Yoksa, TOMA’ların tehdidi altında ve yere bağdaş kurup, evden getirilen iftar yemeklerini birbiriyle paylaşan insanların arasında mı?
Şundan soruyorum:
Taksim alanını kırk gündür işgal eden Hükümet kuvvetleri, burada Ramazan boyunca masalar kuracak, davetlilere buralarda bedava iftar yemeği dağıtacak…Belli ki, halk da buna karşı İstiklal Caddesi’nde “yeryüzü iftar sofraları” kuracak…
Bu iki görüntü nedir?
Birinci görüntü, İslam’ın devlet “aleti” haline gelerek “bozulması”dır. Müslüman bireyin, kendi “yalnızlığı“ içinde Allah’a hamd û sena etmesi yerine, “devlet masasına” oturarak, dün Taksim’de kanı dökülen insanlara karşı, “zafer” gösterisine alet olması insanlık açısından “suç” ve İslamiyet açısından “günahtır”. Orada yenen her lokma haramdır. Cemaati, hem de Ramazan ayında birbirine “düşman” edenlerin, yere çökmüş lokmasını ağzına almak üzere olanın üzerine TOMA’yı polisi gönderenlerin, inanan ve inanmayan, oruçlu olan ve olmayan binlerce insanın vicdan avezeleri karşısında “yeryüzü iftar sofrasına” son anda saldırmaktan vazgeçenlerin insanlık katında da, Allah katında da makbul yeri olamaz.
Sen dünyanın gözleri önünde Taksim’de kırk gün boyunca “işgal” ordusu gibi davranacaksın, sana muhalif olanları Taksim alanında on kişi bir araya gelse dağıtacaksın, yüz küsur metreden ve 45 derece eğimle atılması zorunlu gaz bombasını, on metre mesafeden hedef gözeterek atacaksın, 17 yaşında kafatasını parçaladığın çocuk hastanede “hayatla memat” arasında gidip gelirken, Taksim’de ezdiğin yüzbinlerce insana inat “dayalı döşeli masalar” kurup, Taksim’de “iftar gösterisi” yapacaksın…
Bu İslamiyeti zorbalığa, kirli siyasete, iktidar hırsına alet etmektir.
“Dördünüzü öldürdük, binlercenizi yaraladık, binlercenizi göz altına aldık, nicenizi tutukladık ve en son birinizi komaya soktuk ve şimdi ölülerinize, yaralılarınıza, özgürlüğü elinden alınanlarınıza ‘nisbet’ vermek için, sizlerle alay etmek, sizleri hiçe saymak için, işte böyle İslam inancını, mübarek Ramazan ayını sizi basınçlı sularla püskürttüğümüz, zehirli gazlarla öksürttüğümüz Taksim’de size karşı istismar ediyoruz, kullanıyoruz, öyle ‘hasenat’ babından değil, ‘hayır’ niyetine, ‘sebil’ niyetine, hatta ‘sadaka’ niyetine cebimizden değil, Taksim’de ezdiğimiz insanların da vergilerinden Belediye’ye aktarılan Bütçe’den ‘bedava ‘iftar sofraları” kuruyoruz.”
Allah Devrimci Müslümanlar ile Anti-kapitalist Müslümanlar’dan razı olsun. Onlar fakir-fukara insanların da bağdaş kurduğu “yeryüzü sofrasını” kurarak, AKP’nin Taksim’de işlediği günahı gözler önüne serdiler. “Zalimin sofrasında” ballı börek yemektense, “Mazlumun Sofrasında” “üç siyah zeytin, bir hurma” ile yetindiler. Devletin ya da Belediye’nin bütçesine el atmak yerine, o yüzlerce metrelik “yeryüzü sofrasında” bağdaş kuran herkese, “ihtiyacı kadar” yiyebileceği yemekleri gücü olanlar getirdi, gücü yetmeyenlere yedirdi.
“Düşmanlaşmanın sofrası”na karşı “kardeşleşmenin sofrası”nın üzerine TOMA’lar hareketlendiği, polisler ellerindeki gaz bombası tüfeklerini halka çevirdiği zaman artık AKP’nin Mısır’da Adeviyye meydanını kurşunlayan Sissi’den ve daha önce Tahrir’i vuran Mursi’den farkı kalmamıştı.
Şimdi “İslamcı Kemalizm” “gösteriş” olsun, “direnişçiler kahrolsun” diye Taksim’de “devlet sofrası“ kuruyor ve onun karşısında hem İslamiyet’i tanınmaz hale getiren totaliter “İslamcılığın”, hem de “laikliği” tanınmaz hale getiren darbeci “ulusalcılığın alternatifi de “yeryüzünün sivil sofrasında” kendiliğinden adım adım oluşuyor.
O sofrada bağdaş kuran, oruçlu olsun olmasın binlerce insan bu yeni alternatifin habercileri…Başı örtülü ve açık kadınlar; “diren Lice İstanbul seninle” diyen “aileden ve samimi ulusalcılar”, özgürlükçü dindarlar, Kürtler… Şimdi söyleyin; böyle bir “yeni gücü” hangi “darbeci” peşine takabilir?
Gezi direnişi İslami hareketi de, laik hareketi de, ulusalcı hareketi de, hatta Sırrı Süreyya’nın bir forumda yaptığı konuşmadan da öğreniyoruz ki, HDK’yi de yeni bir temelde eğitmeye başlamıştır…
Ya bu yeni hareket, Öcalan’ın ifadesiyle “demokratik ulusun” bu nüvesi AKP’nin alternatifini yaratacak, ya da AKP’nin alternatifi olarak meydan “darbecilerle”, “cemaatçilere” kalacak…
İşgalcinin Taksim sofrası ve AKP’nin alternatifi
Ey Müslüman kardeşim! Sen olsan, insan kanı akmış Taksim’de, o kanı akıtmış olanların kurduğu masalardaki “bedava” iftar yemeğini yiyen “davetli niyetlilerle birlikte mi olursun?