BM Güvenlik Konseyi’nin 5 AB üyesi: İşgal saldırısına son ver, demografik değişim kabul edilemez.

Türk devletinin işgal saldırısı için acil olarak toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Rusya’nın ortak kınama açıklamasına itirazı üzerine 5 AB üyesi, ortak açıklamayla Türk işgalciliğini kınadı, saldırıya son vermesini isteyerek, demografik değişimin kabul edilmeyeceğini vurguladı.

BM Güvenlik Konseyi, İngiltere, Almanya, Fransa, Belçika ve Polonya'nın talebi üzerine Perşembe günü kapalı oturumda Türkiye'nin işgal saldırısını görüştü. Bazı ülkeler, BMGK'nin operasyonu ortak açıklamayla kınanmasını teklif etti, ancak Rusya bu teklife onay vermedi. Toplantıdan ortak açıklama çıkmazken görüşmenin ardından basına ayrı ayrı açıklama yapan ABD ve AB ülkelerininin büyükelçileri, Türkiye'den askeri operasyona son verilmesini talep ettiklerini bildirdi.

AB'nin BM Güvenlik Konseyi'ndeki 5 üye ülkesi adına açıklama yapan büyükelçiler, Türkiye'nin askeri operasyona derhal son vermesini istedi. Son gelişmelerin endişeyle karşıladığı belirtilen açıklamada, bölgede demografik bir değişiminin kabul edilemeyeceği ifade edildi.

Almanya’nın BM Nezdindeki Daimi Büyükelçisi Jurgen Schulz tarafından okunan ortak bildiriye göre İngiltere, Fransa, Almanya, Belçika ve Polonya, Türkiye’den askeri saldırıyı durdurması çağrısında bulundu. AB ülkeleri açıklamada, Kuzey-Doğu Suriye’de tekrar başlayan silahlı çatışmaların tüm bölgede istikrara zarar vereceği, sivillerin çektiği çileyi arttıracağı ve daha fazla yerlerinden edilmeye yol açacağı uyarısında bulundu. Schulz, “Türkiye’nin tek taraflı askeri eylemi Uluslararası Koalisyon’un DAİŞ’e karşı kaydedilmiş başarısını da tehdit etmekte. Bu harekat Demokratik Suriye Güçleri (QSD) dahil, Koalisyon’un yerel partnerlerinin güvenliğini tehdit edecek, bölgenin ve Avrupa’nın güvenliğine ciddi tehdit oluşturan DAİŞ’in yeniden güçlenmesi için ortam sağlayarak, bölgede uzun süreli istikrarsızlık riskine yol açacaktır” dedi.

'Güvenli Bölge' itirazı

Ortak açıklamanın dikkat çeken bir diğer bölümünü de Türkiye’nin pazarlamaya çalıştığı 'Güvenli Bölge' oluşturdu.  Schulz, Türkiye’nin oluşturmayı hedeflediği bu bölgenin Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) kriterlerine uymasının mümkün görünmediğine dikkat çekerek, “Herhangi bir demografik değişime yol açacak girişim kabul edilemez” dedi.

Alman diplomat, “Şunu açıkça ifade etmek istiyoruz ki, yerel nüfusun haklarının görmezden gelinmesi durumunda, bu bölgelere AB hiçbir şekilde kalkınma ya da istikrara katkı amaçlı yardımlarda bulunmayacaktır… Biz mülteciler ve yerinden edilmiş kişilerin, imkan olduğu takdirde kaçmış oldukları evlerine yeniden ancak güvenli, gönüllü ve onurlu koşullar altında dönmeleri konusundaki tutumumuzu koruyoruz” sözlerini kaydetti.

Bu arada Suriye’de sürdürülebilir çözümün BM öncülüğündeki Cenevre süreciyle çözüme kavuşturulabileceğini vurgulayan Jürgen Schulz, aynı zamanda Türkiye’nin AB’nin kilit bir partneri, NATO müttefiki, Uluslararası Koalisyon’un üyesi, Suriye krizi ve bölgede önemli bir aktör olduğunu belirtti.

Diplomatik kaynaklar, AB ülkelerinin bastırmasına rağmen 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi'nin Türkiye aleyhine ortak bir açıklama yapmaktan kaçındığını bildirdi.

ABD: Sonuçlarına katlanır

ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Nezdindeki Daimi Büyükelçisi Kelly Craft toplantıdan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye savunmasız nüfusu koruyamazsa veya IŞİD’i zapt edemezse bunun sonuçlarına katlanacağı uyarısında bulundu. Craft, “Oyunu kurallarına göre oynamaz, savunmasız nüfusu korumaz ve DAİŞ’in yeniden yapılanmak için bu eylemlerden faydalanamayacağını garanti altına almaz ise bunun sonuçları olur” dedi. Bu arada ABD’nin BM Büyükelçiliği yaptığı açıklamada BMGK’dan kınama kararının çıkmasını engellediklerinin kesinlikle yanlış olduğunu belirterek, "Başından beri Türkiye’nin operasyonuna karşı olduğumuzu söyledik” dedi.

Rusya Kürtleri suçladı

Türk saldırısına destek veren, saldırıdan Kürtler ve ABD’yi sorumlu tutan Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, toplantı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, tüm taraflara itidal çağrısında bulundu.

 

QAMIŞLO

 
 

Trump seçenekler sundu, 'arabuluculuk' çalışması mı?

   

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye işgaliyle ilgili eleştirilen karşısında yeniden bir açıklama yaparak, içinde 'arabuluculuğun' da bulunduğu üç seçenek sundu. ABD yetkilileri de arabuluculuk konusunda çalıştıklarını söyledi.

Önceki akşam açıklama yapan Trump, "Şu an Türkiye'nin saldırısı altında olan bölgede askerlerimiz bulunmuyor. Şimdi Türkler Kürtlere saldırıyor ve her iki taraf 200 yıldır birbiriyle savaşıyor" dedi.

Üç seçenek var

Donald Trump, üç seçenek olduğunu belirterek, şöyle sıraladı:

  •  Binlerce asker yolla ve askeri açıdan kazan,
  •  Türkiye'yi yaptırımlarla ve finansal açıdan çok sert vur
  •   Türkiye ve Kürtler arasında bir anlaşmaya arabuluculuk.

Trump daha sonra Beyaz Saray bahçesinde gazetecilere yaptığı açıklamasında üçüncü seçenekten yana olduğunu aktardı. Türkiye ile Kürtler arasında arabuluculuk yapıp çatışmayı durdurabilmeyi umduğunu belirten Trump, saldırıları durdurmak için Türkiye’ye sert yaptırımlar uygulamanın gerekebileceğini de ekledi.

Dışişleri: İşgali onaylamıyoruz

ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin güney sınırıyla ilgili ulusal güvenlik kaygılarını anladıklarını ancak 'işgal' olarak nitelendirdikleri Kuzey-Doğu Suriye’ye saldırıyı onaylamadıklarını açıkladı.

Bakanlık tarafından basın mensuplarına yapılan açıklamalarda Ankara ile iletişim halinde olduklarını belirten yetkili, "DAİŞ ile mücadele kapsamında alanda ortaklara ihtiyacımız var. Bu ortak, PKK'nın Suriye uzantısı olan YPG'nin ağırlıkta olduğu QSD güçleridir. Tabii ki bu durum, 35 yıldır PKK'nın düzenlediği korkunç terör saldırıları sebebiyle acı çeken Türkiye için sorun teşkil ediyor" dedi.

Türkiye'nin haklı endişeleri olduğunu ileri süren yetkili, "Ancak bu askeri harekat, DAİŞ ile mücadele eden ve birçoğu o bölgenin insanı olan QSD mensuplarına zarar veriyor. Ayrıca tüm bölgede istikrarsızlık ve güvensizlik oluşturuyor. Bu sebeple Türkiye'nin söz konusu askeri harekatını kesinlikle onaylamıyoruz" şeklinde konuştu.

Ağır yaptırımlar

Yetkili 'işgal' olarak nitelendirdiği saldırı karşısında ABD'nin askeri bir müdahalede bulunmayacağını ifade ederek, Ankara'nın "oransız veya insanlık dışı" davranması durumunda ağır yaptırımlar uygulamaya hazır olduklarını belirtti.

YPG'nin hala DAİŞ elemanlarının bulunduğu hapishaneleri kontrol ettiğini hatırlatan yetkili, Türkiye tarafından düzenlenen saldırının söz konusu hapishanelerin güvenliğine tehdit oluşturduğunu vurguladı. Yetkili, "Bu, Başkan Trump için de bir endişe teşkil ediyor. Bu endişemizi Türklere ilettik. Kendilerinden bu tür hapishanelerin bulunduğu bir alanı devralmaları durumunda, tutuklular için sorumluluk üstleneceklerine dair üst düzey taahhütler aldık" dedi.

Yol bulmaya çalışıyoruz

Bakanlık yetkilisi, Türkiye'nin başlattığı işgal saldırısının durdurulması ve Türkiye'ye yönelik tehditlerin bertaraf edilmesi için birtakım çalışmalar yaptıklarını belirtti. Yetkili, Ankara'nın daha önce de PKK ve YPG ile müzakereler yaptığını hatırlatarak, Suriye'de YPG ile Türkiye arasında 'arabuluculuk' yapmak ve ateşkes sağlayabilmek için bir yol bulmaya çalıştıklarını söyledi.

 
 

Temsilciler Meclisi de yaptırım hazırlığında

   

ABD Senatosu’nun ardından ABD Temsilciler Meclisi'nin de 29 Cumhuriyetçi üyesi de Türkiye'ye yaptırım tasarısı hazırladı.

ABD'de Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ve Demokrat Senatör Chris Van Hollen'ın üzerinde uzlaşı sağladığı Türkiye'ye yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısının ardından, Temsilciler Meclisi'nden 29 Cumhuriyetçi Kongre üyesi de benzer bir yaptırım yasa tasarısı sunacaklarını açıkladı.

Temsilciler Meclisi'nde Cumhuriyetçilerin lideri Kevin McCarthy, Cumhuriyetçi Parti grubu denetçisi Steve Scalise ve diğer parti liderleri Ankara'nın işgal saldırısına güçlü bir karşılık verilmesi gerektiğini savundu. ABD Başkanı Donald Trump'a yakın isimlerden ve Temsilciler Meclisi'nin Cumhuriyetçi üyelerinden Liz Cheney, yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve rejimi, Suriye'nin kuzeyinde DAİŞ ile savaşta binlerce kayıp veren ve vatanımızı korumaya yardım eden Kürt müttefiklerimize acımasızca saldırmalarından dolayı ciddi yaptırımlarla karşılaşmalı. Bu yaptırımlar Erdoğan rejiminin sadece Kuzey Suriye'deki saldırılarına bir yanıt değildir. Kongre, Erdoğan rejiminin ABD'nin Rusya gibi hasımlarıyla işbirliği konusunda da uzun süredir endişelere sahiptir. Eğer Türkiye kendisine bir müttefik gibi davranılmasını istiyorsa, bir müttefik gibi davranmaya başlamalıdır. Kürt müttefiklerimize saldırılarından dolayı yaptırıma maruz bırakılmalıdır."

Senato’ya tasarı verildi

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ve Demokrat Senatör Chris Van Hollen'ın üzerinde uzlaşı sağladığı, beraber sunulması için anlaştığı Türkiye'ye yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısı açıklandı. Graham, "Hükümet Türkiye'ye karşı harekete geçmeyi kabul etmese de ben iki partiden de fazlasıyla destek bekliyorum" dedi. Tasarı Kongre'de oylanacak.

Hazırlanan yasa tasarısına göre şu liderlere yaptırımlar uygulanacak:

  •  Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan
  •  Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay
  •  Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar
  •  Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu
  •  Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak
  •  Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan
  •  Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez

Orduya yönelik yaptırımlar

Ordu işlemlerine uygulanması planlanan yaptırımlar şöyle:

Yaptırımlar Türk ordusuyla bilinçli olarak işlem yapan, satış yapan veya finansal destek sağlayan, teknolojik destek veren yabancı kişilere yaptırım uygulanacaktır. Bunlara şunlar da dahildir:

  •  Türk ordusu tarafından kullanılmış uçak veya uçak parçaları, makine aksamı
  •   Otomotiv ekipmanları ve Türkiye kara ve deniz güçleri tarafından değerlendirilmiş servisler
  • Türk ordusu tarafından kullanılmış silahlar veya savunma teçhizatları

Türk enerji sektörüne

Türkiye enerji uygulanması planlanan yaptırımlar şöyle: Türk ordusu tarafından kullanılması için yerel petrol üretimine ve doğal gaz üretimine madde, servis, teknoloji, bilgi veya başka türlü destek sağlayan yabancı kişi veya gruplara yaptırım uygulanacaktır.

Yaptırımların dördüncü maddesine göre tasarı yürürlüğe girerse ABD ordusunun Türk ordusuna mermi satması veya paylaşması da engellenecek. ABD ordusu ayrıca Türkiye'ye savunma teçhizatları, hizmetleri ve materyalleri satamayacak.

Yasa tasarısında bir kez daha Türkiye'ye Rus yapımı hava savunma sistemi S-400'lerin alımı sebebiyle CAATSA yaptırımları uygulanması gerektiği savunuldu.

6. maddeye göre insani yardım, sağlık yardımı, demokrasi teşviki ve seçim desteği, istihbarat desteği yaptırım dışı tutulacak.

Yasa tasarı Türk liderlere ABD vizesi ambargosu uygulanmasını talep ederken, Erdoğan'ın mal varlığı hakkında da bir rapor istendi.

Kongre’de onay süreci?

ABD'nin yasama organı Kongre iki meclisten oluşuyor. Demokratların kontrolünde bulunan Temsilciler Meclisi “alt meclis” görevi görürken, 100 koltuklu Cumhuriyetçi Parti kontrolündeki Senato “üst meclis” işlevini üstleniyor. Temsilciler Meclisi'nde görüşülen ve onaylanan yasa tasarıları, görüşülmek üzere Senato'ya gönderiliyor. İki meclis tarafından da desteklenen tasarılar bazı özel durumlar dışında imzalanmak üzere Beyaz Saray'a gönderiliyor.

 
 

Fransa Koalisyon’u topluyor

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, ABD öncülüğündeki DAİŞ’e Karşı Mücadele Koalisyonu’nun acilen toplanması gerektiğini açıkladı.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, "Uluslararası Koalisyon toplanmalı, çünkü yeni koşullar ortaya çıktı ve bu yüzden DAİŞ’e karşı mücadele yeniden başlayabilir" dedi.Toplantının 'acilen' yapılması gerektiğini kaydeden Fransız Bakan, "Bundan böyle ne yapabileceğimizi, Türkiye’nin neler yapmak istediğini ve militanların hapiste bulunduğu yerlerin güvenliğini nasıl sağlayabileceğimizi söylememiz gerekiyor. Tüm bu konular değerlendirilmeli" ifadelerini kullandı.

Yaptırımlar görüşülecek

Fransa'nın Avrupa Birliği Bakanı Amelie de Montchalin de gelecek haftaki Avrupa Birliği toplantısında Türkiye'ye yaptırımların görüşüleceğini açıkladı. Fransa'nın Inter radyosunda Türkiye'nin işgal saldırısıyla ilgili soruyu yanıtlayan de Montchalin, "Siviller, özgür Suriye güçleri ve bölgenin istikrarı için şok edici koşullarla karşı karşıyken aciz bir şekilde bekleyemeyiz. Yaptırım konusu Avrupa Konseyi'nde görüşülecek. Açıkçası yaptırımlar masada" dedi.

 
 

Finlandiya’dan sonra Norveç

Finlandiya’nin ardından Türkiye'nin NATO'daki müttefiklerinden olan Norveç de Türkiye'ye her türlü silah ihracatını durdurduğunu açıkladı.

Norveç Dışişleri Bakanı Ine Eriksen Soreide, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Durumun karmaşıklığı ve hızlı değişkenliği göz önünde bulundurularak, yeni bir karara kadar tedbir amaçlı, yeni savunma ve çok amaçlı kullanılan materyal ihracını askıya aldık” dedi.

 
 

Belçika askıya aldı

Belcika'nın Flaman Hükümeti Türkiye'ye askeri teçhizat ihracatını askıya aldı.

Dışişleri Bakanı Didier Reynders, Türk işgal saldırısını kınadıklarını belirterek, durdurulmasını istedi. Milletvekili Samuel Cogolati (Ecolo), Türkiye ile askeri işbirliğinin askıya alınmasını, Avrupa nezdinden de yaptırımlar uygulanmasını talep etmişti. Flaman Hükümeti, Türkiye’nin askeri donanım ihracat lisansı başvurularının incelenmesini askıya aldı. Askeri ve sivil amaçlar için kullanılabilecek 'çifti kullanım' malzemeler için dört başvuru beklemede. Bakanlık Sözcüsü, bu dört dosyanın incelenmesinin devam ettiğini ama bölgedeki durum netleşene kadar dondurduklarını söyledi.

Belçika, DAİŞ’e karşı mücadele eden Kürtlere saldırının kabul edilemeyeceğini, AB’nin Türkiye ile ticari ilişkilerini büyük ölçüde gözden geçirmesini istiyor. VTR’ye konuşan M. Jambon, Belçika’nın bu konuyu Pazartesi günü toplanacak AB Dışişleri Bakanları toplantısında da bastıracağını belirtti.

 
 

Yunanistan yine kınadı

 

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türk işgal saldırısını kınayarak, Türkiye’nin uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtti.

Dışişleri Bakanlığı, “Yunanistan, Avrupa Birliği’nin duruşunu tamamen destekliyor, Türkiye’nin bağımsız ülkenin topraklarındaki yeni tek taraflı askeri eylemlerini kınıyor ve Kuzey-Doğu Suriye’deki askeri eylemlerine derhal son verilmesi çağrısını yapıyor. Uluslararası hukuku ihlal eden operasyonlar bölgedeki istikrarı bozuyor ve Birleşmiş Milletler’in Suriye krizini çözme çabalarını tehlikeye atıyor” dedi.

Suriye topraklarında insanların zorla yerinden edilmesi ve demografik durumun zorla değiştirilmesinin doğrudan uluslararası hukukun ihlali olduğu kaydedilen açıklamada “Türkiye, Suriye’deki operasyonunun olası insani sonuçlarından dolayı uluslararası toplum karşısında sorumluluk taşıyor. Suriye’deki çatışmanın kalıcı çözümüne askeri araçlarla varılamayacağının altını çiziyoruz” denildi.


 

Hollanda’ya ‘yaptırım’ önerisi

Hollanda Parlamentosu’na Türkiye’ye yönelik yaptırım önerisi sunuldu. İktidar koalisyonunun tüm partileri ve muhalif partileri tarafından destek gören öneride Türkiye’ye mali yaptırımlar uygulanması öngörülüyor.

İşgal saldırını sert bir dille eleştiren Hollanda Parlamentosu’ndaki milletvekilleri, hükümeti Avrupa bağlamında mali kısıtlamalar gibi karşı önlemler almaya çağırdı. Bunun üzerine Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Sigrid Kaag, hükümetin ‘geniş bir yaptırım yelpazesinin’ üzerinde durduğunu bildirdi.