
Resmi rakamlara göre; Ekim ayında Irak’ta yaşanan şiddet olaylarında 964 kişi hayatını kaybetti. Çoğunluğu intihar saldırısı ve bombalı araçlarla yapılan bu saldırılarda ölenlerin 855’i sivil, 65’i polis ve 44’ü ise askerdi. Bin 600 kişi de saldırılar ve çatışmalarda yaralandı.
Ekim en kanlı ay oldu
Bu verilerle ile Ekim ayı, Nisan 2008’den bu yana en kanlı ay oldu. Kimse üstlenmese de saldırılardan El Kaide bağlantılı örgütler sorumlu tutuluyor. Zira saldırılar genellikle Şii’leri hedef alıyor. 2008’de ülke şiddetli bir mezhep çatışması yaşıyordu. Onbinlerce kişi bu çatışmalarda hayatını kaybetmişti. Ekim ayındaki şiddetin düzeyi, ülkede yeniden benzer bir çatışma sarmalına dönülmesi endişesine yol açtı.
Beyaz Saray’da da gündemdi
Şiddetteki bu tırmanış, dün Washington’da ABD Başkanı Barack Obama ile Irak’ın Şii Başbakanı Nuri El Maliki arasında yapılacak olan görüşmenin de merkezinde yer aldı. Maliki, gelecek yıl yapılacak seçimlerden önce ABD’lilerin desteğini almak istiyor
Maliki başarısız görülüyor
Ancak Washington, Maliki’ye başarısız gözüyle bakıyor. ABD’lilere göre; Maliki, ülke birliğini, güvenliği sağlayamadı. Şii Başbakan Maliki’yi “mezhepçi ve baskıcı gündem” izlemekle suçlayan Amerikalı bazı senatörler ayrıca İran’ın, Suriye’deki Beşar Esad rejimine askeri yardım göndermek için Irak hava sahasını kullandığını savunuyor.
El Kaide güçleniyor
Ayrıca Irak-Suriye sınırında El Kaide güçleniyor, bu konuda iki taraf da çare arıyor. Amerika Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili hafta içinde yaptığı açıklamada ülkesinin El Kaide’ye karşı etkili bir şekilde mücadele için Irak’a yardım etme niyetinde olduğunu belirtmişti. Bu yardımın içerisinde Maliki’nin de talep ettiği gibi, askeri ekipmanların sağlanması da yer alıyor. Anlaşma kapsamında Irak’a gelecek yılın sonlarında F-16 savaş uçakları da gönderilecek.
Maliki seçimi düşünüyor
Ayrıca ABD bölgesel çıkarları gereği Maliki’nin müttefik Türkiye ile yakın ilişki kurmasından yana. Görüşmede Obama’nın Maliki’ye, Ankara ile Bağdat arasında iki yıldır yaşanan gerginliğe son vermesini telkin ettiği belirtiliyor. Aslında Maliki de 2014’te seçimler öncesinde hem Türkiye’yle hem ABD ile ilişkilerini arayı düzeltmeye çalışıyor. Maliki’nin geçen hafta Dışişleri Bakanı’nı Ankara’ya göndermesini altında yatan en önemli sebep de bu. Zebari’nin temasları bu iki yılın ardından Bağdat’tan Ankara’ya yapılan ilk üst düzey ziyaret olması açısından önemliydi.
Suriye önemli faktör
Maliki’nin İran’a ve Beşar Esad yönetimiyle yakınlaşmasından rahatsızlık duyan Türkiye de iki ülke arasında yeniden normalleşmenin fayda getireceğine karar vermiş olmalı ki Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun iade-i ziyaret için önümüzdeki günlerde Bağdat’a gideceği açıklandı.
Neçirvan Barzani Ankara’daydı
Zebari’nin ziyaretinden bir kaç gün sonra ise Kürdistan yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani’nin Ankara’ya giderek Davutoğlu ve Başbakan Erdoğan ile görüşmesi de dikkat çekiciydi. Son yıllarda Kürt yönetimi ile AKP Hükümeti özellikle ekonomi alanında yakın işbirliğine gidiyor. Hewlêr’in, Ankara’ya tüm bölgede yatırım olanağı sunması ve merkezden bağımsız şekilde petrol anlaşmaları yapması Maliki hükümetinin tepkisini çekiyor. Ayrıca AKP’nin Şii hükümet tarafından dışlandıklarını belirterek protestolar gerçekleştiren Sunni siyasetçilere açıktan destek vermesi iki ülke arasındaki ilişkileri kopma noktasına getirmişti.
Barzani de ABD’ye gidiyor
Tüm bu gelişmelerin ortasında ve Maliki daha Washington’dayken Mesud Barzani’nin de ABD’ye gideceği açıklandı. Kürdistan Federal Bölge Hükümeti Dış İlişkiler Sorumlusu Felah Mustafa, dün yaptığı açıklamada Barzani’nin ABD’nin resmi davetiyesi üzerine önümüzdeki günlerde Washington’a gideceğini duyurdu. Açıklamanın Maliki ile Obama görüşmesine saatler kala yapılması dikkat çekti. Bu açıklama “Barzani de Maliki’yi şikayete gidiyor” şeklinde yorumlandı. Maliki hükümeti ile Barzani yönetimi arasında uzun süren gerginlik, neredeyse Irak ordusu ile peşmergelerin savaşın eşiğine gelmiş ancak tarafların son anda uzlaşmasıyla sorun çözülmüştü. Şu anda Bağdat ile Hewlêr’in ilişkileri normale dönmüş gözükse de Barzani’nin Türkiye’ye petrol satmaktan vazgeçmemiş olması her an gerginliğin yeniden baş göstermesine neden olabilir.
HABER MERKEZİ