YNK- Goran Hareketi arasında sağlanan anlaşmaya birçok siyasi parti olumlu destek verdi. Ancak KDP bölgede yaşanan siyasi kriz ve halkın kendisine dönük tepkisinden Goran Hareketini sorumlu tuttuğu için sert tepki gösterdi. Daha sonraki açıklamalarında krize sebep veren Goran ile hiçbir şekilde bir araya gelmeyeceğini, ortak hükümette yer almayacağını net şekilde ortaya koydu. Aynı tonda olmazsa da YNK’yi de tehdit etmekten geri durmadı.
KDP’den gelen tüm bu tehdit ve suçlamalara rağmen YNK ve Goran Hareketi anlaşma imzaladı ve anlaşma gereği oluşturulan Ortak Konsey siyasi partilerle görüşmeye başladı. Ancak KDP iki partinin ortak konseyi ile kesinlikle görüşmeyeceğini defalarca deklere etti. Bugüne kadar da görüşme talebine olumlu yanıt vermiş değil. Ancak KDP yetkililerinden yapılan açıklamalara bakılırsa ortak konsey ile görüşme gerçekleştirilmeyecek.
KDP bu oluşuma karşı koruma duvarlarını yükseltmeye devam ederken, YNK ve Goran ortak konseyi hem federe bölgedeki siyasi partilerle hem de Irak merkezi hükümetiyle ilişkileri iyileştirmek ve Irak bütünlüğü içerisinde Kürdistan bölgesini güçlendirmek için sıkı bir görüşme trafiğini başlattı. Bu temelde her iki partiden oluşan bir heyet geçtiğimiz günlerde Bağdat’ta temaslarda bulunurken bir heyet de bölgede görüşmeler gerçekleştirdi.
Irak’taki temaslardan sonra iki taraftan da yapılan açıklamalarda görüşmelerin olumlu geçtiği, Kürdistan bölgesinde gelişen bu inisiyatifin ve çözüm arayışlarının hem Irak’ta hem de federe bölgede yaşanan siyasi krizin aşılmasında olumlu rol oynayacağı belirtildi. Özcesi Irak bu oluşuma karşı memnuniyetini açık şekilde dile getirdi.
Irak merkezi hükümeti Türk devletinin başını çektiği Sünni cephe ile KDP arasında yaşanan sıkı ilişkilerden son derece rahatsızdı ve bu Bağdat-Hewler arasında sürekli bir gerilime neden oluyordu. Dolayısıyla eğer YNK-Goran ittifakıyla Irak hükümeti KDP faktöründen kurtulursa son derece rahatlamış olacak. Gelişen Irak, YNK- Goran ortak konsey ilişkisi KDP’nin iyice köşeye sıkışması anlamına gelecek.
Erdoğan’la paralel şekilde gerilim siyaseti yürüterek iktidar kurma hesapları yapan KDP, Rusya ve İsrail karşısında Türkiye’nin içine girdiği U dönüşüne er ya da geç girecektir. Ancak halen gerilim siyasetiyle iktidarını sağlama alacağına inanıyor olması yeni hamleler geliştiriyor. Bunun için de kendi siyasetini eleştiren, tutum koyan herkese saldırmaktan geri durmuyor. YNK-Goran arasında sağlanan anlaşmaya destek veren, geçtiğimiz günlerde hükümetten çekilmeyi tartıştığını deklere eden Komala İslami’nin iki parti üyesini kaçırarak gözaltına aldı. Bu da yetmedi bu gözaltılar üzerinden yaşanan tartışmalardan KDP asayişi Komela İslami’nin parti liderine hakaretlerde bulundu.
KDP’nin izlediği politika net olarak şudur, ‘ya benden yana olursunuz ya da size yaşam şansı yoktur’.
KDP iç siyasette bu gerilim siyasetini yürütürken, son günlerde İ-KDP ile İran arasında yeni bir gerilim yükselmeye başladı. İ-KDP peşmergeleri ile İran devleti arasında yaşanan çatışmalarda 11 peşmerge öldürülürken çok sayıda İran askerinin de öldüğü açıklandı. Aslında İ-KDP, KDP’nin elinde bir koç başı olarak kullanılıyor. Fakat temel soru şu neden bu süreçte? Neden İran ile çatıştırma? Bunun arkasında hangi güçler var? İşin perde arkasında dönen oyunlar neler ve nasıl okunmalı?
İplerin gerilme nedenleri petrol boru hatları. KDP mevcut durumda Kerkük-Yumurtalık boru hattında günlük olarak milyonlarca dolar tutarında petrol sevkiyatı yapıyor. Ancak İran ile Kürdistan bölgesi arasında bir süre önce yaşanan görüşmelerde petrolün Süleymaniye üzerinden İran’a akması için proje hazırlandı. Eğer bu proje pratiğe geçerse KDP Güney petrolleri üzerindeki tekelini büyük oranda yitirmiş olacak. Tabi bu durumda anlaşmanın merkezi Irak hükümetinin de onayı alınarak YNK-Goran ve İran arasında yapılacak olması. İşte zurnanın zırt dediği yer tam da burası. Eğer bu proje gerçekleşirse KDP bölgede sadece petrol üzerindeki hakimiyetini değil, siyasi hakimiyetini de tümden yitirmiş olacak.
İşte KDP bunun için tam saha pres yapmaya çalışıyor. İ-KDP üzerinden İran ile geliştirilen gerilim de YNK ve Goran Hareketinin hem kendi aralarındaki anlaşmaya hem de merkezi Irak hükümetiyle ilişkilerini bu saikle var gücüyle karalamaya çalışıyor. Sorunu sanki ulusal bir sorunmuş gibi yansıtarak milliyetçi duygulara oynuyor. Tüm siyasetini bu hesaplar üzerinden kurguluyor ve sahaya da gerilim ve çatışma olarak yansıtıyor.
Ama KDP bununla da yetinmiyor, İ-KDP ile İran devleti arasında yaşanan çatışmalara sözde tepki gösteren KDP, aynı zamanda PKK’ye saldırmaktan da geri durmuyor. İran’a karşı açıklama yaparken PKK’yi kınıyor. Türk devletinin medya savunma alanlarına dönük saldırı ve katliamlarına şimdiye kadar tek bir defa bile tepki göstermezken, kendi kirli hesapları uğruna geliştirdiği gerilim siyasetinde bile PKK’yi sorumlu tutuyor. Kendince bir taşla birkaç kuş vurma hesapları yapıyor.
Sözün özü Erdoğan da hem içte hem dışta bu siyaseti izledi. Sonuçta geldiği nokta tükürdüğünü yalamak oldu. KDP de bu mantık dışı siyasetinde ısrar ederse aynı sonu yaşamaktan kurtulmayacaktır. Sonuçta kaybeden de kendisi olacaktır.