İslam’in Kuran ve hadis hükümleri ile peygamberinin açık hükümleri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nurettin Turgay, her gün İslamiyet ve Müslümanlık ile ilgili açıklamalarda bulunan hükümetin son dönemlerde cenazelere ilişkin tutumuna dikkat çekti. Prof. Turgay, “Müslümansanız niye bunu yapıyorsunuz?” diye sordu.
Kuzey Kürdistan kentlerinde 24 Temmuz 2015’ten sonra ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında şehit düşenlerin cenazeleri, ailelerine verilmeyerek ya aylarca morglarda bekletildi ya da kimsesizler mezarlıklarına defnedildi. Kimi HPG’lilerin cenazeleri de operasyon bölgelerinde bırakıldı. Cenazelerini alabilen aileler ise belediyelere atanan kayyumların cenaze aracı ve taziye evi tahsis etmemesi uygulamalarıyla karşı karşıya kaldı.
265 cenaze bekletiliyor
Cenazelere yönelik bu uygulamaların yanı sıra Bitlis merkeze bağlı Oleka Jor (yukarı Ölek) köyünde yer alan Garzan Mezarlığı’ndan DNA testi gerekçe gösterilerek 19 Aralık 2017’de çıkarılan 267 cenazeden 265’i İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda (ATK) bekletilirken, yapılan tüm başvurulara rağmen cenazeler ailelerine verilmedi.
Aynı uygulamalar
Cenazelere yönelik uygulamalar, cezaevlerinde tecridi protesto etmek için fedai eylem yapan Zülküf Gezen, Ayten Beçet, Zehra Sağlam ve Medya Çınar’ın cenazelerine yönelik yeniden devreye konuldu. Cezaevlerinden çıkan cenazeler, polis tarafından kaçırılarak, dini vecibelerinin yerine getirilmesi engellendi ve baskı altında zorla defnedildi. Ayrıca cenazelere taziye evleri de verilmedi.
Müslümansa sorumludur
Din alimi ve emekli müftü Mele Abdulbari Tiryaki, İslam aleminin Allah’a, nefsine ve halkına karşı sorumlulukları olduğunu belirterek, Müslümanların cenazelere karşı sorumluluğu olduğunu söyledi. İslam Halifesi Ömer Bin Abdülaziz’in ‘Dicle Nehrinde kurtlar kuzuları yerse sorumlusu benim’diyerek sorumluluk aldığını dile getiren Tiryaki, “İslam halifesi kendini sorumlu tutuyor. Kim olursa olsun, kendi sorumlu tutanlar sorumluluğunu yerine getirmelidir” dedi.
Cenazeler hürmetsizlik yasaktır
Hz. Muhammed’in Bedir Savaşı sonrasında cenazelere hürmetsizliği yasakladığını ifade eden Tiryaki, “İslam’ın hükmü budur. Sürekli insanı yoldan çıkaran bile ölüden vazgeçer ama İslam adı altında Müslümanlar bir birine düşmanlık yürütüyor” diye konuştu.
Engelleyen günahtan mesuldur
Cenazelerin dini vecibelerinin yerine getirilmesinde toplumun tamamının sorumlu olduğunu kaydeden Tiryaki, “Bu ‘Farz-ı kifaye’dir. Cezaevlerinde yaşamına son verenlerin cenazelerinin dini vecibelerinin yerine getirilmesi engelleniyor. Bir köyde bir kentte toplum dini vecibelerin yerine getirilmesi noktasında sorumludur. Dini vecibelerin yerine getirilmesini engelleyenler, bu günahtan mesuldur” uyarısında bulundu.
Sessiz kalanlar da ortaktır
Cenazelere yönelik uygulamaların İslam’da yeri olmadığını savunan Tiryaki, “Bunu yapanlar da devletin emri ile yaptıklarını söylüyorlar. Bu haksızlığı hem bize hem kendilerine yapıyorlar. Bunlar Allah katında silinmeyecek uygulamalardır. Bu uygulamalar unutulmaz. Bu yapılanları da dostlarımızın suskunluğunu da unutmamamız gerekiyor. Bu uygulamalara karşı halkımız sessiz kalmamalıdır. Bu yapılanları kabul etmiyoruz. Sessiz kalanlar, yapılanlara ortaktır” şeklinde konuştu.
İslam adaleti emreder
Prof. Dr. Nurettin Turgay
İlahiyatçı Prof. Dr. Nurettin Turgay ise Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de adaletli olmayı emrettiğini hatırlatarak, İslam inancı açısından her konuda insanlara adalet uygulanması gerektiğini belirtti. Cezaevlerinde yayılan süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerinin devam ettiğine işaret eden Prof. Turgay, “Temennim hiçbir insanın biyolojisinin zarar görmemesidir. Bir insanın ölümüne sebep olmak tüm insanlığın ölümüne sebep olma anlamına gelir İslam’da. Bir insanın hayatını kurtarmak insanlığın hayatını kurtarmaktır. Açlık grevindeki insanların zarar görmemesini diliyorum” dedi.
Cenazeyi defnetme hakkı
İnsanların ölülerini kendi inançları ölçüsünde defnetmesinin hakkı olduğunu ve İslam’da bu konuda ayetlerin yer aldığını hatırlatan Turgay, “Buna engel olmamak gerekir. Bu konuda insan ayrımının yapılmaması gerekir. Peygamberimiz İslam düşmanlarıyla yaptığı savaşta bile ölülere vücutlarına rencide edici, tahrip edici uygulamaların yapılmamasını emretmiştir. Hiçbir zaman İslam dininde birilerinin cenazelerini defnetmelerine engel oldukları vaki değildir. Bu İslam inancı gereği herkesin ölüsünü defnetme yasını yerine getirme hakkı ve hürriyeti vardır” diye konuştu.
Niye bunu yapıyorsunuz?
Her gün İslamiyet ve Müslümanlık ile ilgili açıklamalarda bulunan hükümetin son dönemlerde cenazelere ilişkin tutumuna ilişkin olarak ise Turgay, “Onlara sormak lazım siz Müslümansanız niye bunu yapıyorsunuz?” diye sordu.
İslam ile ilgileri yok
Kuran ve sünnetin cenaze ve defin konusunda ayrım yapmadığının altını çizen Turgay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hükümete, ana muhalefete de ve tüm insanlara sesleniyorum: Allah hepimizin rabbidir. Her konuda eşit haklara sahibiz. Kimsenin kimseden üstünlüğü yoktur. Peygamberimiz söylemiş, ‘kendinize istediğinizi kardeşinize istemedikçe mümin olamazsınız. Kendine neyi arzu ediyor, seviyorsan genel olarak bütün insanlara bunu istemediğin müddetçe Müslüman olamazsın.’ Mümin ve Müslüman olmak bunu gerektiriyor. Ben kendime ne istiyorum, malıma, canıma, neslime, namusuma, inancıma, fikir ve düşünceme, dinime, dilime ve maddi manevi tüm değerlerime isteklerimi aynı ölçüler dahilinde diğer tüm insanlar için kabul edersem imanım ve İslam’ım olur. Bunu kabul etmediğim zaman imandan ve İslam’dan bahsetmeye hakkım yoktur. Genel olarak ölçü budur. Buna riayet etmek, uymak gerekiyor. Toplumsal problemlerin çözümü buradan geçer. “
AMED