Irak’ta barış artık çok uzak
Dünya Haberleri —

Irak protesto / foto:AFP
- Maliki, başbakanlık için kararlı. Sudani ve Ammar el-Hekim, Maliki yerine Sudani’yi yeniden aday göstermeyi planlarken, Sadr, Şii-Arap karakterli bir Irak inşa etmek istiyor. Şii ve Kürt siyasetçiler arasındaki güven ise çoktan kırıldı.
DİLZAR ARİF
Irak’taki seçimlerin sonuçları ve Esad rejiminin devrilmesiyle, Şii hilali zayıfladı. Bu da Irak ve bölge genelinde yeni meydan okumalar, krizler ve karmaşaları beraberinde getirdi. 2003’ten sonra Iraklı Şii siyasetçiler, ABD ve Batı’nın “yeşil ışığı” ile Irak’ta egemenlik kurmayı başardı ve Sünni Baas devletini Şii ağırlıklı bir devlete dönüştürdü. Ancak bu büyük dönüşüm Irak halkına ağır bir bedel ödetti.
Saddam’ın devrilmesinden önce Bağdat’ın yaklaşık yüzde 70’i Sünni’ydi. Fakat 2005’ten sonra kademeli olarak şehrin demografisi değiştirilmeye başlandı. Bugün Sünnilerin Bağdat nüfusunun yalnızca yüzde 30’unu oluşturduğu belirtiliyor.
Eski müttefik, yeni tehdit
Öte yandan, Suriye’deki gelişmeler ve Colani’nin ortaya çıkışı, Şii siyasi çevrelerde ve sokakta ciddi bir korku yarattı. Önceleri Şiilerin dostu ve müttefiki olarak görülen Beşar Esad’ın devrilmesiyle Suriye, Irak’taki Şii konumu açısından en büyük tehditlerden biri haline geldi.
Şii partilerin çoğunu etrafında toplayan Koordinasyon Çerçevesi, Colani ve bölgedeki Sünni dalgaya karşı güçlü bir duruş sergilemek için Nuri el-Maliki’yi güçlü bir başbakan olarak yeniden öne çıkarmak istiyor. Ancak kısa sürede Trump ve ABD Dışişleri Bakanlığı buna karşı çıkarak Maliki’yi “İran’ın adamı” olarak tanımladı. Şii Koordinasyon Çerçevesi, karşı karşıya kaldığı bu yeni ve hassas meseleye nasıl bir çıkış yolu bulacağını henüz bilmiyor.
Maliki yerine Sudani mi?
Maliki, geri adım atmıyor ve ABD’nin onayı olmadan da yolunda devam etmek istiyor. Buna karşılık özellikle Muhammed Şiya es-Sudani ve Ammar el-Hekim gibi Şii liderler, Maliki yerine Sudani’yi yeniden aday göstermeyi planlıyor. Bu durum süreci daha da karmaşık hale getiriyor. Maliki, Hadi el-Amiri ve Qeys el-Xezeli gibi İran’a yakın Şii güçler; Sudani’nin arkasında Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin bulunduğunu ve bu ülkelerin Trump’a baskı yaparak Maliki’yi kabul etmemesini sağladığını düşünüyor.
Şiilerin krizi
Irak’taki Şii cephesinin durumu her geçen gün daha karmaşık ve belirsiz hale geliyor. Bir yandan Colani, Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar’ın desteğiyle Sünni bölgeleri yeniden güçlendirmek, yeni bir ivme kazandırmak ve hatta DAİŞ ile diğer radikal İslamcı unsurları canlandırmak istiyor. Diğer yandan İran her geçen gün daha da zayıflıyor, geri çekiliyor ve kendi sınırlarına dönüyor.
Şiiler ile ABD arasındaki “tatlı dönem” dönem, DAİŞ’e karşı savaş sonrasında giderek zayıfladı ve bugün karşı karşıyalar. Bunun yanı sıra Kürdistan Bölgesi’ndeki referandumdan sonra Şiiler ile Kürtler arasındaki ilişkiler de kötüleşti. Şii ve Kürt siyasetçiler arasındaki güven kırıldı.
Ayrıca Şii cephenin kendi içinde de ciddi çekişmeler ve karşıtlıklar var. Özellikle İran’a yakın silahlı Haşdi Şabi gruplarının siyasi kanadı olan Maliki, Amiri ve Xezeli ile Mukteda es-Sadr ve taraftarları arasında riskli bir rekabet söz konusu. Sadr Hareketi, 2021’den siyasi süreçten çekilmiş, 2025 seçimlerine de katılmamıştı. Bu da seçimlere katılım oranını ciddi biçimde etkiledi.
Sadr, Şii-Arap yapısını istiyor
Sadr, Irak’ı İran’ın etkisinden çıkarmak ve Arap kimliği ön planda olan Şii karakterli bir Irak inşa etmek istiyor. Bu nedenle İran’ın Irak’ta zayıflaması, Sadr ve İran karşıtı Şii grupların yeniden sahaya dönmesi ve devlet yönetimini kontrol etmeye çalışması anlamına geliyor.
Sünniler ise özellikle Colani’nin yükselişi, Lübnan Hizbullahı’nın zayıflaması ve Rojava’daki gelişmelerden sonra Şiileri yakından takip ediyor. Sünni dönemin yeniden başladığını ve İran’a yakın Şii yönetimin sonlandırılabileceğini düşünüyor. Ancak Sünnilerin yeniden iktidara gelmesi ve Şii hâkimiyetini sarsması oldukça zor görünüyor. Çünkü Kürtler bu sürece destek vermiyor ve Şiiler nüfusun çoğunluğunu oluşturuyor. Ayrıca bir Saddam Hüseyin’in ya da bir Ebu Bekir el-Bağdadi’nin yeniden ülkeyi yönetmesine artık zemin yok. Sonuç olarak, bugün ve gelecekteki Irak’ın yolu mayınlarla döşeli. Barış ve birlikte yaşama düşüncesi ise çok uzak.















