- Suriye’nin Kuneytra ve Dera’da bölgelerinde İsrail’in ihlalleri giderek artıyor. Köy girişlerine kontrol noktaları kuruluyor, evler basılıyor, siviller gözaltına alınıyor ve tarım arazilerine el konuluyor.
- SOHR, sadece bir haftada en az 15 ihlali belgeledi. Ruwayhinah ve Al-Ashah'ta 10’dan fazla ev basıldı, Al-Rufayd’da mahallelere dikenli teller çekildi, Al-Rufayd’da dört çocuk ve Sayda Al-Hanout’ta iki genç şiddet gördü…
Suriye’de Aralık 2024’te Heyet Tehrir El Şam (HTŞ) ve farklı çete gruplarının Şam’da yönetimi ele geçirmesiyle, İsrail de ülkenin güney kısımlarında işgal planlarını hızlandırdı. Kuneytra, Dera ve Süveyda hattında hareketlilik artarken, özellikle Kuneytra’da halk büyük zorluklar yaşıyor.
Eylül 2025’te 48 yaşındaki Muhammed Hüseyin Arabi, Kuneytra’ya bağlı Khan Arnabeh kasabasında evinin yakınlarında patlama sesiyle uyandı. Evinin etrafı İsrail askerleri tarafından kuşatılmıştı. Arapça yapılan bir çağrıda, “Suheil Arabi, teslim ol” deniliyordu. Askerler 17 yaşındaki oğlunu soruyorlardı. Yerini bilmediğini söylemesine rağmen Muhammed Hüseyin Arabi’yi gözlerini bağlayıp ellerini kelepçeleyerek, yaklaşık 15 dakika uzaklıktaki al-Hamidiyeh köyü yakınlarındaki üslerine götürdüler. 24 saat boyunca sorguya çektiler.
Tampon bölge krizi
İsrail ve Suriye, 1974 yılında yıllarca süren savaşın ardından Birleşmiş Milletler’in (BM) arabuluculuğunda anlaşmaya vardı. Anlaşma, BM Geri Çekilme Gözlem Gücü’nün (UNDOF) denetimi altında askerden arındırılmış bir “tampon bölge” oluşturulmasını öngörüyordu. Tampon bölge, 50 yıl boyunca aktifti. Ancak geçen Aralık ayında BAAS rejimi düştüğünde, İsrail tek taraflı olarak 1974 anlaşmasını “düzen yeniden sağlanana kadar geçersiz” ilan etti, bu toprak şeridini işgal etti ve Kuneytra vilayetinde 6 askeri üs kurdu.
Şu anda ise Kuneytra köylerinin girişlerinde düzenli olarak geçici kontrol noktaları kuruyor ve sık sık Suriye topraklarının içlerine doğru devriye düzenliyor. UNDOF ise hâlâ bölgede varlığını sürdürüyor ve ihlaller hakkında sık sık raporlar yayınlıyor. Fakat herhangi bir yaptırımda bulunmuyor.
Syria Direct’e konuşan Muhammed Hüseyin Arabi’nin yaşadığı Khan Arnabeh köyüne de geçtiğimiz Kasım ayının başlarında bir geçici kontrol noktası kuruldu.
Yerinden edilme ve yıkım
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Eylül 2025’te yayımladığı raporunda İsrail’in işlediği zorla yerinden edilme suçların artışına dikkat çekti. Rapora göre, evlerin işgalinin yanı sıra çok sayıda Suriyeli uluslararası hukuka aykırı biçimde gözaltına alınıp İsrail’e götürülüyor.
HRW’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölümünün müdür yardımcısı Adam Coogle, İsrail ordusunun güneydeki bazı eylemleri için “askeri gereklilik” gerekçesini öne sürdüğünü belirtiyor. Bölgede herhangi çatışmanın olmadığına ve yerinden edilenlerin hiçbir ihtiyacının karşılanmadığına işaret ediyor.
Öte yandan gözaltı ve infazlar da rutin halini alıyor. Sadece Ekim ayında beş sivilin gözaltına alındığı ve Ağustos ayında ise Taranja köyünde bir gencin evinin yakınında vurarak öldürülmesi raporlara yansıdı.
New Lines Institute’un direktörü Caroline Rose, İsrail’in 1974 anlaşmasını tek taraflı olarak geçersiz kılma gerekçesinin “kasıtlı olarak belirsiz” olduğunu söylüyor. “Bu, İsrail hükümeti için uzun zamandır peşinde oldukları tampon bölgeyi kurmaya çalışmak için gerçekten bir fırsat. Aynı zamanda yeni yönetimin sahip olduğu herhangi bir ivmeyi bozmanın ve herhangi bir tür konvansiyonel askeri teçhizat veya yetenek edinmesini engellemenin bir yolu” diyor.
İsrail çoğu zaman kaçırdığı Suriyelileri “İran, Hizbullah veya Hamas’a üye olduğunu” iddia ediyor. Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılında BAAS rejimi İran destekli silahlı grupları Kuneytra’da tutuyordu. 2018’de İsrail-Rusya anlaşması İran ve gruplarını büyük ölçüde uzak tuttu. Ancak bu grupların varlığı tamamen ortadan kaldırılmış değil.
Geçim kaynaklarına el koyma
Tüm bu siyasi gerilimin içinde halk günlük yaşamını bile sürdüremez hale gelmiş durumda. Rasm al-Rawadi kasabasında yaşayan Ebu Muhammed, bunu şu örneklerle açıklıyor: “Tarım yapmamıza izin vermiyorlar. Buldozerleriyle bölgedeki yüzlerce yıllık tüm ağaçlarımızı yok ettiler. Topraklarımızı, yollarımızı, su ve elektrik kaynaklarımızı mahvettiler.”
İsrail ve HTŞ rejimi, diplomatik görüşmeler yürütüyordu. HTŞ, 1974 anlaşmasının bir türüne geri dönülmesini talep ediyordu ancak HTŞ’nin Temmuz 2025’te Süveyda’da Dürzilere saldırmasının ardından görüşmeler tıkandı. İsrail, Süvayda’ya insani yardım koridoru açılmasını istemişti.
2018 anlaşması önerisi
Rose, tam bu noktada şunu öneriyor: “2018 anlaşmasının bazı unsurlarını Suriye sınır bölgesi boyunca BM’nin arabuluculuğunda ve kontrolünde yürütülecek bir süreçte uygulamaya çalışabiliriz. Bu gerçekten tek yol, çünkü hükümetin bunu uygulamasını beklersek, Dürziler ile Sünniler arasında yeniden çatışmalar yaşanabilir.”
2018 tarihli İsrail-Rusya anlaşması, İran ve silahlı gruplarının sınır bölgesinden uzak durması şartıyla, Şam güçlerinin Suriye’nin güney sınırı boyunca konuşlandırılmasını öngörüyordu.
Muhammed Hüseyin Arabi ise hala oğlunun eve dönmesini bekliyor. Evinin basılmasından bu yana oğlundan haber alamıyor: “Oğlum için endişeleniyorum. Gerçekten iyi değilim. Onu bulmak istiyorum.”
Dera da hedef bölge
İsrail, ihlallerini bu Pazar günü de sürdürdü. 20’den fazla zırhlı araç, Golan Tepeleri'nden gelerek Suriye'nin güneyindeki Kuneytra'nın orta kırsalındaki Umm Batna köyüne girdi ve bölgede yaklaşık üç saat boyunca devriye attı. North Press kaynakları, İsrail’in bu köyün girişinde de askeri nokta kurduğunu ve çevrede keşif operasyonları yürüttüğünü açıkladı.
Kuneytra’nın yanı sıra Dera’da İsrail’in hedefinde. İsrail, Cumartesi günü Dera’nın batı kırsalındaki Maariya köyünün vadisine doğru el-Cezire askeri kışlasından ilerleyerek, tarlalarında çalışan çiftçilere ateş açtı. O sırada tarlada çalışan yaklaşık 50 çiftçi, hedef alınma korkusuyla tarlalarından çekilmek zorunda kaldı. Çiftçiler, HTŞ rejimine geçim kaynaklarının korunmasını ve üretim haklarının garanti altına alınması çağrısı yapıyor.
Bir hafta en az 15 ihlal
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) ise İsrail’in geçtiğimiz hafta boyunca Kuneytra ve Dera’nın batısında sınır hattı boyunca uzanan köy ve kasabalara ciddi saldırılar düzenlediğini duyurdu. Topçu saldırıları, sivillerin ve çocukların gözaltına alınması, baskınlar, askeri devriyeler ve kontroller ciddi boyutlara ulaştı.
6-11 Haziran arasında Kuneytra’nın Al-Ashah, Ruwayhinah, Al-Ajraf, Jbata Al-Khashab, Al-Rufayd, Um Al-Luqas köyleri ile Dera’nın batısındaki Mariya köyü ve Yermuk Havzası bölgesindeki köylerde en az 15 saldırı ve ihlaller belgelendi. Ruwayhinah ve Al-Ashah'ta 10’dan fazla ev basıldı, Al-Rufayd kasabasının batısındaki mahallelere dikenli teller çekildi. Tüm bu hareketlilikte İHA ve savaş uçakları Dera üzerinde uçtu.
Öte yandan, Abu Matharah, Um Al-Luqas ve Jbata Al-Khashab kasabalarındaki çiftliklerde 7 kişi gözaltına alındı veya tutuklandı. Al-Rufayd bölgesinde dört çocuğa şiddet uygulanarak telefonlarına el konuldu, Sayda Al-Hanout’un batısında da iki genç de şiddet gördü. HABER MERKEZİ