ayhan Erden’in katkıları ile Rast Yayınevince basılıp okuyucuyla buluştu. Kitap, otuz yedi şiirden oluşuyor. Neruda’nın deyişi ile “şiir ihtiyacı olanındır.”        



DAİMİ DOÐAN