Irak çıkmazı aşamıyor

Irak / Foto:AFP

Irak / Foto:AFP

  • Ekonomik olarak ABD’ye, siyasi olarak ise İran’a bağlı olan Irak, son derece hassas bir denge üzerinde yürüyor. Siyasi tıkanıklığın çözümü büyük ölçüde savaşın ve müzakerelerin sonucuna bağlı.

Suriye’de Beşar Esad rejiminin düşmesinin, Gazze’de HAMAS’ın kısmen dağılmasının, Lübnan’da Hizbullah’ın, Yemen’de Husilerin ve nihayet İran rejiminin kendisinin neşter yemesinin ardından Iraklı Şii gruplar, İran yanlısı silahlı gruplardan oluşan bu gevşek ağın son kırılmamış halkası olarak ayakta kaldı. İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından on yıllar boyunca sabırla geliştirilen bu ağ, son iki buçuk yılda İsrail ve Amerikan saldırılarıyla ağır biçimde zayıflatıldı. Diğer müttefik gruplardan farklı olarak Iraklı Şii milisler, devlet tarafından yalnızca hoş görülmekle kalmıyor; devletin derinlerine yerleşmiş durumda.

Kahire'de yaşayan serbest gazeteci Sami Zaïbi'nın New Lines Magazine'deki röportajına göre; Irak’ın yönetici Şii yapısını anlamak için Rus matruşka bebeklerini hayal etmek yeterli olabilir. En büyük ve en görünür bebek, 2021 parlamento seçimlerinden sonra iktidara gelen Şii partilerin koalisyonu olan Koordinasyon Çerçevesi’dir. Parlamentoda çoğunluğa sahiptir ve Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani liderliğindeki yürütme organını domine ediyor. İçinde hem nispeten ılımlı siyasi aktörler hem de silahlı gruplar yer alıyor.

Haşdi Şabi'ye yılda 3 milyar dolar

İç içe geçmiş ortadaki bebek ise Halk Seferberlik Güçleri’dir (Haşdi Şabi). Yaklaşık 60’ı aşkın, büyük çoğunluğu Şii olan milis grubundan oluşan şemsiye bir örgüttür. Ülkenin büyük bölgelerinde hem askeri hem ekonomik kontrol uyguluyorlar. Son yıllarda kurumsallaşan Haşdi Şabi, Irak devletinden yılda 3 milyar doların üzerinde bütçe alıyor ve ulusal güvenlik aygıtının ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediliyor. Bazı liderleri hükümet görevlerinde ve parlamentoda sandalye sahibidir; bayrakları Bağdat’ın her yerinde sıkça görülüyor.

En küçük ve en radikali

En küçük ve en radikal bebek ise Irak İslami Direnişi’dir. Bu, Kataib Hizbullah, Harakat el-Nüceba ve Seyyid eş-Şüheda’dan oluşan üç sert hat milis grubunun koalisyonudur. HAMAS’ın 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından kurulan grup, geçen yılki kısa İran-İsrail çatışması sırasında büyük ölçüde pasif kaldı, ancak 28 Şubat’ta başlayan İran savaşına dahil oldu. O tarihten beri Bağdat’taki ABD Büyükelçiliğini roketle vurdu, Amerikalı gazeteci Shelly Kittleson’ı kaçırıp daha sonra serbest bıraktı ve Başûrê Kurdistan'daki Kürt üslerini hedef aldı. Buna karşılık ABD hava saldırıları milis mevzilerini vurdu ve liderlerini hedef aldı.

Savaşın başlangıcından beri başta füze ve dronlarla yürütülen bu çatışmalarda yaklaşık 100 kişi öldü. Ölenlerin çoğu Şii grupların üyesi. Yaklaşık 20 Kürt savaşçı ve Hewlêr yakınlarındaki uluslararası üste görevli bir Fransız subay da yaşamını yitirdi. Çapraz ateşte kalan Irak hükümeti, her iki tarafa yönelik saldırıları kınamakla yetindi. Bu arada, Şii gruplar tarafından potansiyel kaçırılma amacıyla aranan Bağdat’taki çoğu yabancı ülke vatandaşı ülkeyi terk etti.

Mehdi'nin geleceğine inanıyor

Bağdat’taki lüks bir otelde New Lines dergisiyle ismi gizli kalması şartıyla görüşen Irak İslami Direnişi’nden üst düzey bir yetkili, ne kadar haklı olduklarını ileri sürdükten sonra “Bu varoluşsal bir savaş. ABD ve İsrail, Şii mezhebinin kendisini hedef alıyor. Bu savaşın dini bir boyutu var. Biz bunun, Mehdi’nin zuhuruna yol açacağına inanıyoruz. İşaretleri görüyoruz” dedi.

Oniki İmam Şiiliğinde Mehdi (gizlenmiş 12. imam) bin yılı aşkın süredir gaybettedir ve adaletsizliği sona erdirmek için döneceğine inanılır. Geleneğe göre zuhuru, zalim güçlere karşı savaşlar sırasında gerçekleşecek ve üç figür tarafından müjdelencektir: Yemen’den salih bir lider olan el-Yemeni, Suriye’de ortaya çıkacak bir tiran olan es-Sufyani ve Horasan bölgesinden el-Yemeni ile ittifak kuracak askeri bir lider olan el-Horasani. Savaşın patlak vermesinden beri bazı Şii çevreler, bu kehanetle güncel olaylar arasında paralellik kurdu: el-Yemeni Yemen’deki Husilerin lideri Abdülmelik el-Husi, es-Sufyani Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, el-Horasani ise Ali Hamaney’in oğlu ve İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney ile özdeşleştiriliyor.

Varlıkları İran'a bağlı

Fransız siyaset uzmanı Laurence Louër’e göre; hayatta kalma mücadelesi olarak gördükleri bu süreçte Iraklı Şii gruplar, diğer İran vekillerinden farklı bir konumda. En radikal Iraklı Şii milisler Devrim Muhafızları tarafından kuruldu ve varlıkları tamamen onlara bağlı. Bu durum onları, örneğin Yemen’deki Husilerden çok farklı kılıyor. Husilerin derin yerel kökleri var ve İran desteği olsun olmasın varlıklarını sürdürebilirler.

Öte yandan varoluşsal bir mücadele içinde olan Tahran’ın kendisi de bir “başı kesilme” sürecinden geçti; bu durum Bağdat’la ilişkileri daha da karmaşık hâle getirebilir. Koordinasyon Çerçevesi üyesi ve el-Nasr Partisi Sözcüsü Ahmed el-Vendi, “Yeni yönetim, bizimle bile diyalog kurmanın neredeyse imkânsız olduğu sertlik yanlılarından oluşuyor” dedi.  Koordinasyon Çerçevesi’ne üye ılımlı İslami bir parti olan el-Hikme’nin üyesi Muhammed Hüsam el-Hüseyni de aynı endişeyi dile getirdi: “Irak’ta iki Şiilik var. Necef’e dayanan, din ile siyaset arasında belli bir ayrılığı savunur. İran’daki Kum etkisindeki diğeri ise teokratik bir modeli teşvik eder. Aralarındaki denge, ortamın sakin mi yoksa şiddetli mi olduğuna göre değişir. Ne yazık ki mevcut savaş muhtemelen ikinciyi güçlendirecek.”

Bağdat sokaklarında bu İran yanlısı refleks, açıkça görülüyor. Savaşın başlamasından birkaç gün sonra kent genelinde Tahran’a bağış toplamak için çadırlar kuruldu. Sosyal medya, annelerin ve ninelerin “direniş"e destek için ellerindeki az miktardaki nakit ve mücevherleri verdikleri videolarla dolup taşıyor. Köprülerde, barikatlerde ve billboardlarda Şii figürlerin portreleri her yerde. Elbette İmam Ali var ama aynı zamanda hayatta olan ya da ölen siyasi figürler de: Hamaney (baba ve oğul), Irak Şiiliğinin en yüksek otoritesi Ali es-Sistani, 2020’de Bağdat’ta öldürülen Kudüs Gücü’nün eski komutanı Kasım Süleymani ve Muqtada es-Sadr.

İran ile ABD arasındaki savaş, Irak’taki siyasi tıkanıklık zemininde yaşanıyor. Koordinasyon Çerçevesi tarafından ilk aday gösterilen el-Maliki’yi ABD, İran’a fazla yakın gördüğü için engellemeye çalışıyor ve Bağdat’a ekonomik yaptırımlar tehdidinde bulunuyor. Irak, hâlâ Washington’a derin biçimde bağımlı. Petrol gelirleri New York Fed üzerinden geçiyor ve ABD vazgeçilmez teknolojik ve askeri ortak konumunda. Irak üzerine çalışan Fransız araştırmacı Adel Bakawan, “Irak ordusu tamamen Amerikalılara bağımlı. Son yıllarda Irak toprak bütünlüğünü koruyabildiyse Amerikan güvencesine borçludur” dedi. Ekonomik olarak ABD’ye, siyasi olarak ise İran’a bağlı olan Irak, son derece hassas bir denge üzerinde yürüyor. Siyasi tıkanıklığın çözümü büyük ölçüde devam eden müzakerelerin sonucuna bağlı olacak. HABER MERKEZİ

* * *

Yine ertelediler

Irak’ta yeni başbakan adayını belirlemek üzere toplanan Şii Koordinasyon Çerçevesi, adaylar üzerinde uzlaşma sağlayamayınca karar toplantısını bugüne erteledi.

20 Nisan Pazartesi gecesi Ulusal Hikmet Hareketi lideri Ammar el-Hakim’in Bağdat’taki ofisinde önceki gece gerçekleşen toplantı, yüksek güvenlik önlemleri ve gizlilik altında yapıldı. Yaklaşık iki saat süren toplantıda hazırlanan "aday açıklama kürsüsü" boş kaldı. Koordinasyon Çerçevesi içindeki 12 lider, Kanun Devleti Koalisyonu’nun (Nuri el-Maliki) adayı Basım Bedri ve mevcut Başbakan Muhammed Şia es-Sudani’ye yakınlığıyla bilinen İmar ve Kalkınma Koalisyonu’nun adayı İhsan Avadi konusunda tam bir kutuplaşma yaşadı. Tüzük gereği adayın belirlenmesi için "üçte iki" yani 8 liderin onayı gerekiyor. Bu çoğunluk sağlanamadı. Kutuplaşma şöyle oldu:

* Muhammed Şia es-Sudani kanadında Ammar el-Hakim, Kays el-Hazali, Haydar el-Abadi, Ahmed el-Esedi ve Hadi el-Amiri yer alıyor.

* Nuri el-Maliki’nin kanadında Muhsin Mendelavi, Hümam Hamudi, Ebu Ala el-Velai, Amir Faiz ve Abdulhüseyin Abtan yer alıyor.

Bir kesim, oylamanın partilerin meclisteki koltuk sayılarına (toplamda yaklaşık 165 sandalye) göre yapılmasını önerirken; diğer kesim liderlerin eşit söz hakkına sahip olmasında diretiyor. Bu usul tartışması, toplantının sonuçsuz kalmasındaki ana etkenlerden biri oldu.

Şii bloku, Cumartesi gününe kadar olan yasal süreyi kullanarak ikili ve üçlü görüşmelerle ortak bir paydada buluşmayı hedefliyor. Bir sonraki resmi toplantı için 22 Nisan tarihi belirlendi.

Basım Bedri, 1964 Bağdat doğumlu. Ziraat alanında doktora sahibi. Şu an Irak Hesap Verilebilirlik ve Adalet Heyeti Başkanı olarak görev yapıyor.

İhsan Avadi, 1976 Divaniye doğumlu. Mühendislik yüksek lisansı var. 2010-2014 yılları arasında milletvekilliği yaptı. Halen Başbakanlık Ofis Müdürü görevini yürütüyor.

* * *

Üç Kürt tutsağa idam

İran rejimi, üç Kürt tutsağa,"Jin Jiyan Azadî" eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle idam cezası verdi. 

İran İnsan Hakları Örgütü (IHRNGO) İran rejiminin, Bokan Cezaevi'nde tutulan Kürt tutsaklar Raouf Sheikh Ahmadi, Mohammad Faraji ve Mohsen Eslamkhah’a idam cezası verildiğini duyurdu. 2025'te Mahabad Devrim Mahkemesi tarafından ayrı ayrı yargılanan üç eylemciye farklı tarihlerde idam cezası verildi. Üç eylemciye verilen idamın gerekçesi ise şöyle: “Allah'a düşmanlık" (moharebeh) ve "yeryüzünde bozgunculuk” (efsad-fil-arz). 

Raouf Sheikh Ahmadi (25), 26 Aralık 2022'de Bokan'daki ailesinin evinde tutuklandı. Ahmadi, daha sonra Urmiye’deki istihbarat merkezine nakledildi ve kendisinden 5 buçuk ay boyunca haber alınamadı.  

Muhammed Faraji (24), 11 Ocak 2023'te Bokan'da tutuklandı. Faraji da kısa bir süre sonra Urmiye İstihbarat gözaltı tesisine nakledildi. 

Tutuklandığı dönemde 16 yaşında olan Mohsen Eslamkhah da tutuklandıktan kısa bir süre sonra Urmîye İstihbarat Merkezi'ne sevk edildi. Eslamkhah’tan 40 gün boyunca haber alınamadı. Eslamkhah daha sonra Bokan Cezaevi'ne nakledildi. Eslamkhah hakkında idam cezası verildi. 

İnsan hakları savunucuları, üç tutsağa işkence yapıldığını ve itirafa zorlandıklarını kaydetti.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.