Irak’ta şiddet ABD işgalinin sona erdiği 2011’den beri hız kesmedi. BM’nin raporuna göre özellikle 2006-2007’den itibaren artan mezhepsel şiddet bin 45 kişinin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 397 kişinin yaralandığı Mayıs ayında zirve yaptı. Nisan’da da ordunun Kerkük’e bağlı Hewice’de Maliki karşıtı Sünni göstericilere müdahalesiyle patlak veren şiddet olaylarında 700’ü aşkın insan ölmüştü. Suriye’de iki yılı aşkın süredir devam eden olayların da Irak’ta tekrar belirginleşen mezhepler arası ayrımı tetiklediği düşünülüyor. Irak’ın Şii Başbakanı Nuri El Maliki, İran’a yakınlığıyla biliniyor. ABD’nin önde gelen dış politika araştırma kuruluşu Council on Foreign Relations’ın Başkanı Richard N. Haass, geçtiğimiz Mart ayında Irak’ın artık İran’ı dengeleyen bir güç olmaktan çıktığını ve hatta yer yer Tahran’ın dış politikasının bir aracı haline geldiğini belirtmişti.


BM iç savaş uyarısı yaptı

BM de artan şiddetin ülkeyi iç savaşa sürükleyeceği uyarısında bulundu. Geçen hafta siyasi liderler mezhepsel şiddeti durdurmak için bir araya gelse de saldırılar hız kesmedi. Bağdat’ta Sünni ve Şii mahallelerinde düzenlenen saldırılarda Pazartesi 70, Perşembe 25 kişi ölmüştü. Bağdat’tan sonra en fazla şiddet olayı Selahaddin, Musul, Enbar, Diyala ve Kerkük kentlerinde yaşandı.

Maliki’ye uzlaş çağrısı

Özellikle El Kaide ve silahlı Sünni grupların saldırıları giderek tırmanırken BM’nin Irak Özel Temsilcisi Martin Kobler, “Iraklı liderler anlaşmazlıklara çözüm bulmazlarsa artan şiddetin daha vahim sonuçlara yol açması an meselesi” dedi. Uluslararası Kriz Grubu uzmanı Maria Fantappie de “Hükümet, şimdiye kadar protestocularla anlaşmaya varmak adına adım atmadı. Artık sokaklarla uzlaşmak için ciddi çözümler bulmalı” yorumunu yaptı. Ancak Maliki artan ölümcül saldırılara ve protesto gösterilerine rağmen politika- larında geri adım atmıyor. Maliki ile diğer gruplar arasında kritik dönemlerde arabulucu görevi üstlenen Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin yokluğu da cabası. Geçirdiği inme sonrası halen Almanya’da tedavisine devam edilen Talabani’nin görevine ve pek çoklarına göre de “ülkeyi bir arada tutan siyasi figür” rolüne devam edip edemeyeceği ise belirsizliğini koruyor.

BAÐDAT