
Bedirhan Kahraman, Şengal Diaspora Meclisi’nin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve Şengal’in özerkliğinin uluslararası alanda tanınması amacıyla 23 Ağustos’tan beri Fransa’nın Strasbourg kentinde sürdürdüğü açlık grevine işini bırakarak katılmış.
Kahraman kendisini şu şekilde tanıtıyor: “1969 Urfa Viranşehir doğumluyum. Şengal Diaspora Meclisi yönetim üyesiyim. Meclis’in İsviçre sorumlusuyum. 1991’de İsviçre’ye yerleştim. 2000-2010 yılları arasında Almanya’da kaldım. 2010 yılında tekrar İsviçre’ye döndüm. Şu anda İsviçre’de yaşıyorum. TIR şoförü olarak çalışıyorum. İşimi bu eylemden dolayı bıraktım.”
Öcalan’ın özgürlüğü Êzîdî halkının özgürlüğüdür
Sömürgeci güçlerin kendi çıkarları için Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdiğini dile getiren Kahraman, sadece Öcalan’ın bu olumsuzluğa karşı çözüm geliştirdiğini belirtti. Kahraman
“Bu kanı durduracak, Ortadoğu’ya barışı getirecek yegane kişi Sayın Öcalan’dır ve O’nun tecrit altında tutulması kabul edilemez. Başkanımız şahsında bir bütünen Kürt halkı esaret altına alınmak isteniyor. Başkanın içerde kaldığı her gün, Kürt halkı ve ilerici insanlık için bir kayıptır. Sayın Öcalan Ortadoğu’da barışın anahtarıdır. Öcalan’ın anahtar rolünü oynaması için de özgürlüğüne kavuşması gerekir. Öcalan’ın özgürlüğü, Êzîdî halkının özgürlüğüdür. Böyle gördüğümüz için bugün burada süresiz dönüşümsüz açlık grevini gerçekleştiriyoruz” dedi.
‘Gün ayrışma değil birlik günüdür’
Kahraman neden Êzîdîler’in Öcalan için açlık grevine girdiğini anlamak için 3 Ağustos 2014’de DAİŞ‘in Êzîdîlerin kutsal mekanı Şengal’e saldırısına bakmanın yeterli olduğunu söyledi.
Kahraman devamla şu ifadeleri kullanıyor: “Bugün burada neden bedenimizi açlığa yatırdığımızın anlaşılması için 3 Ağustos 2014 tarihine bakılması yeterli. Eğer Önder Apo’nun Felsefesi ve ideolojisi olmasaydı yüzbinlerce Êzîdî kılıçtan geçirilirdi. Bugün Êzîdîlerin sadece isim olarak değil halk olarak var olma gerçeği önderlik sayesindedir. Biz de buna karşılık vermek için bugün buradayız. Bu eylemimiz bir vefa borcudur.
Açlık grevimizin ikinci nedeni ise Şengal’e statü talebimizdir. Şunu çok iyi biliyoruz ki eğer Şengal bir statüye kavuşmazsa kendini koruyamaz. Hem her zaman katliama açık halde kalır, hem de asimile olur. Oysa Êzîdxan’ın bir özelliği var ve bu özelliğinin korunması herkesin boynunun borcudur. İlk defa Êzîdîler kendini korumak için YBŞ, YJŞ güçleri oluşturuldu. Bu güçlerin Avrupa da resmen tanınıp desteklenmesini istiyoruz.
Son olarak Kürt halkına seslenmek istiyorum. Coğrafyamızda oyunlar oynanıyor. Her Kürt bireyinin bunu iyi görmesi gerekiyor. Herkes, seferberlik ruhuyla hareket etmeli her tarafı eylem alanına çevirmelidir diyorum. Gün sessiz kalma günü değildir. Gün ayrışma günü değil, birleşme ve bütünleşme günüdür.”
‘25 yaşında gibiyim’
Diğer bir süresiz dönüşümsüz açlık grevinin eylemcisi de Rojava’nın Tirbesipiye şehrinden Beşir Êzîdî…
27 yıldan beri Almanya’da, 66 yaşında ancak bu eyleme ilişkin düşüncelerini anlatırken kendisini 25 yaşında hissettiğini söylüyor…
‘Apo’nun fedaileri Êzîdîleri kurtardı’
Hangi nedenlerden dolayı bu eylemde yer aldığını Beşir Êzîdî şu cümlelerle anlatıyor: “Ben kendimi, Özgürlük Mücadelesi ile tanıdım. 27 yıldır bu hareketi destekliyorum ve hizmet etmeye çalışıyorum. Ben aynı zamanda Heyva Sor a Kurdistanê’nin bir çalışanıyım. Kendim sanat ile ilgileniyorum, müzik yapıyorum. Aynı zamanda Êzîdî Kürt Sanatçılar Birliği içerisindeyim. Haziran ayında Şengal’e gittim. Orada halkımızın dramına tanık oldum. Bu acıyı dindirmek ve kurdukları statünün kabul görmesi için açlık grevine girdim. Önder Apo’yu Kürt halkının beyni, yüreği ve gücü olarak görüyorum. Başkanın ideolojisi bizi buraya getirdi. Bize benliğimizi geri verdi. Biz Êzîdîler için çok daha bir anlam ifade ediyor. Mesud Barzani, Êzîdîleri DAİŞ ve Erdoğan’a teslim etti. Şengal’de yaşanan katliamın tek sorumlusu Mesud Barzani’dir. 13 bin peşmerge, Şengal bölgesindeydi. ‘DAİŞ geliyorum’ diyordu halk silah istedi. Bırakın silahı vermeyi, 6 Êzîdî genç, peşmerge tarafından katledildi. Binlerce Êzîdî gencinin kaybına sebep oldu. Genç kızlarımız bir dinara ya da bir paket sigaraya satıldı. Apo’nun askerleri gelmeseydi durum çok daha kötü olurdu. Apo’nun fedailerinin gelmesiyle Êzîdîler katliamdan kurtuldu. 200- 300 bin insan, YPG, YPJ ve HPG sayesinde kurtuldu. Yani PKK Êzîdîleri kurtardı. Êzîdîlere bu kadar iyiliği dokunan bir insanın tecrit altında tutulmasını asla kabul etmiyoruz.”
‘Kendini dolarlara satanların peşinden gitmeyin’
Öcalan’dan “İyi bir haber gelinceye kadar” eylemde olacaklarını sözlerine ekleyen Beşir Êzîdî sözlerini şu çağrıyla sonlandırdı:
“Dört parça Kürtlere sesleniyorum özellikle de Êzîdxan’daki Êzîdîlere… Yeter artık Önderimizin etrafında toparlanın. Kendisini dolarlara satanların peşinden gitmeyin. Bırakın onları. Kürtlerin kurtuluşun tek yolu Önder Apo’nun etrafında toplanmaktan geçer.”