Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal saldırılarını sürdüren Türk devleti ve çeteleri, katliam, yağma ve talana, organ çalmayı ekledi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), işgal altında bulunan Girê Spi’de Türk devleti ve çetelerinin organ ticareti yaptığı yönlü iddiaların araştırılmasını istedi.
Türk devleti ve bünyesindeki DAİŞ/El Nusra artığı çetelerin işgal ettikleri bölgelerde yaşanan vahşet, bir bir gün yüzüne çıkıyor. Evleri ve iş yerlerini yağmalayan, halkın malına mülküne el koyan işgalcilerin insan bedenlerini de yağmaladığı, yaralı sivillerin organlarını çaldığı anlaşıldı.
Olay, Girê Spi’de yaşanan bir patlamanın ardından ortaya çıktı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) internet sitesinde yer alan rapora göre iddialar, güvenilir kaynaklardan alındı. Onlarca kişinin yaşamını yitirdiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı patlamanın ardından ölü ve yaralılar Türk hastanelerine taşındı.
Yaralıların organları çalındı
Girê Spi’de yaşanan patlamada araba parçaları satan F.T. isimli kişinin sadece elinden yaralandığı ve yürüyebildiği ancak tedavi için götürüldüğü hastaneden cansız bedeninin geri getirildiği ifade edildi. Gözlemevi’nin kaynakları bu kişinin karnının yarıldığını ve sonrasında dikildiğini gördüklerini, iç organlarının çalınmış olabileceğinden şüphelendiklerini belirtti.
Uluslararası insan hakları kurumlarına bu olayın araştırılması çağrısında bulunan SOHR, şeffaf, adil ve açık bir araştırmanın, bölgede neler yaşandığını aydınlatmak için önemli olduğuna vurgu yaptı.
QAMIŞLO
Umer: Savaş suçları belgeli
Türk ordusu ve çetelerinin savaş suçları işlediğini belirten Dış İlişkiler Komitesi Eşbaşkanı Ebdulkerîm Umer, belgeleri isteyen herkese açıklamaya hazır olduklarının altını çizdi.
Dış İlişkiler Komitesi Eşbaşkanı Ebdulkerim Umer, işlenen savaş suçlarına dair ellerinde belgeler bulunduğunu ve bu belgeleri isteyen herkese vermeye hazır olduklarını söyledi. Çetelerin ‘Suriye Milli Ordusu’ adıyla bölgeye saldırıldığını vurgulayan Umer, “Sözde ‘Milli Ordu’ 30 çete grubundan oluşuyor. Bu çeteler Şam’da yenilgiye uğradıktan sonra otobüslerle Şam’dan kaçmıştı. Bu çeteler arasında Ketaêb El-Sultan Selîm, El-Sultan Mihemed El-Fatih, El-Hemzat, Ehrar El-Şam, El-Mutesêm Billah gibi onlarca çete grubu bulunuyor” bilgisini verdi.
Çetelerin, 20 Mayıs 2017’den itibaren Suriyeli muhalif gruplarının tek çatı altında toplanması amacıyla bir araya getirildiğini belirten Umer, Türk devletinin bu çeteleri Özerk Yönetimi yıkmak için kullandığını, lojistik, askeri ve silahlı destek sağladığını vurguladı.
Çok sayıda delil var
Türk devletinin bünyesindeki çetelerin DAİŞ/El-Nusra artıkları olduğunu kanıtlarıyla ortaya koyduklarını belirten Umer, “Dış İlişkiler Komitesi, elde edilen bu delilleri rapor haline getirdi. Türk devleti ‘Milli Ordu’ ile kendi çıkarlarına göre Suriye devletini parçalamak istiyor. Çeteleri demografik yapıyı değiştirmek için kullanıyor. Bu çetelerin çoğu zorla evlerinden çıkartılan Efrînlilerin evlerinde kalıyor. Bu çetelerin çoğu Suriyeli bile değil. Efrîn’de Kürt halkının oranı yüzde 97’ydi. Bugün baktığımızda bu oran yüzde 25’te kalıyor. Efrîn’de sivillere yönelik kaçırma ve öldürme olayları devam ediyor. Türk devleti Efrîn’de uygulamaya koyduğu bu projeyi bugün Serêkaniyê ve Girê Spî’de tekrarlamak istiyor” şeklinde konuştu.
Erdoğan’ın radikal çetelerden oluşan bir koridoru sınırda kurmak istediğini kaydeden Umer, çetelerin aynı zaman Kürt halkının imha edilmesi için kullanıldığını ifade etti. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘göçmenler için geri dönüş’ açıklamalarına da tepki gösteren Umer, “Erdoğan, dünyaya saldırılarının insani bir amaçla yapıldığını anlatmaya çalışıyor. Erdoğan’ın asıl amacı kendi çetelerini BM paralarıyla Kuzey-Doğu Suriye topraklarına yerleştirmek. Bu şekilde bölgenin demografisini değiştirmiş olacak. Serêkaniyê ve Girê Spî’den göç eden yüz binlerce insanın evine kendi çetelerini yerleştirecekler” dedi.
Yerinden göç eden halkların radikal çeteler yüzünden evine geri dönemediğini hatırlatan Umer, çetelerin sivillere yönelik ciddi suçlar işlediğini söyledi. Suçların belgeli olduğunu vurgulayan Umer, şunları ekledi: “Siyasetçi Hevrîn Xelef’i nasıl öldürdüklerini hepimiz gözlerimizle gördük. İşgalci Türk ordusu sağlık ekiplerini bombaladı. Türk devleti ve çetelerinin suçlarının olduğu onlarca görüntü ve fotoğraf elimizde bulunuyor. Bu belgeleri uluslararası tüm kuruluşlarla paylaşmaya hazırız. Bu belgeler arasında Türk istihbaratı ile DAİŞ ilişkisinin boyutunu gösteren belgeler de bulunuyor.”