Kürdistan’ın Rojava parçasında, Kürtlere karşı sürdürülen İslami terörden önce İslam'ın nasıl önüne çıkanı yıkan terör makinasına dönüştürüldüğüne bakmak gerekiyor.

Başlangıcına gidersek, İslam'da merkezkaçı Suudi Arabistan, 1960’lara kadar Amerika, petrol şirketi Aramco’nun kontrolünde, petro-dolar kardeşçe bölüşüyor ama, her şeye rağmen, evrensel düzlemde "İslam bu" değildi.
İslam’ın bir "eliti" vardı. Akım, "terör çağı"ından uzaktı.
"O halde, İslam'a ne oldu?" sorusunun cevabı, Amerika stratejilerinde saklıdır. Kısacası, bugün yer yüzünü derinden sarsan, "hal ve gidiş" onun günahkar meyvesi, başlangıcı da 1960’lardır.
Bu dönemde, "Komünizm" denilen Doğu Blokunun oyun kurucusu Sovyetler Birliği (Rusya), NATO’nun patronu Amerika ile "soğuk savaş"ta mevziler kazanıyordu. Asya, Afrika ve İslam ülkelerinin gençleri arasında çekiciliğe sahipti.
Amerika, atak kitle tabanı edinemiyordu, gayri resmi üslerinde. "Yeşil kuşak" projesi bu dönemde, kitle tabanı edinme amacıyla devreye sokuldu. İslam kullanılarak, Komünizmin önüne duvar örülecek, alan temizliğiyle, sempati yayılması önlenecekti.
Bu arada Afganistan ve Pakistan ele geçirilip, Rusya güneyden kuşatılacak, onun yumuşak karnı, içindeki Müslüman toplumlara (Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan) el atılacaktı.
Yeşil kuşak Afganistan’dan başlayıp, Pakistan, İran ve TC’yi de içine alıyordu.  
Amaç için, açlık, yoksulluk ve yoksunluğun hüküm sürdüğü, amiyane deyimle, kiralık katil fiyatlarının bir dolara kadar düştüğü "dost ve müttefik" ülkelerde, kitle tabanı edinme yolunda, hızlı bir örgütlenme başladı.
Bizi yakından ilgilendirmesi nedeniyle, TC’yi ele alırsak önce, pıtırak gibi Komünizmle Mücadele Dernekleri kuruldu. (Bugün Amerika’da yaşayan ve evrensel düzeyde bir mali imparatorluğun da başı olan Fethullah Gülen, derneğin kurucu kadrolarındandı. Eski Albay Türkeş’in başında bulunduğu MHP’nin "en yüksek himayeye mazhar" bir derin yapılanma olmadığını kim söyleyebilir!)
TC’de 1960’ların ortalarında, yükselen sola karşı, sivil giyimlilerin taşlı, sopalı saldırıları, bir süre sonra silahların ateşlenmesine dönüştürüldü.
Bu dönemde MHP’liler ve yandan destekçi, Necmettin Erbakan hareketinin personeli "Kanımız aksa da zafer İslamındır" diye bağırıyorlardı. Sonra buna, "Türk İslam sentezi"nin bileşkesi olan "Tanrı dağı kadar Türk, Hira dağı kadar Müslüman" sloganını eklediler. (Bugün yürülükte olan "Türk-İslam sentezi) 12 Eylül 1980 darbesiyle resmi ideoloji olacaktı.)
1970’lerde, İslam dünyasında artık kaos, İslamik düzen kurma adına sokaklarda kan vardı. Amaç için, her şey, bütün değerler kullanılıyordu. TC’de, "kadını peçeleme" olan "türban" meselesi bu dönemde doğuruldu. (İlk militanı, AKP’nin Ekonomi Bakanı Ali Babacan’ın teyzesi Hatice Babacan, ideoloğu Erdoğan ailesinin yakın dostu, yazar Şule Yüksel Şenler’di).
Öte yandan İran’da Mollalar, Batının yardımıyla (Ayetullah Humeyni, Fransa’nın tahsis ettiği özel uçakla Tahran'a inecekti) Şah'a karşı gelişen muhalefetin üstüne oturup, iktidarı ele geçirdiler. İdam ayinli ve işkenceli İslami terör dönemi başladı. Dünya olanlara sessizdi. Amerika, Mollaları kızdırmamak için, düne kadar en sadık müteffiği olan Şah’ı ülkesinden kovmuş, kimse ölüm yatağı vermesin diye dünyaya baskı yapmaya başlamıştı.
Pakistan’da, sosyal demokrat lideri Zülfükar Ali Butto, General Ziya Ülhak eliyle devrilip, idam edilmiş İslamik rejim kurulmuş, Mısır’daki "Müslüman Kardeşler"in türevi, Suudi çıkışlı El Kaide, Amerikan yardımı ve iç savaşla Afgnistanı ele geçirmişti.
Yeşil kuşak örülmüş ama İran Mollaları ve El Kaide, "hayırsız evlat" çıkmıştı.
TC’ye gelince, 12 Eylül darbesinin lideri General Evren’in "vaaz" nitelikli konuşmları ve "Türk-İslam sentezi" temelleri üstünde alttan gelen İslamik hareket ataktaydı. Kürdistan’da İslam yeni keşfedilmiş gibi, havadan dini bildiriler yağdırılıyor, daha sonra Kürt isyancılara karşı, geniş çaplı bir İslami kampanya yürütülüyor, "alt kültürden" Kürtlerin de dahil ediliği para-militer "Hizbullah" adında İslam söylemli terör sahaya salınıyordu. Hizbullah'ın şehir ve kasabalarda satırlı saldırıları, katlettikleri Kürtleri "mezar evler"e gömmeleri terörde dehşetin adı olacaktı.
Öte yandan Amerika, Afganistan ve İran’da kucağında emzirdiği, ancak "haysız evlat" çocuklarına savaş açmak zorunda kalmıştı. İran’da eli boş, ama Afganistan'ı işgal ederek El Kaide'den kurtarmış, misilleme olarak 2001 yılında kendi evinde vurulmuştu.
Bela, Amerika'nın boyununa dolanmıştı. Buna rağmen, eldeki malzemeden vazgeçmiyor, eldeki malzemeden, kontrol edilebilir "ılımlı İslam yaratmaya çalışıyordu.  
TC’nin ki "ılımlı İslam"dı. Avrupa ile birlikte AKP’yi baskın olan Kemalistlerin (ordu) tasallutundan kurtarıp, "ılımlı örnek" tertibinden iktidar yapıyor, Libya, Tunus ve Mısır’da benzerini inşa için öne sürüyordu.
Ama olmadı, niyet tutmadı. Aynı Amerika ve Batı, şimdi "ılımlılardan" kurtulma çabasında. TC, Suriye’de gezgin El Kaidecilere lojistik üssü.
İslam dünyası, 2013 yazında Suriye’den Irak’a, Mısır, Pakistan, Afganistan, Afrika'daki uzantılarına kadar, birbirinden iktidar çalma, gasp savaşlarıyla alt üst oluyor, yalnız Ramazan ayında, yaklaşık üç bin kişi öldürülüyordu.
Birleşmiş Milletler’in rakamlarına göre, Suriye’de son iki yılda hayatını kaybedenlerin sayısı 100 bin kişiyi geçiyordu.
Irak’da 2003’den beri hayatını kaybedenlerin sayısı bir milyonu aşıyordu. Somali, Sudan, Libya, Tunus, Etopya İslamın öteki kanlı topraklarıydı.
TC’nin, terör gezgini El Kaidecilerin eliyle, Rojava Kürdistan'ı ele geçirme ve bu düzlemde İslami terörün insanlığı utandıran halleri GELECEK YAZIDA…