
AKP iktidarı, Tayyip Erdoğan şahsında tam bir şantajcı hale gelmiştir. Avrupa Türkiye’nin istediği vize serbestisi için bazı yasalar değiştirmesini, yine üç milyarı vermek için bazı koşulları yerine getirmesini isteyince mültecileri Avrupa’ya salma şantajına başvurmuştur. Dünya tarihinde böyle adi bir şantajcılığa az rastlanır. Tayyip Erdoğan Avrupa’nın bu zayıf karnını görmüş ve şantajını pervasızca sürdürmektedir. Cezalandırılması gereken bu şantajcılık, Avrupa’nın ilkesizliği, tutarsızlığı, bencilliği, çıkarların esiri olmaları nedeniyle işe yaramaktadır. Gerçekten de ortada hem Türkiye, hem de Avrupa açısından utanç verici bir durum vardır.
Mültecilerin Avrupa’ya gönderilmesi, salınması konusunda Türkiye cezalandırılması gerekirken ödüllendiriliyor. Bu nedenle Tayyip Erdoğan bu konuda şantajcılığı bir politik tarz haline getiriyor. Öyle ki, bu şantaj politikaları üzerinden Kürt halkına insanlık dışı saldırılar yapıyor ve dünya bu yargılamalık insanlık dışı uygulamalara sessiz kalıyor.
Türkiye’de neden iki milyondan fazla mülteci var? Bu mülteciler neden Avrupa’ya yöneliyor? Bu konular gerçek anlamıyla aydınlatılmış değildir. Türkiye’de mülteci sorununun bu boyuta gelmesini AKP iktidarının politikaları neden olmuştur. Suriye’deki savaş sonucu bazı mültecilerin Türkiye’ye geçmesi söz konusu olabilirdi. Ancak bu birkaç yüz bini geçmezdi. Ancak Türkiye savaşı gerekçe yapıp Suriye halkını Türkiye’ye bilinçli olarak çekmiştir. Bugün nasıl ki mültecileri kendi örgütlemeleri yoluyla Yunanistan ve Avrupa’ya gönderiyorsa, Suriye’den de kendi örgütlemeleri eliyle Türkiye’ye çekmiştir. Bu Suriyeli mülteciler üzerinden politika yapıp Suriye’de kendini etkili kılmak istemiştir. Bu temelde de sadece Suriye’nin değil, Ortadoğu politikalarını yönlendiren bir ülke haline gelmeyi hedeflemiştir. Mülteciler bizim üzerimize yıkıldı, biz besliyoruz; dünya bize yardım etmiyor yaygarasını bu gerçeğin üstünü örtmek için yapmaktadır. Kimse Türkiye’nin üzerine böyle bir yük atmamıştır. Aksine AKP iktidarı tarafından bilinçli, planlı, örgütlü ve amaçlı olarak yüz binlerce insan Türkiye’ye çekilmiştir. Ancak düşündüğü hesaplar boşa çıkmış, mültecilere dayanarak geliştirmek istediği politika iflas etmiştir. İşte o zaman Suriye politikası ve Rojava Devrimine karşı kullandığı mültecileri bu defa Avrupalıları kendi politikalarına hizmet ettirmek için kullanma yoluna gitmiş, izlediği yanlış politikanın cezasını başkalarına çektirmeye yönelmiştir.
Türkiye Kobanê’yi IŞİD’e teslim etmek için de IŞİD Kobanê’ye ilk saldırıyı yapar yapmaz Kobanêlilere kapıyı sonuna kadar açmıştır. Bunu da insani nedenlerden değil, Kobanê’nin düşüşünü hızlandırmak için yapmıştır. Yüz binlerce Kürt’ün Türkiye’ye geçmesi, oradan da Avrupa’ya yönelmelerini bizzat Türk devleti örgütlemiştir. Bununla da Rojava ve Kobanê’yi Kürt’süzleştirip Rojava Devrimini güçsüzleştirmeyi amaçlamıştır. Suriye’nin boşaltılması da, Kobanê’nin Kürt’süzleştirilmesi de Türk devletinin IŞİD, El Nusra vb. güçler üzerinden Suriye’ye hakim olma hedefi içindir. Mülteci kampları ve Türkiye’ye dağılan Suriyeliler üzerinden IŞİD ve El Nusra’yı kontrol edip Suriye’ye hakim olmayı hesaplamıştır. Sadece mülteci göçünün artması nedeniyle değil, El Nusra ve IŞİD üzerinden Suriye’de kirli savaşı derinleştirmesi açısından da AKP iktidarının hesap vermesi gerekmektedir. Hala da mültecileri bir şantaj ve pazarlık aracı olarak kullanmaya devam etmektedir.
Soruna Türkiye’de bu kadar mülteci var, Avrupalılar neden almıyor üzerinden bakmak, Türkiye’nin bu kirli politikalarının üstünü örtmek ve normalleştirmek anlamına gelmektedir. En başta da Almanya başbakanı Merkel olmak üzere Avrupalılar Türkiye ile pazarlık yaparak mülteci sorununun gerçek boyutunun üstünü örtmüşlerdir. Bu, Avrupalıların Türkiye’nin bu konudaki suçunu normalleştirme, hatta kendilerini suçlu konuma düşürmesi anlamına gelmektedir. Bu, acı çeken ve ölen mültecileri bu duruma düşürenlerden hesap sormak bir yana, ödüllendirmektir.
AKP iktidarı sadece mültecileri Suriye ve Avrupa politikalarında kullanan kirli politikaların sahibi kirli bir iktidar değildir; bu mültecileri mezhepçi anlayışla Alevilere karşı da kullanan kirli bir iktidardır. Alevileri çok yönlü özel savaş politikalarıyla topraklarından koparanlar, şimdi Alevi nüfusunun seyrekleştiği alanlara bu mültecileri yerleştirip coğrafyada yaşayan nüfusu inanç ve etnik soykırım amaçları doğrultusunda değiştirmeye çalışmaktadırlar. Maraş’ta Terolar köyünde ve Alevilerin yaşadığı alanlarda kurulmak istenen mülteci kampları da böyle kirli ve soykırımcı politikaların sonucudur.
Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı o kadar pişkin, ikiyüzlü, gerçekleri saptırıcı ve demagojik bir iktidardır ki, dünyanın gözünün içine baka baka IŞİD’e düşman olduğunu ve binlerce IŞİD’liyi öldürdüğü yalanını söylemektedir. “Kendi söyleyip kendi inandığı yalanlarla” şimdiye kadar IŞİD’le yaptığı suç ortaklığını gözden kaçırmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin IŞİD’in nasıl cephe gerisi olduğunu, binlerce savaşçının nasıl Türkiye üzerinden IŞİD’e gittiğini, IŞİD’i Rojava Devrimine karşı nasıl kullandığını, IŞİD ve El Nusra üzerinden Suriye’ye nasıl müdahale ettiğini dünyanın tüm ülkeleri ve istihbarat birimleri bildiği halde “IŞİD bizim düşmanımızdır, şu kadar IŞİD’li öldürdük” yalanını şimdi dünya üzerinde şantaj olarak kullanmaya çalışmaktadır.
Türkiye El Nusra ve IŞİD’i besleyip şantaj ve pazarlık konusu yaparak Avrupa ve ABD’yi kendi soykırımcı Kürt düşmanı politikalarına destek verir hale getirmeyi amaçlamıştır. Türkiye’nin birçok konuda Avrupa’yı suçlaması ve töhmet altında bırakması, esas olarak Avrupa’yı savunma pozisyonunda tutup Kürt halkına karşı yürüttüğü saldırılar karşısında sessiz kılma amaçlıdır.
Türkiye’nin IŞİD ve El Nusra politikaları konusunda da hesap vermesi gerekirken, şimdi IŞİD’e karşı savaş yürütüyorum demesi, aslında IŞİD politikası konusunda AKP’den hesap sorulmaması sonucudur. Öyle ki, şimdi IŞİD politikaları konusunda hesap vermekten kurtulmak için dünyayı IŞİD politikaları konusunda suçlamaktadır.
Bu kadar pişkinliğe de pes doğrusu! Ancak AKP iktidarı bu kirli şantajcı ve kirli pazarlıkçı politikaların hesabını mutlaka verecektir.