Bu kez Nêçîrvan Barzanî Bağdat'ta

Nêçîrvan Barzanî ve Şii koordinasyonu görüşme
- Irak Koordinasyon Çerçevesi'nin başbakan adayı Ali el-Zeydi’nin Hewlêr ziyaretinin ardından Federe Kürdistan Başkanı Nêçîrvan Barzanî, Bağdat'a giderek Şii ve Sünni gruplarla görüştü.
Irak Koordinasyon Çerçevesi, 27 Nisan’da iş insanı Ali el-Zeydi’yi başbakan adayı olarak açıkladı ve Cumhurbaşkanı Nizar Amedî, aynı gün anayasal 30 günlük süre içinde hükümeti kurmakla görevlendirdi. Güney Bankası’nın eski Yönetim Kurulu Başkanı ve gıda tedariki, perakende ile medya şirketlerinin sahibi olan Zeydi’nin ne bir partisi ve parlamentoda bir bloku ne de daha önce herhangi bir devlet görevi bulunuyor. Adaylık, Washington’un New York Fed hesaplarından Irak Merkez Bankası’na 500 milyon dolarlık fiziki dolar sevkiyatını durdurmasından bir hafta sonra ve ABD Maslahatgüzarı Joshua Harris’in Koordinasyon Çerçevesi liderlerine “düşmanlarımız” ifadesini kullandığı bir mektup göndermesinden bir gün sonra gerçekleşti. Görevlendirmeden iki gün sonra, 29 Nisan’da ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği kısa bir açıklama yaparak Zeydi’ye hükümeti kurma çalışmalarında “en iyi dileklerini” iletti. Bu, en azından koşullu bir angajmanın ilk işaretiydi. Zeydi, geçen hafta Hewlêr'i ziyaret ederek, yönetim kademesiyle görüştü. Dün de Federe Kürdistan Başkanı Nêçîrvan Barzanî, Bağdat'a gitti.
Ziyaret, Hewlêr ile Bağdat arasında halen çözüme kavuşmamış birçok dosyanın gündemde olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Maaşlar, Pêşmerge bütçesi, 140. Madde ve enerjiyle ilgili bazı konular bunlar arasında yer alıyor. KDP Genel Başkan Yardımcısı da olan Barzanî, ziyaretinin ilk saatlerinde Şii Koordinasyon Çerçevesi heyetiyle bir araya geldi, ardından Sünnilerin Ulusal Siyasi Konseyi ile de görüşmesi bekleniyordu. Görüşmelerde Irak’ta yeni hükümetin kurulması ve geçmiş dönemlerde tam anlamıyla çözülemeyen sorunlar ele alındı. Sünni Azm Koalisyonu Sözcüsü Azam Hamdani ziyart hakkında Rûdaw’a yaptığı açıklamada, Nêçîrvan Barzanî'nin her zaman Hewlêr ile Bağdat arasındaki sorunların çözümünü kolaylaştıran bir rol üstlendiğini belirtti. Nasr Koalisyonu Sözcüsü Akil Redini de ziyaretinin, Zeydi’nin Hewlêr ziyaretini tamamlayıcı nitelikte olduğunu söyledi. Bedir Örgütü Siyasi Büro Üyesi Ebu Misak Mesari de "Hükümetin hızlı kurulmasında etkili olabilir. Bu ziyaret, hükümetin kurulmasını hızlandıracak ve sorunların yeniden düzenlenmesi için bir başlangıç olacaktır” ifadelerini kullandı.
Parlamentodaki en büyük blok olan Şii Koordinasyon Çerçevesi ve Sünnilerin çoğunluğunu temsil eden Ulusal Siyasi Konsey ile Kürtler, Irak yönetimindeki üç temel siyasi ekseni oluşturuyor.
Ali Zeydi, 26 Nisan’dan bu yana yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmiş durumda. Irak Anayasası’na göre 30 gün içinde kabinesini parlamentoya sunarak güvenoyu alması gerekiyor.
Zorunlu tercih Ali Zeydi
TNC'nin analizine göre; Zeydi’nin Irak başbakan adayı olarak gösterilmesi, yönetici sistemin kendi yarattığı ve açıkça savunamadığı bir kriz için “yönetici” arayışının bir parçası olarak anlaşılıyor. Zeydi’nin asıl yararı, “olmadığı” kişilerden kaynaklanıyor. O, Nuri el-Maliki değil, Maliki’nin dönüşü Washington için fazla provokatif olurdu. O, bir milis komutanı değil, böyle bir adaylık sistemi fazla doğrudan açığa çıkarırdı. O, Muhammed Şiya es-Sudani de değil, Sudani’nin ikinci dönemi Şii düzen içinde bağımsız bir kutup haline gelmesine yol açabilir ve koalisyonu Washington için daha da karmaşıklaştırırdı. Zeydi’nin adaylığından bir gün önce ABD’nin Koordinasyon Çerçevesi’ne gönderdiği mektupta, silahlı grupları destekleyen Çerçeve liderlerinin doğrudan reddedileceği ve veto edileceği uyarısı yapılmıştı. Aynı gün Washington, Sudani’nin koalisyonu içinde üç sandalyeye sahip El-Avfiye Hareketi’nin lideri milis komutanı Haydar el-Gıravi için 10 milyon dolar ödül koymuştu. Zeydi aynı zamanda “temiz teknokrat” da değildir, çünkü temiz bir teknokrat yönetici koalisyonu bir arada tutan rant kanallarını tehdit ederdi. İşte bu yüzden zamana uyuyor.
Parçalı Koordinasyon Çerçevesi
Koordinasyon Çerçevesi parçalanmış durumda. Hiçbir Şii aktör tek başına belirleyici sayıya veya otoriteye sahip değil ki diğerlerini alarma geçirmeden başbakan dayatsın. Maliki fazla maliyetli, Sudani fazla tehdit edici, milis yüzler fazla açıkta ve gerçek bir reformcu da ekonomik düzeni tehdit eder nitelikte. Zeydi farklı bir formül sunuyor: Bağımsız siyasi bir tabanı olmayan, hiçbir gücü domine edemediği için birden fazla güç merkezine kabul edilebilir bir iş insanı. Bu da onu, başbakan lider olmaktan ziyade, baskı altındaki bir kartelin CEO’su yapıyor.
İran'ın yapısal ekosistemi
ABD, Ali Zeydi’nin adaylığını ideal bir aday olduğu için değil, Irak’ın mevcut siyasi düzeni içinde temiz veya mükemmel seçenekler bulunmadığı için çekincesiz kabul etmiş görünüyor. İran ağları çok derinlemesine yerleşmiş durumda; Washington’un basitçe dışarıdan bir isim dayatması mümkün değil. Herhangi uygulanabilir bir aday hâlâ Koordinasyon Çerçevesi üzerinden çıkmak zorunda; bu çerçeve en büyük blok ve Bağdat’ta İran’a yakın güçlerin temel aracıdır. Bu açıdan Zeydi, mevcut en iyi seçenek olarak görülebilir. Angajmana alan bırakan kadar belirsiz, sistemden geçecek kadar bağlantılı ama İran’la o kadar açık bağlı değil ki kabul edilmesi siyasi olarak imkânsız olsun. Bu belirsizlik, onu anlamak için anahtardır. İran artık Irak’ta her figürü tek tek seçmek zorunda değil, çünkü muazzam yapısal etki sağlayan bir ekosistem kurdu. Bu anlamda Zeydi’nin İran’a yakınlığı, doğrudan emir ilişkisinden ziyade yükseldiği ağlarla ilgili olabilir. Sadece bir hafta önce Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani Bağdat’taydı ve ziyaretin kapalı kapılar ardında nihai tercihin şekillenmesinde rol oynamadığına inanmak zor. Zeydi’nin çevresinde İran ayak izi var; özellikle yaptırımları delme operasyonlarını kolaylaştırma konusunda. Bu işlev, İran için milis söyleminden veya sembolik güç gösterilerinden daha yararlı olmuş olabilir. O aşamada İran, silahlı müttefikler kadar finansal kanallara, ticari kılıflara ve kurumsal erişime de ihtiyaç duyuyordu.
Kurumsal, finansal ve ağ temelli
Zeydi’nin yükselişi de tam bu ekosistem üzerinden gerçekleşmiş görünüyor. Muhafazakâr biri olarak tanımlanıyor ve milis bağlantılı siyasi güçlerle yakın ilişkileri olduğu söyleniyor. Erken dönem iş profili, iş insanlarının genellikle siyasi partilerin ve silahlı grupların “ekonomik komiteleri” ile çalıştığı döviz piyasasında şekillenmiş. Pratikte bu, güçlü aktörlere bağlı sermayeyi yönetmek, yatırmak veya geri dönüştürmek anlamına geliyor. Daha sonra bankacılık sektörüne geçmiş; Irak’ta bir İslami bankanın lisans alması ciddi siyasi koruma olmadan pek mümkün değil. Bu nedenle Zeydi’nin İran’a yakınlığı tek bir görünür bağlantıyla tanımlanmıyor. Kurumsal, finansal ve ağ temelli bir yakınlık; bu da onu daha kalıcı ve zorlu kılıyor. Washington’un onu doğrudan reddetmesini zorlaştıran nedenlerden biri de bu. Zeydi, bir milis komutanı veya bilinen bir hizipçi kadar açık risk taşımıyor. İlişkileri daha bulanık; iş, bankacılık, parti finansmanı ve elit ağlar üzerinden dolaylı. Bu belirsizlik, ABD’ye onunla çalışmak için alan verirken, İran’a da sistemin kendi hâkimiyetindeki bir ürünü olduğu konusunda güvence sağlıyor.
Hepsi Şatra kökenli
Yurt içinde Zeydi, birkaç güçlü ağı kesişim noktasında olduğu için yararlı. Şatra kökenli; Irak Yargı Konseyi’nin güçlü başkanı Fayık Zeydan gibi. Zeydan’ın onu öne çıkarmada önemli rol oynadığı düşünülüyor. Aynı zamanda Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’ye de yakın. Aylar önce Zeydi, Kasım seçimlerinde Sudani lehine kampanya yürüten Dijla TV’yi satın almıştı. Kardeşi de Sudani listesinde milletvekili. Zeydi zaten iş insanı olmasına rağmen profili, Mustafa el-Kazımi’nin başbakanlığı döneminde belirgin şekilde yükseldi; bu dönemde yolsuzluğa açık ve son derece kârlı gıda sepeti ihalelerini aldı. Kazımi de Şatra kökenli ve Zeydan’a yakın görülüyordu. Bu durum, iş dünyası, yargı ve yürütme siyasetini birbirine bağlayan geniş bir Şatra ağına işaret ediyor. Dikkat çekici olan, bu kümedeki en önde gelen figürlerin seçilmemiş olması ve ani yükselişlerinin ancak son 10 yılda, Zeydan güç konsolide ettikçe görünür hale gelmesi. Irak’ın mevcut istihbarat şefi Hamid eş-Şatri de aynı kasabadan; Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri Hamid Naim el-Gazi de öyle. Bu, Irak yürütmesi içindeki en önemli idari pozisyonlardan biri.
Sudani ile Zeydi ilişkisi
Sudani ile Zeydi arasındaki ilişki de önemli. Sudani’nin görev süresi boyunca Zeydi’ye kooperatif hipermarket zinciri projesi verildi ve Zeydi’nin bu tür projeler üzerinden giderek Sudani’nin iş ortağı haline geldiği söyleniyor. Aynı zamanda Maliki’nin de ona veto koymamış olması, iş çıkarlarının örtüştüğünü gösteriyor. Zeydi’nin Sünni ve Kürt gruplarla da ticari bağları olduğu belirtiliyor. Onu siyasi açıdan ilginç kılan da bu: Ne bir hizip dışı ne de tek bir kampa ait. Birden fazla güç merkezine kabul edilebilir, çünkü onları birbirine bağlayan aynı enformel ekonominin ürünü. Asıl hikâye de bu ekonomi. Zeydi’nin yükselişi döviz işlemleri, bankacılık, gıda tedariki, devlet ihaleleri, perakende, medya ve seçimsel fayda üzerinden ilerliyor. Şirketi El-Uveys, gıda sepeti tedariki ve ordu iaşesi alanında faaliyet gösteriyor; bunlar Irak’ın en siyasi hassas tedarik kanallarından ikisi. Bunlar normal ticari sektörler değil. Devlet parası, ithalat, kamu bağımlılığı, hizip komisyonları ve siyasi koruma arasında doğrudan bağlantı kuruyorlar. Bu kanalları kontrol eden kişi basit bir iş insanı olmaktan çıkar; gücün finanse edildiği ve dağıtıldığı mekanizmanın parçası haline gelir. Zeydi, bir patron üzerinde anlaşamayan, reformcuyu riske atamayan ve kendisini ayakta tutan rant ekonomisinden vazgeçemeyen bir kartelin adaydır. BAĞDAT















