Tüm emekçilerin ve ezilen halkların 1 Mayıs mücadele ve dayanışma gününü kutluyorum.

1 Mayıs bilinci ve kararlılığı çok önemli değerler yarattığından hem mücadele günü hem de bayram olarak kutlanmaktadır. Artık 1 Mayıs bir insanlık kültürü ve değeri haline gelmiştir. Hem de insanlık içindeki en yaygın kültür ve değerdir. Bu açıdan insanlığın en büyük kazanımlarından biri de 1 Mayıs’ın özünde, içeriğinde ve ruhunda var olan değerlerdir. Bu nedenle her 1 Mayıs’ta insanlık geleceğe daha umutla bakmaktadır. İnsanlık her 1 Mayıs’ta sokaklara ve meydanlara daha bir güler yüzle çıkmaktadır. Adeta 1 Mayıs’ta sokaklar, caddeler ve meydanlar bile insanlara güler yüzle bakmaktadır. Bu karakteriyle 1 Mayıs sadece tüm insanlığın değil, doğanın da bayramı olmaktadır.
İnsanlığın tüm mücadelesi 1 Mayıs değerlerini tüm dünyaya yaymak amaçlıdır. 1 Mayıs’ta somutlaşan değerler ve ölçüler tüm insanlığın değerleri ve ölçüleri haline geldiğinden insanlık her gün daha güzel yaşama doğru ilerleyen yıllar yaşamaktadır. Her ne kadar bugün başta Ortadoğu olmak üzere dünyada çatışmalar, savaşlar, acılar yaşansa da, 1 Mayıs ruhu ve direnişi mutlaka bunlara son verecek, dünya daha özgür ve demokratik yaşama kavuşacaktır.
Türkiye’nin geleceği açısından da umutlu olmak için birçok neden vardır. 1 Mayıs ruhu ve bilincinin güçlü olması bu nedenlerden biridir. Hem bu ruhu yaratan, hem de bu ruhun sonucu olan Türkiye’deki demokrasi mücadelesi ve Kürdistan’da gelişen özgürlük ve demokrasi değerleri Türkiye’nin geleceğinin özgür ve demokratik olacağının müjdecisidir. 1 Mayıs çok konuşuluyorsa bunu yaratan bu gerçeklerin güçlü varlığıdır.
Tüm egemenler olduğu gibi Erdoğan da 1 Mayıs ruhu ve geleneğinden korkuyor. Amiyane deyimle tir tir titriyor. Emekçiler ve ezilenler Erdoğan’ı titretiyor. Erdoğan her ne kadar kendini güçlü gösterse ve herkesi tehdit etse de, bunlar korkusunu gidermek için çaldığı ıslıklardır. Ama korkunun ecele faydası yoktur. 1 Mayıs ruhu ve taşıdığı değerler mutlaka galebe çalacak, Erdoğan da, Türkiye’deki hegemonik sistem de tarih olacaktır. Bugünler de uzak değildir.
İnsanlık artık egemenleri ve hegemonik sistemlerini kabul etmiyor. Bugün iktidar ve devlet çıktığı Ortadoğu coğrafyasında derin kriz yaşamaktadır. Bu kriz bir devletin ya da iktidarın krizi değildir; kapitalist modernite başta olmak üzere tüm devletçi, iktidarcı ve sömürücü sistemin krizidir. Nitekim sistem ne kadar müdahale etse de krizi aşamamaktadır. Çünkü krizi yaratan zihniyetlerin krize çözüm bulması mümkün değildir. Dünyada yaşanan krize çözüm bulacak ruh da 1 Mayıs ruhudur.
Bugün Türkiye’de 1 Mayıs ruhuna uygun yeni bir siyasi hareket vardır. HDP, 1 Mayıs ruhunu ve değerlerini taşıyan bir partidir. Her renkten, her inançtan, her kimlikten, her kültürden insan özgürlük ve demokrasi değerleri etrafında 1 Mayıs alanlarını dolduruyor. İşte HDP bu zihniyet ve bileşimde olması gereken bir radikal demokrasi hareketidir. Bu karakteriyle Türkiye’de tüm ezilen toplulukların, emekçilerin, Kürtlerin, Alevilerin, farklı etnik ve inanç toplulukların, kadınların ve gençlerin sorunlarına çözüm bulmalıdır. Tabii ki bu sorunlar palyatif ya da işin özüne dokunmayan liberal ya da kendine demokratların sözde çözümleri olmayacaktır. Tüm topluluklar özgür ve demokratik yaşama kavuşacak, her topluluk kendi kendini yönetecektir. Demokratik topluma ve demokratik toplumun örgütlü gücüne dayalı çözümler gerçekleşecektir.
1 Mayıs değerlerine bağlı kalınırsa çözülemeyecek hiçbir sorun olamaz. 1 Mayıs ruhuna bağlı olunursa baskıcı ve sömürücü bir avuç egemen dışında tüm insanlık bir araya getirilebilir. Nitekim dünyadaki 1 Mayıs meydanları bunun somut ifadesidir. HDP de 1 Mayıs meydanlarının ruhunu ve bileşimini örgütlü hale getirirse Türkiye’nin geleceği de değişir; tüm Türkiye sabahlara 1 Mayıs günleri olarak uyanır.
1 Mayıs’ın tarihi yüz otuz yıl değil, beş bin yıldır. Beş bin yıldır biriken güzel değerlere dayanmaktadır. Bu nedenle çok köklü bir tarihe ve güce sahiptir. 1 Mayıs’ın sömürücü, devletçi ve iktidarcı güçlerde bu kadar korku yaratmasının nedeni, böyle bir maziye ve güce sahip olmasındandır.
1 Mayıs marşı ne kadar da güzel bir marştır; 1 Mayıs değerlerini ne kadar da güzel ifade etmiştir. Bu nedenle her okuyana coşku vermektedir. Tüm insanlığa ve 1 Mayıs meydanlarına coşku vermektedir. Bu nedenle Türkiye’nin tüm halklarını, ezilenlerini ve emekçilerini 1 Mayıs marşını söyleyerek alanlara çıkmaya çağırıyoruz. Ne kadar engellenirse engelsin, 1 Mayıs Taksim alanı da 34 şehitle birlikte bu marşı söyleyerek bu marşın coşkusuyla 1 Mayıs’ı kutlayacaktır.
Tüm dünyadaki ve Türkiye’deki 1 Mayıs şehitleri ölümsüzdür. Onlar tüm 1 Mayıs şehitlerinin önünde yürümektedirler. Bu şehitler özgürlük yürüyüşü sırasında fırlayıp öne geçenlerdir. Onları özgürlük ve demokrasi ruhuyla minnetle anıyoruz. Onların ruhu ve gücü tüm dünyayı özgür ve demokratik yaşama kavuşturacaktır.
1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı.
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı.

Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarında.
Yeni bir hayat filizlenir kavganın doruklarında…
Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın özgürlük!