Brexit ile ilgili muamma ve ana muhalefet olan İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’e yönelik anti-Yahudi tartışmaları tüm hızıyla devam ederken, son 10 gündür özellikle konuşulan konu İskoçya Ulusal Partisi oldu.
Partinin eski lideri Alex Salmond’a yönelik iki kadın tarafından yapılan cinsel taciz suçlamaları ve Daily Mail gazetesinin bu şikayetleri sayfa sayfa haberleştirmesi cinsel taciz davalarını tekrar gündeme getirdi. Salmond ilk günden itibaren suçlamayı ret ediyor. Ama soruşturmalar başladı. Memleketin tüm diğer önemli meseleleri bu davaların gölgesinde kaldı.
Salmond hakkındaki İskoçya Parlamentosundan iki kadın çalışan tarafından yapılan iki ayrı cinsel taciz suçlaması geçtiğimiz Ocak ayında yapılmıştı.
Ancak Ağustos’un sonlarına doğru basına sızana kadar kimsenin olaydan haberi olmamıştı. Yaklaşık 20 yıl boyunca parti liderliği yapıp 2007-2014 yılları arasında da İskoçya’nın Başbakanlığını yapmış olan Salmond, 2014’de İskoçya’nın bağımsızlık referandumunda bağımsızlık güvenoyunun çoğunluk olmaması nedeniyle istifasını vermişti.
Referandumda yüzde 54 kadar bağımsızlığa hayır sonucu çıkmış, bu yenilgi karşısında da yerini bu görevi hala başarıyla yürüten Nicola Sturgeon’a vermişti.
Salmond parti üyeliğini bırakırken davaların masraflarının karşılanması için bir destek fonu hesabı açtırdı. Kendi partisinden onlarca vekilin yanı sıra birçok Salmond destekçisi para desteğinde bulundu ve şu ana dek 100 bin Sterlin toplanıldı. Bu fonun toplatılması da ayrı bir tartışma yarattı. Bu para kampanyasının ileri de şikayet edecek olan kadınların gözünü korkutacağına inanılıyor. Bu parayla Salmond, hakkında yürütülen soruşturmanın masraflarını karşılamayı umuyor.
Nicola Sturgeon, bu suçlamaları ciddiye alarak bu şikayetlerin derhal soruşturulmasını istedi. Bir kadın olması mutlaka duruma farklı bakmasını sağlamıştır. Salmond’ın kendi partisinden olması Sturgeon’un umrunda olmadı. Partisinde böylesi vakalara asla tolere edilemeyeceğinin altını çizdi.
Sturgeon’ın bu net tavrı birçok kesim tarafından övgü alırken İskoçya Ulusal Partisi büyük bir darbe aldı. 6 hafta sonra gerçekleşecek olan partinin yıllık kongresinde ne olacağı merakla bekleniyor. Bu cinsel taciz suçlamasıyla partinin aldığı darbeden önce Birleşik Krallığın AB’den çıkmasıyla İskoçya’nın büyük zarara uğrayacağı konusu kongrede ana mesele olarak konuşulacaktı. Bunun yanı sıra ikinci bir bağımsızlık referandumu yine bu kongrede gündeme getirilecekti. Ancak gündem artık tamamen farklı bir tarafa kaymış oldu.
2013’te Salmond hala başbakanken gerçekleşen bu cinsel taciz suçlamaları neden bu sene yani olaydan 5 sene sonra yapılıyor. Soruşturma başlatıldı ve Salmond’ın bu suçlamalardan masum çıkması daha muhtemel, çünkü ortada bir kanıt falan da yok. Ama çamur at izi kalsın misali de olabilir. Sonuçta parti prestijini epeyce kaybetti. Yine AB ile yürütülen başarısız müzakere sürecinin üstü bir kaç haftalığına da örtülmüş oldu. Hükümetlerin de halkın da gündemin de sadece bu konu var.
İskoçya’nın bağımsızlığına zinhar karşı çıkan İskoç Ulusal Partisi atağa geçerek İskoçya’da birinci parti olmaya çalışıyor bu sayede. Ha keza bağımsızlığa karşı olup hükümet parti olan İskoç Ulusal Partinin taleplerinden ve Brexit şikayetlerinden bıkan İngiltere merkez hükümeti de İskoç hükümetine karşı daha da güçlendi. Yani tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda bu cinsel taciz şikayetlerinin bir komplo olduğuna inanmak çok mu naifçe?
ozlemgalip@hotmail.co.uk İskoçya Ulusal Partisi’ne darbe
Brexit ile ilgili muamma ve ana muhalefet olan İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’e yönelik anti-Yahudi tartışmaları tüm hızıyla devam ederken, son 10 gündür özellikle konuşulan konu İskoçya Ulusal Partisi oldu.
Partinin eski lideri Alex Salmond’a yönelik iki kadın tarafından yapılan cinsel taciz suçlamaları ve Daily Mail gazetesinin bu şikayetleri sayfa sayfa haberleştirmesi cinsel taciz davalarını tekrar gündeme getirdi. Salmond ilk günden itibaren suçlamayı ret ediyor. Ama soruşturmalar başladı. Memleketin tüm diğer önemli meseleleri bu davaların gölgesinde kaldı.
Salmond hakkındaki İskoçya Parlamentosundan iki kadın çalışan tarafından yapılan iki ayrı cinsel taciz suçlaması geçtiğimiz Ocak ayında yapılmıştı.
Ancak Ağustos’un sonlarına doğru basına sızana kadar kimsenin olaydan haberi olmamıştı. Yaklaşık 20 yıl boyunca parti liderliği yapıp 2007-2014 yılları arasında da İskoçya’nın Başbakanlığını yapmış olan Salmond, 2014’de İskoçya’nın bağımsızlık referandumunda bağımsızlık güvenoyunun çoğunluk olmaması nedeniyle istifasını vermişti.
Referandumda yüzde 54 kadar bağımsızlığa hayır sonucu çıkmış, bu yenilgi karşısında da yerini bu görevi hala başarıyla yürüten Nicola Sturgeon’a vermişti.
Salmond parti üyeliğini bırakırken davaların masraflarının karşılanması için bir destek fonu hesabı açtırdı. Kendi partisinden onlarca vekilin yanı sıra birçok Salmond destekçisi para desteğinde bulundu ve şu ana dek 100 bin Sterlin toplanıldı. Bu fonun toplatılması da ayrı bir tartışma yarattı. Bu para kampanyasının ileri de şikayet edecek olan kadınların gözünü korkutacağına inanılıyor. Bu parayla Salmond, hakkında yürütülen soruşturmanın masraflarını karşılamayı umuyor.
Nicola Sturgeon, bu suçlamaları ciddiye alarak bu şikayetlerin derhal soruşturulmasını istedi. Bir kadın olması mutlaka duruma farklı bakmasını sağlamıştır. Salmond’ın kendi partisinden olması Sturgeon’un umrunda olmadı. Partisinde böylesi vakalara asla tolere edilemeyeceğinin altını çizdi.
Sturgeon’ın bu net tavrı birçok kesim tarafından övgü alırken İskoçya Ulusal Partisi büyük bir darbe aldı. 6 hafta sonra gerçekleşecek olan partinin yıllık kongresinde ne olacağı merakla bekleniyor. Bu cinsel taciz suçlamasıyla partinin aldığı darbeden önce Birleşik Krallığın AB’den çıkmasıyla İskoçya’nın büyük zarara uğrayacağı konusu kongrede ana mesele olarak konuşulacaktı. Bunun yanı sıra ikinci bir bağımsızlık referandumu yine bu kongrede gündeme getirilecekti. Ancak gündem artık tamamen farklı bir tarafa kaymış oldu.
2013’te Salmond hala başbakanken gerçekleşen bu cinsel taciz suçlamaları neden bu sene yani olaydan 5 sene sonra yapılıyor. Soruşturma başlatıldı ve Salmond’ın bu suçlamalardan masum çıkması daha muhtemel, çünkü ortada bir kanıt falan da yok. Ama çamur at izi kalsın misali de olabilir. Sonuçta parti prestijini epeyce kaybetti. Yine AB ile yürütülen başarısız müzakere sürecinin üstü bir kaç haftalığına da örtülmüş oldu. Hükümetlerin de halkın da gündemin de sadece bu konu var.
İskoçya’nın bağımsızlığına zinhar karşı çıkan İskoç Ulusal Partisi atağa geçerek İskoçya’da birinci parti olmaya çalışıyor bu sayede. Ha keza bağımsızlığa karşı olup hükümet parti olan İskoç Ulusal Partinin taleplerinden ve Brexit şikayetlerinden bıkan İngiltere merkez hükümeti de İskoç hükümetine karşı daha da güçlendi. Yani tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda bu cinsel taciz şikayetlerinin bir komplo olduğuna inanmak çok mu naifçe?
ozlemgalip@hotmail.co.uk