Herkes bu gündem de nereden çıktı diye soruyor. Nasıl yorumlamak gerektiği de tartışma konusu! Biraz farklı bir boyuttan bakmayı deneyelim.
Öncelikle şunu söyleyelim: Bu tartışmalar, tüm bu yaşananlar, hangi cila altında olursa olsun; devletçi-iktidarcı güçlerin asıl yüzlerini açığa çıkarmak, bu gerçeği herkese anlatmak açısından önemlidir.
Şimdiye kadar kendini çeşitli şekillerde yansıtmaya çalışan iki farklı güç için, aynı ümmetten olmanın, aynı dine mensup olmanın; iş, rant ve iktidar olduğunda hiç de önemli olmadığını görmekteyiz. İslami söylemi kullansalar da her iki gücün ne kadar gayri ahlaki, bundan dolayı aslında ne kadar karşı İslam olduğu görülmektedir. İşte bu noktada Kürt Halk Önderinin geçtiğimiz günlerde önerdiği demokratik İslam konferansının gerekliliği bir kez daha ortaya çıkıyor. Devletçi- iktidarcı İslami kesimlerin aslında karşı İslam olduğunu son günlerdeki iktidar kavgalarından çok net bir şekilde görmekteyiz. Bunu görünce Osmanlı padişahlarının beşikteki kardeşlerini boğazlatmasını, taht kavgaları aklımıza gelmektedir.
Birbirinin kuyusunu kazan bir din kardeşliği hangi kitapta vardır? O toy, şımarık Avrupa’nın Kapitalist ahlaksızlığından başka hangi kültür bu tür oyunlara zemin sunar, olur verir ki? Hükümetin geçmiş pratiğine ana hatlarıyla baktığımızda menfaatleri için yapamayacağı, harcamayacağı değerin olmadığını pek çok defa görürüz. En göze çarpan bir örnek halkın parkını, halkın hakkını zenginlere pazarlandığı, peşkeş çekildiği Gezi Parkı’dır.
Mevzubahis çatışmanın sonucuna ilişkin çeşitli senaryolar yazılmakla birlikte bazı ihtimaller göz ardı edilmektedir.
Bu da tüm bu olanlara rağmen her iki gücün uzlaşabilme ihtimalidir. İllahi böyle olacak diye bir şey belirtmemekle birlikte dershanelerin kapatılmasında uzlaşıp dershanelerin özel okullara dönüştürülmesi, bu yönlü gereken kredilerle cemaatin daha fazla palazlandırılması yaşanabilecek bir ihtimaldir. Bu şekilde hem güçlü bir AKP görüntüsü kitle hafızasına yüklenmiş olacak, hem de cemaat çok şey kaybetmeden belki de çok şey kazanarak yoluna devam edecektir.
Bu çatışma, gelecekte AKP tarafından “cemaat Kürt karşıtıdır, ben demokrattım, demokratım” gibi bir söylemle geçmişin hatalarını birilerine yükleyip kendini aklama biçiminde seçim propagandası olarak kullanma potansiyelini de taşımaktadır.
Bununla birlikte günlerdir haber bültenlerinde yazılan, çizilen ve tartışılanlara baktığımızda şunu çok net bir şekilde görmekteyiz;
“Cemaat mi, AKP mi” diye iki seçenekli bir soruyu sordurarak kitlelerin zihni bulandırılmak istenmektedir. Tüm herkes bir tarafı tutmaya zorlanmaktadır. İki gücün de ABD ve uluslararası güçlerin maşası olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Bu noktada demokrasi güçlerinin uyanık olması büyük önemdedir. Bu temelde zihniyet çalışmasına ağırlık vermek ve doğruları örgütlemek öncelikli uğraş olmalıdır. Böylelikle, toplumların kılcal damarlarına sızmış iktidarcı İslam’ın yenilmesi ve yerine kültürel, demokratik İslam’ın Ortadoğu topraklarında yeşermesi sağlanacaktır.
İslam-AKP ve cemaat