İngiliz hükümeti, 2003’teki Irak işgalinde İngiliz askerlerinin işkence ve kötü muamelede bulunduğu Iraklılara şu ana dek yaklaşık 14 milyon Sterlin tutarında tazminat ödedi. İngiltere Savunma Bakanlığı, 2003’te ABD ile birlikte işgal ettiği Irak’ta, İngiliz askerinin Iraklı mahkumlara kötü muamelede bulunup işkence ettiğini resmen kabul etti. 2010’da kötü muamele iddialarıyla başlayan soruşturma kapsamında şu ana dek yaklaşık 200 kişiye tazminat ödenirken, daha yüzlercesi sırada bekliyor. Muhtemelen onların da tazminat talepleri kabul edilecek. Savunma Bakanlığı, her militarist birimden beklenilenin üzerine işkenceleri bir kaç askerin bilinçsiz tavırların sonucu olarak değerlendirse de elbette realite bu kadar basit değil. 200 kişiden fazla kişiye ödenen tazminat dışında öne çıkan ve emsal teşkil edecek davalar meselenin derinliğini su yüzüne çıkarıyor.
Hükümet, İngiliz istihbarat teşkilatı tarafından Kaddafi rejimine teslim edilen ve akabinde rejim tarafından işkence gören Libyalı muhalif Sami Saadi’ye geçtiğimiz haftalarda 3,5 milyon Dolar tazminat ödeme kararı vermişken bir kaç gün önce de 2003’de Basra’da görev yapan bir İngiliz doktoru, Iraklı bir mahkuma karşı ihmalkarlıktan ve görevini kötüye kullanmaktan suçlu buldu. Irak’ta savaşan İngiliz askerlerinin, Iraklı otel görevlisi Baha Musa’yı işkence yaparak öldürmesiyle ilgili inceleme raporu geçen sene açıklanmış; Musa’nın vücudunun 93 farklı yerinden yara aldığı açıklanmıştı. Askerler tarafından ölesiye dövülmüş elleri kelepçeli Musa’yı muayene eden İngiliz askeriye doktoru Derek Keilloh, Musa’nın durumunu ilgili mercilere havale etmeyerek ölümüne sebebiyet vermekten suçlu bulundu. Savunma Bakanlığı Musa’nın ailesine 2 milyon Sterlinden fazla tazminat ödeyecek. Yıllardır günah keçisi olarak gösterilen doktor suçlu bulundu; ama peki Britanya Askeri Gücü ne zaman yargılanacak?
İstihbarat sisteminden sağlık ekibine kadar birçok partiyi içine alan işkence ve kötü muamele sistemi, meselenin bir kaç askeri aştığının aşikar bir şekilde gösteriyor. The Guardian gazetesinin önde gelen gazetecilerinden Ian Cobain’in geçtiğimiz aylarda çıkan, ‘Acımasız Britanya: İşkencenin Gizli Tarihi’ (Cruel Britannia: A Secret History of Torture) adlı kitabında Britanya’nın ulusal güvenlik adına işlediği insanlık suçlarına değiniyor. Kitap, Afganistan ve Irak müdahalelerinin öncesine de giderek Kenya ve Kıbrıs’taki koloni direnişleri esnasında Britanyalı askerler tarafından işkence uygulamalarını ele alıyor ve ayrıca kitap, İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) mensuplarına yönelik insanlık dışı muamelelere göz atıyor.
11 Eylül sonrası Britanya’nın uyguladığı işkencelere dair araştırmaları, Cobain’e gazetecilik alanında birçok ödüller kazandırmışken Cobain kitabında tam anlamıyla, ‘kim Britanya işkence yapmaz diyor?’ diye yüksek bir sesle bağırıyor.
İngiltere’nin Iraklılara ödediği milyonlarca doların yanı sıra ABD, Afgan savaşçılarına yönelik işkence ve kötü muamele soruşturmaları üzerine bir kaç askerini rütbe düşürme ve ufak para cezalarına çarptırdı. Olaylar yine bir kaç askerin görevi suistimali olarak lanse edilirken Amerikan askerleri, 2014’e kadar Afganistan’da bulunmaya devam edecekler. Bu da demektir ki Amerikan ordusu, bu ehli keyif uygulamalarıyla Afgan halkının canını yakmaya bir süre daha devam edecek.
İngiltere’den gelen geç kalmış bir adaletle ruhların bir nebze rahatladığı doğru ama devletlerin önce öldür; onlarca yıl sonra da aileye tazminat ödeyip özür dile politikaları özellikle İngiltere ve Amerika’da yaygın bir hal aldı.
Dünyanın düzeni bu. Kimi 11 Eylül saldırısıyla patlak veren ‘terörle mücadele’ stratejileriyle işgal ettiği halka işkence eder, kimi KCK operasyonları kapsamında önüne geleni içeri tıkar. Her iki grup da devlet merciiyle adalet ve savunma politikalarını kendi lehlerine göre yontup kirli politikalarını meşrulaştırıyorlar. Hadi İngiltere ve Amerika bir parça da olsa kirli politikalarından ötürü özür dileyip tazminat öderken; Türk devleti ne zaman özrünü dileyip kendi vatandaşlarına tazminat ödeyecek acaba?