Federe Kürdistan yol ayırımında

Federe Kürdistan

Federe Kürdistan

  • Federe Kürdistan, önemli bir yol ayrımında duruyor. Bölgesel ve Irak içindeki hassasiyetin yüksek olduğu, ana partiler arasındaki güvenin azaldığı ve eski formüllerin rekabeti yönetmeye ya da asgari siyasi anlayış sağlamaya yetmediği bir dönem yaşanıyor.

Federe Kürdistan, Ortadoğu’nun en dikkat çekici federal deneylerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu, yalnızca Irak devleti içindeki anayasal çerçevesinden kaynaklanmıyor; aynı zamanda coğrafi konumu, güvenlik, enerji alanındaki rolü ve bölgesel/uluslararası ilişkilerdeki artan jeopolitik önemi sayesinde de böyledir.

Bu deney, Nisan 2026’da Bağdat’ta cumhurbaşkanı seçimine ilişkin tartışmayla zorlu bir siyasi sınavla karşı karşıya kaldı. Anayasal bir zorunluluk ve egemen bir makam meselesi olmaktan çıkan bu süreç, Kürtler arasında derinlerde yatan gerilimleri yeniden su yüzüne çıkardı. Ana Kürt partilerinin Bağdat’la ilişkiler ve Irak devleti içindeki Kürt temsiliyet kavramına yönelik yaklaşımlarındaki görüş ayrılıklarının derinliğini ortaya koydu. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (PUK) arasındaki çatışma, yalnızca pozisyon rekabetine indirgenemez. Shafaq News'ten Ali Hüseyin Feyli'ye göre; bu çatışma, iki paralel değişimin yansıması olarak da okunabilir:

* Yıllardır iki parti arasındaki ilişkiyi yöneten geleneksel uzlaşı modellerinin etkinliğinin azalması,

* Bağdat’taki siyasi ortamın değişmesiyle nüfuz ve temsiliyet araçlarının daha karmaşık hâle gelmesi ve eski formüllere bağlı kalmamasıdır.

Bu perspektiften bakıldığında, YNK'li Nizar Almedî'nin Irak Cumhurbaşkanı seçilmesi, iki farklı siyasi mantık arasındaki açılan mesafenin göstergesi oldu. Bunlardan biri, Bağdat içindeki güç dengesi ve ittifaklara; diğeri ise Bölge içindeki temsiliyet ve seçim ağırlığı hesaplarına dayanıyordu. Bu ayrışma, Bağdat’taki varlığın meşruiyetinin artık zorunlu olarak Federe Kürdistan'daki sandık meşruiyetiyle örtüşmediğini gösterdi.

YNK'nin yeni stratejisi

YNK'nin bu dönemdeki davranışını anlamak için şu gözlem yapılabilir: Parti, Federe Kürdistan içindeki sayısal üstünlüğünün sınırlarını, Bağdat’ı merkezi bir arena olarak kullanarak telafi etme stratejisi izliyor. Bu bağlamda parti söyleminde ve siyasi pratiğinde, Celal Talabani döneminden farklı, yeni bir yaklaşım belirginleşti. YNK Genel Başkanı Bafil Talabani’yle tanımlanan bu yaklaşım, zaman zaman Kürt arenası içinde gerilimlere yol açsa da merkezle ilişkileri derinleştirerek siyasi konumunu güçlendirmeyi ve müzakere kapasitesini artırmayı hedefliyor. Bu, YNK'nin Kürt ulusal çerçevesinden vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade, hayatta kalma ve nüfuz önceliklerine dair farklı bir değerlendirmeyi yansıtıyor. Bu mantığa göre YNK, belirli dönemlerde Bağdat’taki nüfuzun Federe Kürdistan içindeki seçim hâkimiyetinden daha belirleyici olabileceğini düşünüyor ve merkezle kurulan ortaklığın, KDP’nin genişlemesine karşı denge unsuru yaratma kapasitesini artıracağını değerlendiriyor.

KDP'nin stratejisi

KDP ise cumhurbaşkanlığı dosyasını tamamen farklı bir açıdan ele alıyor. Bu yaklaşım, Bağdat’taki temsiliyetin Federe Kürdistan içindeki halk desteğini yansıtması gerektiği öncülüne dayanıyor. KDP’ye göre; seçim sonuçlarının etkisini bypass eden veya azaltan her formül, siyasi hak ediş ilkesinin ihlali anlamına gelir ve son yıllarda Kürt siyasi sahnesinde yaşanan değişimlerle artık uyumlu olmayan anlayışların devamına kapı aralar.

KDP’nin bu dosyadaki ısrarı, seçim meşruiyetinin federal düzeyde Kürt temsiliyetinin yapısına yansıması gerektiği daha geniş sorusuyla bağlantılıdır. Bu mantık, Bağdat’ta farklı bir siyasi gerçeklikle çarpışıyor: Irak sistemi yalnızca Federe Kürdistan'daki seçim sonuçlarına göre yönetilmiyor; karmaşık anlayışlar, ittifaklar ve iç içe geçmiş çıkarlar ağı tarafından da şekillendiriliyor. Bu formül, müzakere gücünü ve ittifak inşasını salt sayısal üstünlükten daha belirleyici kılıyor. KDP, bu dosyayı hem partisinin hak edişini hem de ulusal prestijini savunan ikili bir savunma olarak yönetmiş görünüyor. Amacı, yıllardır bu konuyu yöneten geleneksel uzlaşı düzenlemelerine alternatif olarak sandık meşruiyetini öne çıkarmaktı.

Kerkük dosyası

Bu görüş ayrılığı, Kerkük dosyasının yeniden ön plana çıkmasıyla çakıştı. Valilik görevinin Kürt bileşeninden Türkmenlere devredilmesine ilişkin anlaşmanın hayata geçirilmesi tartışmaları arttı. YNK, bunu iki yıl önce mutabık kalınan bir taahhüdün yerine getirilmesi olarak nitelendirirken; KDP, seçmen iradesinin ihlali ve yerel bağlamın dışında yapılan siyasi anlayışların uzantısı olarak reddetti. İki taraf arasındaki anlaşmazlık, Kerkük’ün ötesine taşma riski taşıyor ve Irak’ın en karmaşık illerinden birindeki nüfuz yönetimi ile güç dengelerine dair daha hassas bir boyutu rekabete ekleme potansiyeli barındırıyor.

Nêçîrvan Barzanî’nin rolü

Bu gerilim ortamında Federe Kürdistan Başkanı Nêçîrvan Barzanî’nin rolü, konumu ve Kürt, Iraklı ve bölgesel aktörlerle geniş ilişkileri nedeniyle önem kazanıyor. Taraflar arasında açık iletişim kanallarının daha fazla ihtiyaç duyulduğu bu dönemde, onun varlığı özellikle kritik görünüyor ve gerilimi tırmandırmak yerine diyalogu ön plana çıkarıyor. Son yıllarda Nêçîrvan Barzanî’nin adı, Hewlêr-Bağdat arasında ve Kürt partileri arasında asgari düzeyde iletişimi koruma çabalarıyla anılıyor. Bu da rolünü, krizi kontrol altına alma ve çözüme yönelik mantığa ağırlık kazandırma potansiyeli taşıyan istikrarlaştırıcı bir faktör hâline getiriyor.

Önemli yol ayırımı

Federe Kürdistan, bugün önemli bir yol ayrımında duruyor. Bu süreç, bölgesel ve Irak içindeki hassasiyetin yüksek olduğu, ana partiler arasındaki güvenin azaldığı ve eski formüllerin rekabeti yönetmeye ya da asgari siyasi anlayış sağlamaya yetmediği bir dönemde yaşanıyor. Bölgedeki gerçek istikrar, bu nedenle sandık meşruiyeti (KDP’nin vurguladığı) ile sahadaki siyasi ve askeri gerçeklik (YNK'nin temsil ettiği) arasında hassas bir dengeyi gerektiriyor.

Mevcut kriz, Kürt ortaklığının geleceğine ve önümüzdeki dönemde Kürtlerin Bağdat’taki varlığının şekline ilişkin daha derin bir ikilemin ifadesi gibi görünüyor. Ana partiler asgari düzeyde karşılıklı güveni yeniden inşa edemezlerse meydan okuma yalnızca anlaşmazlığı yönetmekle sınırlı kalmayacak; Kürdistan deneyinin kendisinin nasıl anlaşıldığına ve aşırı oynak bir Irak ve bölgesel ortamda dayanma kapasitesinin sınırlarına kadar uzanabilecektir.  HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.