Zeytinburnu’nda facebook üzerinden örgütlenen ırkçılar, BDP ile Kürtlerin ev ve işyerlerine saldırıyor. Şimdiye kadar BDP 4 kez saldırıya uğrarken, Kürtlerin 70’i aşkın işyeri tahrip edildi. Olaylar nedeniyle aralarında 11 Kürdün de olduğu 72 kişi gözaltına alındı. Olaylar büyümesine rağmen polisin önlem eksikliği „gözyumuyorlar“ tepkilerini haklı çıkaran cinsten.
İstanbul Zeytinburnu’nda 18 Temmuz’dan beri BDP ile Kürtlerin evlerine saldıran ırkçı gruplar yine sahnedeydi. 22 Temmuz Cuma gecesi Kürtlere ait ev ve işyerleri tahrip edildi. O gece BDP İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder, taşlı saldırıya uğrayan BDP İlçe Başkanlığı binasına gelerek geçmiş olsun dileklerini iletti ve bölgede görevli polis müdürüyle bir görüşme yaptı. Önder’in gelişi sırasında İlçe Başkanlığı önünde toplanan ve slogan atan BDP’lilere saldırmak amacıyla bu yöne yürümek isteyen bir grup ise polisin müdahalesinin ardından ara sokaklara dağıldı. Dağılan gruptakilere gaz atan bir polis timinin arkasında ses bombası patladığı bildirildi. Devam eden olaylar sırasında 10 kişi gözaltına alındı.

3 ev 4 işyeri tahrip edildi
İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya’nın ayrılmasından sonra BDP’liler  dağılırken, ırkçı bir grup yeniden sahneye çıktı. Telsiz Mahallesi’nde 2 ev ile 2 tekstil atölyesi, Çırpıcı Mahallesi’nde ise bir ev, bir manav ve bir tekstil atölyesi tahrip edildi. BDP  binasına doğru yeniden yürüyüşe geçen ırkçı grup, polisin biber gazlı müdahalesi sonrası ara sokaklara dağıldı.

11 Kürt de gözaltında

Öte yandan sabaha doğru evlere baskın düzenleyen polisler 11 Kürt’ü gözaltına aldı. Olaylara karıştıkları iddiasıyla gözaltına alınan Fatih Akkurt, Hasan Doğan, Mehmet Sadık Dursun, Takettin Alptekin, Medeni Akgül, Ümran Akgün, Ahmet Ecer, Ahmet Buldur, Hikmet Kurtok, Abdulkadir Artan ve Şerif Dayan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Toplam 72 kişi sorguda
Emniyet’in internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, Cumartesi yapılan operasyonla 43 kişi „olayları organize etmek“ gerekçesiyle gözaltına alındı. Olaylar sırasında da 29 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 72 kişi Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde sorgulanıyor. Operasyonda, yakalanan kişilerin üzerlerinde, işyerlerinde ve ikametlerinde yapılan aramalarda; 7 kurusıkı tabanca, 56 kurusıkı tabanca fişeği, bir miktar uyuşturucu madde, bol miktarda kesici, delici ve yaralayıcı alet ele geçirildi.

Sokaklar Türk bayrağıyla donanmış

Bianet muhabirleri Zeytinburnu’nu gezdi ve tarafların nabzını yokladı. Bianet’te yer alan haber orada yaşananları gözler önüne seriyor: „...Silvan’da 20 kişinin hayatını kaybettiği çatışma sonrasında Zeytinburnu’nda başlayan gerginlik devam ediyor. Sokaklarda, her tarafa Türk bayrakları asılmış. Çırpıcı, Yeşiltepe, Sümer mahallelerinde insanlar sokaklarda bundan sonra ne olacağını konuşuyor. Sokakta çay içen ve  gece çıkan olayların içinde olduğunu söyleyen beş kişiden Ali, „Bizim derdimiz Kürtlerle değil, PKK’lılarla. Onları burada yaşatmayız artık. Ya gidecekler ya gidecekler. Sopalarımızla hazır bekliyoruz. Geldikleri an saldırıya hazırız“ diyor. Oturdukları kaldırımın üzerindeki yazıyı gösteriyorlar: „Önce Vatan!“ Herhangi bir parti ya da örgüte üye olmadıklarını özellikle belirterek, kendilerini „Vatansever mahalleli“ olarak tanımlıyorlar. Bir tanesi, dükkanının duvarını boydan boya Türk bayrağı şeklinde boyamış.

Sivil polis kamera kaydı yapıyor
Mahallenin bakkalı, daha önce Kürtler ve Türkler arasında bir gerginlik olmadığını söylüyor. Olayların da birkaç güne durulacağından emin: „Gençler birbirini gaza getiriyor, bunu bir macera olarak görüyorlar. Hadi vuralım, dövüşelim heyecanıyla bakıyorlar duruma.“
İlk gece çıkan olaylarda Mardinli olduğu için kahvesi talan edilen, ismini vermek istemeyen bir kişiyle konuşmaya gittiğimizde, kahvenin karşısındaki internet kafenin sivil polisler tarafından arandığını ve içerideki herkesin kimlik kontrolü yapılırken, kameraya kaydedildiğini görüyoruz. İçeri bakmaya gittiğimizde polis bizi de durdurup kimlik soruyor. Önce kendisinin kimliğini göstermesi gerektiğini hatırlattığımızda, hayli agresif bir tavırla kimliğini göstererek bizi ve basın kimliklerimizi kameraya kaydediyor.

‘Polis müdahale etmedi’

Mardinli kahveci, aynı zamanda internet kafenin de sahibi. Kahvesi saldırıya uğradığında emniyeti iki kez aradığını ancak polisin 20 dakika sonra geldiğini ve saldırganlara müdahale etmeyerek izlemekle yetindiğini söylüyor: „Onlar sopa ve bıçaklarla geldiklerinde bizim elimiz de boş kalamaz. Kendimizi savunmak zorundayız, polisin tavrı sebebiyle can güvenliğimiz yok.“

‘Kürt ve PKK’lıyı ayırıyoruz’
Olayların içindeki „Reis Halıcı“, Kürtleri hiçbir şekilde mahallede istemediklerini, hatta kendisinin Kürtlerin halılarını dahi yıkamadığını söylüyor. Halıcıya gelen diğer iki genç ise, Kürt ve PKK’lıyı ayırdıklarını, asıl meselelerinin örgüt yandaşları ile olduğunu ekliyor. Bir tanesi „Kürt, Türk kardeştir, onları mahalleden atmak istemiyoruz“ dese de, halıcı „Ya düzgün yaşarlar ya da giderler“ diyor. Diyarbakırlı kuaför ve mekanın mal sahibi Arnavut Mehmet olaylara hiçbir anlam veremediklerini, yıllardır „kavgasız, bir arada“ yaşadıklarını vurguluyor. Kuaför, günde 30 kişi müşteri gelen dükkânına üç gündür kimsenin uğramadığını çünkü insanların sokağa çıkmaya korktuğunu söylüyor.

‘Kontrol altına alınmazsa...’
Zeytinburnu olaylarının fotoğraflarında görünen, ellerinde sopalarla kalabalığın içine karışan kadınların aksine gündüz sokaklarda çok az sayıda kadın var. Konuşabildiklerimiz, hiçbir şey bilmediklerini ve korktuklarını, genelde evden çıkmamaya çalıştıklarını ifade ediyor. Zeytinburnu’nda taraflar var. Saat 17.00’den sonra kepenkler kapanıyor, çoğu insan evine çekiliyor. Polis otobüsleri sokak başlarında beklemeye başlıyor. Atölyesinde konuştuğumuz ve dün gece(22 Temmuz) bacağına isabet eden gaz bombasıyla yaralanan Ertan orada yaşayan çoğu kişi gibi, kendisinin de Arnavut olduğunu belirterek, „Arnavut kökenliyiz ama Türküz ve vatanımızı savunuyoruz“ diyor.
Telefonla arkadaşlarından mahalledeki son durumla ilgili bilgi alarak, durumun kolayca eski haline dönmeyeceğini söylüyor: „İki saate kalmaz yine toplanmaya başlayacağız. Emniyet, durumu kısa zamanda kontrol altına almazsa burası 1980 öncesine dönecek.“

Biz mahalleden ayrılırken iki taraf da, bu gece aynı saldırıların yaşanacağından kuşku duymuyordu. Sokak başlarında çevik kuvvet ekipleri bekliyordu.“

İSTANBUL




Linç Ankara’ya da sıçradı

Saldırılar Ankara’ya da sıçradı. Seçimlerde Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu için çalışmalar yürüten Zafer Adlığ evine gittiği sırada bir grubun sopalı saldırısına uğradı.

Eli kırılan Adlığ’ın vücudunun çeşitli yerlerinde de darp izleri oluştu. Adlığ olanları şöyle anlattı: „Cuma akşamı işten eve dönüyordum. Birden arabayla önümü kestiler, sopalarla beni öldüresiye dövdüler. Daha sonra olay yerine polis geldi. Ardından hastaneye götürüldüm. Orada bana rapor verdiler. Bana saldıranların arabasının plakası 06 APD 22’ydi. Bunu polise verdim. Ama polis bana ‘git sen onları bul biz gerekeni yaparız’ dedi. Beni açıkça linç etmeye çalıştılar;ama polis böyle tepkisiz kaldı. Ben Kayseri asıllı bir Ermeniyim, seçimlerde BDP Altındağ İlçe Örgütü ile birlikte Emek, Demokrasi ve  Özgürlük adayları için çalıştık. Bundan dolayı bu saldırıya uğradım.“

ANKARA




7 çocuk babası linç edildi


Antalya’dan ailesini ziyaret için İstanbul’a giden Halis Abdurrahmanoğlu Zeytinburnu’nda linç girşimine maruz kaldı. 7 çocuk babası 40 yaşındaki Abdurrahmanoğlu, şimdi Samatya Devlet Hastanesi Beyin Cerrahi bölümünde müşhade altında tutulurken, sağlık durumu da ciddiyetini koruyor.
Olay 21 Temmuz Perşembe akşamı meydana geldi. Kürtlere ait kahvehaneleri yerle bir eden ırkçılar, sokakta yeğeni ve kardeşiyle birlikte eve gitmekte olan Halis Abdurramanoğlu’nu yakaladı, ellerindeki taşlarla kafasına vurdu, yere düşünce de tekmeledi. Kardeşi Ramazan Abdurramanoğlu, „Abimi kurtarmak için yaklaştık, aralarından bir tanesi ellerindeki silahı bize yönelterek üzerimize kurşun sıkmaya başladı. Bir kurşun yeğenim sağ koluna geldi. Allahtan sıyırdı. Gittiklerinde arabayla abimi oradan kaçırdık, hastaneye götürdük“ dedi.
Saldırganların gözaltına alınmadığına dikkat çeken Abdurramanoğlu, „Bunlar gelip işyerlerimiz talan ediyorlar, kimliğimize hakaret ediyorlar sonra da basında sanki saldıranlar Kürt gençleriymiş gibi gösteriliyor. İşte abimin hali. Az daha ölüyordu. Ölseydi arkada bıraktığı 7 çocuğa kim hesap verecekti. Bir de utanmadan İstanbul Emniyet Müdürü Yardımcısı Mehmet Altınok bu ırkçılara, ‘var olun sağ olun’ diyor kameraların önünde. Sonra da neden Kürtler kendini savunuyor, neden Demokratik Özerklik istiyor diye sitem ediyorlar. Biz burada bir haftadır ölümle karşı karşıyayız. Polis karşımızda, basın karşımızda, hükümet karşımızda, ne yapacağız? Öylece linç edilmeyi mi bekleyeceğiz“ diye sordu.

ZEYNEP KURAY - ANF/İSTANBUL