İşgalci kim?

Meral ÇİÇEK yazdı —

3 Kasım 2020 Salı - 20:41

  • İnsanlar köylerine gidebilmek, tarlalarını sulamak, hayvanlarını otlatmak için izin almak zorunda kalıyor. Kimden mi? İşgalci TC ordusundan!
    Şimdi bu durumda ‘Başûr yönetimini yok sayan’, ‘Kürdistan halkına silahlı bir irade dayatan’ kim oluyor?

Serxwebûn gazetesinin Haziran 1983 sayısında röportajı yayımlanan KDP Genel Başkanı Mesut Barzani, TC’nin o dönemki saldırı tehditlerine ilişkin şu cevabı verdi: “Hiç şüphesiz emperyalizmin bölgede en çok güvendiği esas dayanaklarından biri de, faşist Türkiye rejimidir. (…) Eğer Türkiye rejimi, Irak halkına, özellikle Kürdistan halkına karşı, Irak rejiminin menfaatlerini korumak için müdahale etmeye kalkışırsa, tüm CUD güçleri, fedakarca bu saldırının karşısında duracaklardır. Türkiye’nin içinde, Türkiye rejimine karşı durmak, bizce Türkiyeli özgürlükçü güçlerin ve özellikle Kürdistan güçlerinin görevidir. Bu durumda da CUD, Türkiye rejimine karşı mücadele eden güçlere tüm olanaklarını sunacaktır.”
Mesut Barzani’nin burada sözünü ettiği CUD, Kasım 1980’de KDP, Irak Komünist Partisi, Irak Kürdistan’ı Sosyalist Partisi ve Kürt Sosyalist Partisi arasında kurulan Irak Demokratik Vatan Cephesi’nin kısaltılışıdır.
Röportajdan önce KDP Genel Başkanı Şam’da PKK Genel Sekreteri Abdullah Öcalan ile bir araya gelmiş, iki örgüt arasında 11 maddelik ittifak belgesi imzalanmıştı. İttifak belgesinde “Kürdistan ulusal kurtuluşunun ve önderliklerinin düşmanı olan faşist Türkiye ve Irak rejimlerine karşı savaşmak” kararı yer alıyordu.
Ancak Mesut Barzani’nin Serxwebûna’a röportaj vermesinden hemen sonra, Mayıs 1983’te TC Başûr’a yönelik ilk işgal saldırılarını düzenlediğinde KDP yönetimi savaşmayıp geri çekilme kararı aldı. Sınır boyunu boşalttı. Bunu hazmedemeyen birçok pêşmerge, buna rağmen PKK gerillası ile işgalci TC ordusuna karşı direndi.
TC’nin Başûr topraklarını işgali böyle başladı. O dönem KDP, PKK ile imzalamış olduğu ittifak belgesine bağlı kalarak savaşmış olsaydı faşist Türk devleti o zaman bu kadar rahat Başûr’a giremezdi. İşgal engellenmiş olurdu.
PKK gerillasının Gare’den Xakurkê’ye kadarki bölgeye yerleşmesi ve bu alanı tutması, işgale karşı direniş temelinde gelişti. TC’nin işgal saldırılarına karşı direnişi ise, KDP ile imzaladığı anlaşma doğrultusunda yürüttü. PKK’nin yaklaşık 40 yılı bulan Behdinan-Xakurkê hattındaki varlığı böylesi bir arka planına sahip.
Gerilla bu bölgeye, DAİŞ’in Kürdistan’a saldırdığı 2014 yazında gelmedi. Aksine gerilla güçleri 2014 yazında DAİŞ’in saldırılarına karşı Kürdistan topraklarını ve Kürt halkını savunmak için Maxmûr’a, Kerkük’e, Şengal’e gitti. Buradaki savunma görevleri tamamlanınca da dağlara döndüler. Büyük fedakarlıkta bulundukları, kan döktükleri, Şehit verdikleri halde bu alanlardan ayrıldılar, dağların derinliklerine döndüler. Ki gerilla dediğin zaten doğası gereği görünmez olur, her yerde ve hiçbir yerde olur. Gerilla dağda yaşar, köyde değil. Gerilla köy boşalttırmaz. Bunu TC yapar. TC 1990’lı yıllarda Bakur’da 4 binden fazla Kürt köyünü boşalttı, on binlerce evi yaktı, yüzbinlerce Kürdü topraklarından sürdü. 1980’li yıllarda da Saddam rejimi Başûr’da 6 bin Kürt köyünü yakıp yıktı. Şimdi ise TC’nin işgal ettiği bölgelerde köyler boşaltılıyor.
İnsanlar köylerine gidebilmek, tarlalarını sulamak, hayvanlarını otlatmak için izin almak zorunda kalıyor. Kimden mi? İşgalci TC ordusundan!
Şimdi bu durumda ‘Başûr yönetimini yok sayan’, ‘Kürdistan halkına silahlı bir irade dayatan’ kim oluyor? PKK mi, TC mi? Gerçek bu iken, Başûr’daki üs sayısını geçen dönemde neredeyse ikiye katlayarak 40’a çıkaran TC’ye değil de, 37 yıldır işgale karşı direnen PKK gerillasına işgalci demenin anlamı nedir?
Yukarıda sözü edilen röportajın sonunda KDP lideri Barzani, “zulüm ve baskı, ulusal birlik karşısında hiçbir şeydir” demişti. Doğru söze ne denir…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.