İran'da rejim değişikliğinin zorluğu

Forum Haberleri —

İran/foto:AFP

İran/foto:AFP

  • Rejim, piramit yerine birbirine bağlı ama farklı özerklik derecelerine sahip sütunlardan oluşuyor. İçinde farklı fraksiyonlar var, ancak hepsi İslamcı ve dini otoriteye bağlı.

* HASSAN HASSAN - Çeviri: Yeni Özgür Politika

ABD'nin İran'a yönelik son saldırıları bir paradoksu somutlaştırıyor. Bu operasyon, en azından İsrail'in 2024 başlarında üst düzey İranlı ve Hizbullah yetkililerini hedef aldığı saldırılardan bu yana en yüksek riskli kampanya niteliğinde. B-2 bombardıman uçakları ve deniz unsurlarıyla gerçekleştirilen mevcut harekât, İran'ın nükleer programını aylarca geriye atan Haziran 2025'teki Fordow ve Natanz saldırılarını gölgede bırakıyor. Ancak her iki taraf için de seçenekler sınırlı; buna rağmen söylem düzeyinde maksimalist bir retorik hâkim.

ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklaması, saldırıları rejim değişikliği çabası olarak çerçeveliyor. Amaç, İran halkını ayaklanmaya teşvik etmek veya rejim içinden firarları özendirerek iç bölünmeyi tetiklemek. Trump, savaşmayanlara dokunulmazlık teklif etti. ABD ve İsrail'deki kulislerden anlaşıldığı kadarıyla bu operasyon, uzun soluklu bir kampanya olarak tasarlanmış: Yeni stratejik gerçeklikler yaratmak, senaryoları değiştirmek veya rejimi teslim olma şartlarını kabul etmeye zorlamak hedefleniyor. Saldırılar, İran'ın Cenevre'de ABD'nin maksimalist taleplerini –nükleer tesislerin tamamen yok edilmesi, tüm zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve süresi olmayan kalıcı bir anlaşma– reddetmesinden saatler sonra geldi. Aynı sabah Umman Dışişleri Bakanı barışın "el uzatılacak kadar yakın" olduğunu söylemişti.

İran'da olmayan ihtimaller

Sorun şu ki; rejim değişikliği şu anda uygulanabilir görünmüyor. Son yıllarda rejim değişikliği, ya ABD'nin kara gücüyle (Irak ve Afganistan gibi) ya da mevcut kitlesel bir isyanla (Libya ve Suriye gibi) gerçekleşti. İran'da ise bu iki senaryodan hiçbiri şu an muhtemel değil. Pragmatistlerin veya başka grupların, Ayetullah Ali Hamaney'e karşı darbe yapması da son derece düşük ihtimaldi. Rejim, piramit yerine birbirine bağlı ama farklı özerklik derecelerine sahip sütunlardan oluşuyor. Haziran saldırıları sırasında (12 Gün Savaşı olarak adlandırılan) Hamaney'in sığınakta olduğu rapor edilse bile rejim ondan bağımsız olarak hızlı askeri kararlar aldı. Rejim içinde farklı fraksiyonlar var, ancak hepsi İslamcı ve dini/siyasi otoriteye bağlılık gösteriyor.

Eğer karşı güç eksikliği veya otoriteye karşı içten bir dönüş nedeniyle rejim değişikliği mümkün değilse, en iyi senaryo şu olabilir: Mevcut rejim içindeki pragmatist unsurlar, bu tırmanışın yıkıcı sonuçlarını gördükten sonra haklı çıkmış olur. Haziran 2025 savaşından sonra eski reformist Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, kurumsal değişim çağrısı yapmıştı. Bu unsurlar, İran'ın nükleer ve askeri hırslarında mevcut maksimalist tutuma kıyasla daha fazla esneklik gösteriyor, ancak Washington'la müzakerelerin mümkün olduğuna inandıkları için şimdi aptal yerine konulma riski taşıyorlar.

Hizbullah örneği ve alternatif

İsrail ve ABD'deki analistler bile son aylarda Hamaney yönetiminde İran pozisyonunda herhangi bir değişiklik olmayacağına ikna olmuş durumda. Bu görüş, Trump ve İsrail'e yakın politika çevrelerinde ivme kazandı. Argüman, Eylül 2024'te uzun süredir lideri Hasan Nasrallah'ın öldürülmesinden sonra Hizbullah'ta yaşanan dramatik değişime dayanıyor. Eski liderin ideolojik bağlılığı ve miras kaygıları nedeniyle kabul etmeyeceği teslim anlaşmasını, Nasrallah sonrası Hizbullah'ın kabul ettiği belirtiliyor. Hamaney için de aynı şey söyleniyor: İleri yaşı nedeniyle yüksek riskli bir oyunu tercih ediyor ve uzlaşmaya pek alan bırakmıyordu.

Dolayısıyla bir bekleme oyunu söz konusu. Washington, İran rejimine baskıyı sürdürmek, kaynaklarını tüketmek ve kalıcı zarar vermek için gerekli kaynakları sahada bulunduruyor. Mevcut durumu bu prizmadan gören gözlemciler, Tahran rejiminin varoluşsal bir krizle karşı karşıya olduğu sonucuna varacak. Ancak durumu daha doğru değerlendirmenin yolu, İran'da iktidarı devralabilecek bir karşı gücün yokluğuna odaklanmak. Yurt dışındaki İran muhalefeti ölümcül şekilde parçalanmış durumda. Halkın Mücahitleri, rejime karşı olan İranlılar tarafından bile yaygın şekilde nefret ediliyor; Pehlevi monarşistleri ise sokak düzeyinde yankı bulsa da örgütsel altyapıdan yoksun. Bu perspektiften bakıldığında, ABD ve İsrail rejimi kanatabilir ama henüz deviremez.

Rejimin kullandığı seçenekler

Öte yandan İran rejiminin de sınırlı, ancak potansiyel olarak sonuç doğurabilecek seçenekleri var. Körfez'in diğer yakasındaki ABD varlıklarına saldırarak misilleme yapmak zorunda hissediyor ve muhtemelen daha ileri giderek kritik enerji altyapısını hedef alabilir; böylece ABD müttefiklerini cezalandırır ve küresel ekonomik krize yol açar.

Haziran 2025 misillemesi, dikkat çekici şekilde ölçülüydü. İran'ın, Katar'daki El Udeyd Hava Üssü'ne füze atmadan önce ABD'ye haber verdiği ve asgari hasar verdiği rapor edilmişti. Bu sefer İranlı yetkililer, çok daha az itidalle misilleme yapacaklarını açıkça belirtti. Eğer İran çok sayıda böyle tesisi hedef alırsa küresel piyasalar üzerindeki sonuçlar, 2019'da Suudi Arabistan'ın en büyük petrol işleme tesisi Abqaiq'e yönelik saldırısından çok daha ağır olur. Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman birlikte küresel sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) yaklaşık altıda birini sağlıyor.

* New Lines Magazine'den çevrilerek kısaltıldı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.