Halfeti ve Bozava’da gözaltına alınanlar, gözaltı süresince falakadan elektriğe kadar uğradıkları işkenceyi açıkladı.

Urfa’nın Halfeti ilçesi Dêrto (Dergili) Mahallesi’nde 18 Mayıs’ta yaşanan çatışmanın ardından Bozova’nın Qoser (Koçhisar) Mahallesi’nde gözaltına alınan Mehmet Emin Yıldırım, Yaylak Jandarma Karakolu’ndan Urfa TEM Şube’ye kadar maruz kaldığı işkenceyi anlattı. Mehmet Hayri Çiftçi ve Mustafa Çiftçi de dün  mahkeme salonunda gözaltında gördükleri işkenceyi aktardı.

Urfa’nın Halfeti ilçesinde yaşanan çatışma sonrası gözaltına alınanlardan 10 kişi daha Urfa Adliyesi’ne çıkarıldı. ”Örgüte yardım yataklık etmek” iddiasıyla savcıya ifade veren Abdullah Buğa, Abdurrahman Çiftçi, Ahmet Yıldırım, Ali Zencirkıran, Kenan Yıldırım, Mehmet Kaçar, Mehmet Hayri Çiftçi, Mustafa Çiftçi, Müslüm Yıldırım ve Sinan Yıldırım “adli kontrol” talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

Su döküp falakaya yatırdılar

 Hakime ifade verenlerin tamamı “adli kontrol” talebini reddederek, serbest bırakılmalarını isterken, Mehmet Hayri Çiftçi ve Mustafa Çiftçi gözaltında işkenceye maruz kaldıklarını anlatarak, rapor için Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmelerini talep etti. Hayri Çiftçi, mahkemeye şu ifadeyi verdi: “Emniyet’teki ifadem doğrudur. Bana jandarma karakolunda işkence yapıldı. Üzerime basıldı, darp izli var. Cop vuruldu, parmaklarıma ve ayaklarıma vuruldu. Su döküp falakaya yatırdılar. Bu olaylar jandarma karakolunda oldu. Emniyet’te ise gözlerimi kapatıp, iki kat yukarı çıkartıp cinsel organıma elektrik şoku verdiler. Ellerimi ayaklarımı bağlayıp üzerime abandılar. İlgililer hakkında şikayette bulunacağım. Adli kontrol talebinin reddini talep ediyorum.”

   

İşkence kayıtlara geçti

 Mahkeme, kayıtlara şu ifadeyi geçti: “Mahkeme gözleminde şüphelinin sağ omuzunda yaklaşık 10 cm kızarıklık olduğu görüldü.”

Hayri Çiftçi’nin Avukatı Sevda Çelik Özbingöl ise dosyada somut delil olmadığını; adli kontrol talebinin reddedilmesini ve adli tıp raporu alınmasını istedi.

Gözaltında işkence yapıldı

 Mahkemeye ifade veren Mustafa Çiftçi ise, şunları kaydetti: ”Emniyet ifadem doğrudur. Bana gözaltına işkence yapıldı. Gözlerimi bağladılar, elektrikle mi elle mi vuruldu bilmiyorum, ancak bel altım ağrıyordu. Jandarma karakolunda bana tekme tokat vurdular, kulağım ağrıyor. Bu duruma ilişkin şikayette bulunacağım. Adli kontrol talebinin reddini talep ediyorum.”

Çiftçi’nin avukatı Sevda Çelik Özbingöl, müvekkilinin kendi rızasıyla karakola gittiğini, kötü muamele gördüğünü belirterek, Adli Tıp raporu tutulmasını ve adli kontrol talebinin reddedilerek serbest bırakılmasını istedi.

Serbest bırakıldılar

 Kararını açıklayan mahkeme, Kenan, Müslüm, Sinan ve Ahmet Yıldırım ile Mehmet Hayri Çiftçi hakkında haftada bir gün imza atma koşulu olarak adli kontrol uygulanmasına, Abdullah Buğa, Abdurrahman Çiftçi, Mehmet Kaçar, Mustafa Çiftçi ve Ali Zencirkıran hakkında adli kontrol talebine gerek olmadığına, yurtdışı yasağı getirilmesine karar verdi.

 

Adlip Tıp’a göndermedi

Mahkeme, Mehmet Hayri Çiftçi ve Mustafa Çiftçi’nin Adli Tıp raporu talebinin delil toplama kapsamında olduğunu, soruşturma aşamasında delil toplama yetkisinin cumhuriyet savcısında olduğunu belirterek, talebi reddetti.

Halfeti’de gözaltına alınanlardan 10 kişi önceki gün adliyeye sevk edilmiş, 9’u serbest bırakılırken Abdullah Çiftçi ise sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek, ”örgüt propagandası” yaptığı iddiasıyla tutuklanmıştı.

   

Yaylak’tan TEM’e kadar

Bozova’nın Qoser (Koçhisar) Mahallesi’nde gözaltına alınan Mehmet Emin Yıldırım da götürüldüğü Yaylak Jandarma Karakolu’ndan Urfa TEM Şube’ye kadar maruz kaldığı işkenceyi paylaştı. Gözaltına alınan 47 kişi arasında olan Yıldırım, dün 9 kişiyle birlikte Urfa Adliyesi’ne sevk edildi. Sevk edilenlerden Abdullah Çiftçi, sosyal medya paylaşımları aracılığı ile ”Örgüt propagandası yapmak” iddiası ile tutuklanırken, 9 kişi ise serbest bırakılmıştı. Bozova’da gözaltına alınan ve Yaylak Jandarma Karakolu’nda elleri arkadan kelepçelenerek yüz üstü yere yatırılmış vaziyette fotoğrafları basına yansıyan 19 kişi arasında bulunan Emin Yıldırım, evde başlayıp jandarma karakoluna uzanan ve Urfa TEM Şubede devam eden işkenceyi Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlattı.

Aynı aileden 9 kişi

 Yaşadığı işkencelerden kaynaklı yürümekte zorlanan Yıldırım’ın sol bacağının kalçaya yakın kısmının tamamen morardığı görülüyor. Silah dipçiği ve tekmeler ile saatlerce Yaylak Jandarma Karakolu’nda kendisine işkence yapıldığını aktaran Yıldırım, saatler sonra Urfa TEM Şube’ye getirildiği sırada yolda ağır hakaretlere maruz kaldığını anlattı. Kalp hastası olduğunu, kalbinde 3 stend taşıdığını ifade eden Yıldırım, sahura kalktıkları sırada evlerine baskın yapıldığını belirterek, evde yaşadıklarını şöyle anlattı: “Biz sahura kalktık. Sahur yaparken bir anda evin avlusuna polis girdi. Ben, kardeşlerim, oğullarım hepimiz aynı yerdeydik. Baktım oğlumu almışlar, ben hemen aşağı indim. Aşağı inince bizi de aldılar. Sorgusuz sualsiz bizi aldılar. Hepimizi yüz üstü yatırdılar. Ben, kardeşlerim Müslüm Yıldırım, Sinan Yıldırım, Celal Yıldırım ve Ahmet Yıldırım ile oğlum Uğur Yıldırım, yeğenlerim Kenan Yıldırım, Mustafa Yıldırım, Abdullah Yıldırım toplam 9 kişi alınıp karakola götürüldük.”

Dipçiklerle vurmaya başladılar

 Yaylak Jandarma Karakolu’na götürüldükten sonra başka evlere de baskınların yapıldığını, Gül ve Zincirkıran aile fertlerinin de gözaltına alındığını öğrenen Yıldırım, “Sonra hepimizi Yaylak Jandarma Karakolu’na getirdiler. Bizi karakolda ters kelepçeleyip yüz üstü yatırdılar. Etrafımıza bakmamıza izin verilmiyordu. Karakol avlusunda yerde yatar haldeyken silah dipçikleri, tekmelerle bize vuruyorlardı. Yaylak karakolunda bize çok işkence yaptılar. Daha sonra Urfa TEM Şube’ye götürdüler” diye konuştu.

 

 Ayaklarının altı patladı

 Yıldırım, TEM Şube’de yaşadıklarını ise şöyle anlattı: ”Gençler vardı. Onları tek tek çıkarıp götürüyorlardı. Ne yaptıklarını bilemiyorum. Bize sordukları işte Halfeti’nin şu köyünde çatışma çıkmış, siz bunları tanıyor musunuz, tanımıyor musunuz. Bahsettikleri köy ile bizim aramızda 50 kilometre var. Bizim köy Bozova’da, onların bahsettiği köy Halfeti’de. Biz niye alındığımızı bilmiyorduk. 3 gün sonra avukat geldi. Bize çatışmanın olduğunu ve bizim bu yüzden şüpheli olarak alındığımızı söyledi. Biz TEM’de hepimiz yan yana değildik. Her oda 5-6 kişilikti. Sorguya götürürken diğerlerinin gözlerini kapatarak götürüyorlardı. ABeni karanlık odaya götürdüler ve diz üstü oturttular. Sonra bana olayla ilgili soru soruyorlardı. Beni sorgulayanı göremiyordum, çünkü oda kapkaranlıktı. Şu an gözaltında 4 kardeşim, oğlum var. Onların yaraları bizimkinden daha kötü. Benim oğlumun iki ayağının altı da patlamıştı. Bozova Hastanesi’nde dikiş attılar. Sonra TEM’e getirdiler. Onlar da ayaklarına bastılar, dikişler tekrar açıldı.”

Doktor da işkencecilere ortak

 Doktorun işkenceyi görmezden geldiğini kaydeden Yıldırım, ”Hepimizi otobüse koyup ellerimiz arkadan kelepçeli, başımız koltuğa doğru eğik şekilde 500 yataklı hastaneye götürdüler (Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi). Bir tane doktoru araca getirdiler. Bizi götüren polisler ‘başınızı kaldırın’ deyince, doktor ‘bir şey var mı’ diye sordu. Sonra ‘bir şey yok’ deyip bitirdi. Sonra bizi tekrar nezarethaneye götürüyorlardı. Bizim köyden 19 kişi vardık. Bize hastane rapor vermedi. Sadece Bozova’da bacağımdaki darptan dolayı film çektiler. Ben kalp hastasıyım, 3 defa anjiyo oldum, 3 tane stend var. İki kere kriz geçirdim. Ben hastayım diyordum, onlar bana ‘geber git’ diyorlardı.”

Öte yandan Mehmet Emin Yıldırım’ın Yaylak Jandarma Karakolu tarafından ilçe hastanesine yaptırdığı Genel Adli Muayene Raporu’na ”Sol uyluk bölgesinde travmaya bağlı lezyonlar mevcut olup komplikasyon gelişmedikçe hayati tehlikesi yoktur” notu düşülerek Yıldırım’ın anlattığı işkence raporlanmış oldu.

65 yaşındaki babaya da işkence

 Urfa merkezden gözaltına alınan Ahmet Yıldırım ise gece yarısından sonra evinin basıldığını, evinde kalan 2 akrabası ile gözaltına alındığını ifade etti. Sadece 3 saat sorguda kalıp serbest bırakıldığını belirten Yıldırım, şunları paylaştı: ”İşlemlerden sonra biz üç kişi bırakıldık. Mehmet ile Ömer’i TEM’e götürdüler. Benim evimdeki akrabalarım hakkında ‘örgütle bağlantıları var’ gibi sorular soruyorlardı. İşte ‘senin ailenin terör örgütüyle bağlantıları var mı yok mu’ bu tür sorular soruyorlardı. Bana herhangi bir kötü muamele yapılmadı ama şahit olduğum bir konu var, gözaltındakilerin süre uzatımı için getirildiğini gördüm. Çok dehşet bir şekilde işkence yapıldığını gördüm. Benim 3 kardeşim ve babam içerde. Babam Müslüm Yıldırım, kardeşlerim Kenan, Mustafa ve Abdullah Yıldırım. Kardeşim Abdullah’ın omuzunda darp izi vardı. Kolunda sürüklenme izi vardı. Bizi fazla yaklaştırmıyorlardı. Uzaktan bakabildik. Babam zaten yaşlıdır. 65 yaşında, adam ilaç kullanıyor. İlaçlarını yetiştirmekte bile zorlanıyorduk. Mesela boyun kısmında darp izi var, yani işkence olmuş. Çıktıklarında İnsan Hakları Derneği’nden tutalım neresi olursa olsun yani ilgilenecek kim olursa şikayetlerde bulunacağız. Ben Emniyet’e gideceğim sırada, beni arabamdan indirdiler ve eve çıkarttılar. Evde bulunan kayınbabamla birlikte üç kişiyi aldılar. Ev aramasında hakaret ediyorlardı. Çocuklarımızın gözü önünde hakaret ediyorlardı. Evi dağıtıp talan ettiler. İçerdekilerin sağlık durumları hakkında endişeliyiz.” 

 

 URFA­­