Gelişmelere bakıldığında, günlerdir süren İran saldırılarının öyle tek başına olmadığı Türkiye’nin bu saldırganlığın arkasında durduğu ve hatta İran’ın ezeli düşmanı olsa da ABD'nin de onayını bir şekilde aldığı kuşkusu yaygın. İddialara göre, ABD uçaklarının keşif yaparak topladığı bilgileri Türkiye üzerinden İran’a sunduğu doğrultusunda. Öyle ki TSK mensubu subay ve erlerin de bu saldırılarda önemli görevler üstlendiğini öne sürenler var. Bugün Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) bildirdiğine göre, Ortak operasyonlar için İran ve Türkiye’nin anlaşma sağladıkları ve 500 askerlerini İran’ın Urmiye kentine bağlı Serdeşt kasabasına geçtiği, Türk askerlerinin İran sınırındaki karakollara yerleştirildiği iddia ediliyor. Ve yine, “ANF’nin aktardığına göre çatışmada ölen TSK mensupları var. Hatırlanacağı gibi 2008’in ilk aylarında ABD destekli (ön keşif yaparak) Türkiye saldırısı gerçekleşmiş ve TSK sınırları ihlal ederek 6 PJAK’lıyı öldürmüştü." İran da sesini çıkarmamıştı. Görünen o ki Kürtler söz konusu olduğunda, bölmek parçalamak, imha ve inkar etmek için, dört tarafta bulunan ülkeler, Kürtleri imhaya yönelik işbirliği içerisindeler. Kürt Özgürlük hareketi ise bölge ülkeleriyle demokratik ilişkilerini geliştirmek, uluslararası çatışmalara girmeden Kürt sorununu çözmek istemekteler. Başkalarının inisiyatifine ve insafına bırakmadan ama. Gelinen bu noktada, bunca emek, bunca kayıptan sonra bu isteğin ne kadar haklı ve anlaşılır olduğu açıktır.
Kürtler, Suriye gelişmelerinde de bu tutumlarını sürdürmekte, halkların taleplerinin karşılanması ile dış müdahaleleri ve kışkırtmaları birbirinden ayırmaya özen göstermekteler. Bazı kazanımlar elde ettikleri, örgütlü güçlerini geliştirdikleri, yasal statü elde edemedikleri halde.
Öte yandan Kürt Özgürlük hareketinin savunmada kalma tutumuna karşın, İran’ın saldırganlığı giderek artmakta, PKK ve PJAK’ı savaşa çekmekte. İran, Türkiye ve emperyalistler işbirliği içersindeler. Üzüntü verici olan KDP ve YNK’nin sesizliğinin sürüyor olması (Küçük çaplı itirazlar oldu ama…). Umuyoruz bu sessizlik dolaylı destek anlamında olmasın.
Kürtlerin bölgesel özerklik ilan ettikleri, fiili ve meşru kurumlar aracılığıyla örgütlenmelerini güçlendirmek istedikleri bu dönemde, başta İran olmak üzere Türkiye ve emperyalist saldırılar oldukça düşündürücü…
Bu yandan, Türkiye ve iktidar savaşa devam diyor ama başka ülkelere de akıl vermekten geri durmuyor. Hani bir atasözü var, "ele verir talkını, kendi yutar salkımı” Erdoğan’ın Suriye konusundaki tutumu da buna benziyor. Suriye’yi reformlar konusunda uyarıyor ve süre veriyor. Ama, kendi ülkesinde yaşayan Kürtleri için bırakın reformlar yapmayı, imhada kararlı. Ancak tehditlerle birlikte dinsel, duygu sömürüsüne de devam ederek. “Son terörist öldürülene kadar mücadale sürecek” diyor. Anlaşılan o ki, yine değişen bir şey yok. Mücadeleye devam...