- "Arap Kemeri" projesi, Suriye'de 2011 öncesinde uygulanan en kapsamlı demografik mühendislik politikalarından biri olarak değerlendiriliyor. Fiili uygulama 1974'te başlamasına karşın, projenin hazırlık süreci onlarca yıl öncesine uzanan yasal düzenlemeler ve devlet politikalarına dayanıyor.
- Dört aşamalı “Arap Kemeri” projesi; hazırlık, toprak kamulaştırma, iskan ve pekişme dönemlerinden oluşur. Süreç boyunca sınır bölgelerinde Kürt nüfusunun demografik yapısını değiştirecek politikalar üretildi ve tarım arazileri kamulaştırıldı.
- STJ raporu; "Arap Kemeri" mağdurlarına mülk iadesi veya tazminat sağlanmasını, ihlallerin belgelenmesi için bağımsız bir komisyon kurulmasını, geçmişteki ayrımcı politikaların etkilerinin giderilmesini ve baraj projesi kapsamında araç olarak kullanılan ailelere alternatif iskan sunulmasını öneriyor.
Çeviri: Yeni Özgür Politika
Suriye'de 1974 yılında uygulamaya konulan ve yüz binlerce kişiyi doğrudan ya da dolaylı etkileyen "Arap Kemeri" projesi, Beşşar Esad rejiminin ardından başlayan geçiş dönemi adaleti tartışmalarının en önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Suriyeliler için Adalet ve Hakikat Örgütü'nün (STJ) yayımladığı rapor, toprak müsadereleri, zorunlu iskan politikaları ve bunların yarattığı mülkiyet ihtilaflarının kapsamlı biçimde ele alınmasını, mağdurların haklarının güvence altına alınmasını istiyor.
"Arap Kemeri" projesi neydi?
"Arap Kemeri" projesi, Suriye'de 2011 öncesinde uygulanan en kapsamlı demografik mühendislik politikalarından biri olarak değerlendiriliyor. Fiili uygulama 1974'te başlamasına karşın, projenin hazırlık süreci onlarca yıl öncesine uzanan yasal düzenlemeler ve devlet politikalarına dayanıyor.
Proje, 24 Haziran 1974'te Baas Partisi Bölge Komutanlığı'nın 521 sayılı kararıyla resmen hayata geçirildi. Karar doğrultusunda, Tabka Barajı'nın inşası nedeniyle yerlerinden edilen binlerce Arap aile, Suriye-Türkiye sınırı boyunca uzanan hatta kurulan yeni yerleşimlere yerleştirildi. Fırat Barajı'nın suları altında kalan köylerden geldikleri için bu aileler "Arap el-Gamr" (Sular Altında Kalan Araplar) olarak adlandırıldı.
Yerleşim politikası kapsamında Haseke'de Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde, Rakka kırsalının bazı kesimlerinde ve Halep'in kuzeyindeki geniş tarım arazileri kamulaştırıldı ve yeni iskân alanları oluşturuldu.
Dört aşamada "Arap Kemeri"
STJ raporuna göre proje dört temel evrede şekillendi:
Hazırlık dönemi (1931-1962): Kürt nüfusun yoğun olduğu sınır bölgelerinin demografik yapısının değiştirilmesine yönelik ilk resmi öneriler ve politikalar geliştirildi.
Toprak kamulaştırma dönemi (1958-1973): 161 sayılı Toprak Reformu Yasası kapsamında geniş tarım arazileri kamulaştırıldı. Bu süreçten Kürt toprak sahipleri başta olmak üzere bazı Süryani ve Arap mülk sahipleri de etkilendi.
İskan dönemi (1974-1980'ler): "Arap Kemeri" projesi fiilen uygulanmaya başlandı. Fırat Barajı nedeniyle yerinden edilen aileler, proje kapsamında kurulan köylere yerleştirildi.
Pekişme dönemi: Politikanın etkileri Hafız Esad döneminde sürdü ve ortaya çıkan mülkiyet ile vatandaşlık sorunları rejimin yıkılmasının ardından da çözülemedi.
Projenin öne çıkan yönleri
Rapora göre, Kürt nüfusun yaşadığı sınır hattının demografik yapısını değiştirme fikri 1930'lu yıllara kadar uzansa da, sistematik uygulama 1974 tarihli 521 sayılı kararla başladı.
Araştırma, nüfus yerleştirme politikasından önce uzun yıllar süren bir toprak müsaderesi sürecinin işletildiğini ortaya koyuyor. Özellikle Cezire bölgesinde kamulaştırılan arazilerin önemli bir kısmı daha sonra yerel Arap aşiretlerine veya proje kapsamında bölgeye yerleştirilen ailelere tahsis edildi.
Proje, Dêrik'ten (Malikiye) başlayarak Kamışlı, Serêkaniyê (Resülayn) ve Girê Spî (Tel Abyad) üzerinden uzanan, bazı planlamalarda ise Afrin'e kadar genişletilen 300 kilometreyi aşkın bir sınır hattını kapsıyordu. Bazı bölgelerde kuşak 10 ila 15 kilometre genişliğe ulaştı.
Resmi söylem projeyi güvenlik gerekçeleriyle savunsa da, çok sayıda tarihsel araştırma ve insan hakları raporu uygulamayı, Suriye'deki Kürt nüfusun sınırın diğer tarafındaki topluluklarla bağlarını zayıflatmayı amaçlayan bir demografik mühendislik politikası olarak değerlendiriyor.
1962 nüfus sayımıyla bağlantı
Rapor, "Arap Kemeri" projesinin Haseke'de on binlerce Kürdün vatandaşlıktan çıkarıldığı 1962 Olağanüstü Nüfus Sayımı'ndan bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurguluyor.
Vatandaşlıktan çıkarılan kişiler, mülklerini kayıt altına alma, tapularını ispatlama ve hukuki korumadan yararlanma konusunda ciddi hak kayıpları yaşadı. Rapora göre bu durum, daha sonraki kamulaştırma ve iskan politikalarını kolaylaştıran unsurlardan biri oldu.
Tüm yerleşimciler projeyi desteklemedi
STJ'nin daha önce yayımladığı saha araştırmalarına göre, proje kapsamında bölgeye yerleştirilen Arap ailelerin tamamı uygulamayı meşru görmedi. Bazı aileler, başkalarına ait olduğunu bildikleri topraklarda yaşamaktan duydukları rahatsızlığı dile getirdi.
Geçiş dönemi adaletinin kritik başlıklarından biri
Rapora göre onlarca yıl süren kamulaştırma ve iskan politikaları, günümüze kadar uzanan karmaşık mülkiyet ihtilafları yarattı. Esad rejiminin ardından başlayan yeni dönemde bu mirasla yüzleşilmesi, geçiş dönemi adaletinin temel unsurlarından biri olarak görülüyor.
STJ, "Arap Kemeri" dosyasının, 1962 Olağanüstü Nüfus Sayımı ve vatandaşlıktan çıkarma politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirterek bunun hukuk devleti, eşit vatandaşlık ve ulusal uzlaşı açısından kritik önem taşıdığını ifade ediyor.
Raporda öne çıkan öneriler
Rapor, "Arap Kemeri" dosyasının bağımsız ve kapsamlı bir soruşturmayla geçiş dönemi adalet mekanizmalarına dahil edilmesini öneriyor.
Buna göre mağdurların mülklerini geri alma veya adil tazminat alma hakkı güvence altına alınmalı, mülkiyet ihlalleri ayrıntılı biçimde belgelenmeli ve hukukçular, araştırmacılar ile yerel toplum temsilcilerinden oluşacak bağımsız bir komisyon kurulmalı.
Rapor ayrıca eşitlik ve ayrımcılık yasağı temelinde yeni bir yaklaşım benimsenmesini, geçmişte uygulanan ayrımcı politikaların sonuçlarının giderilmesini ve Fırat Barajı nedeniyle yerinden edilen, ancak proje kapsamında araçsallaştırılan aileler için de alternatif iskan ya da tazminat çözümleri geliştirilmesini tavsiye ediyor.
Kaynak: https://stj-sy.org/en/syria-facts-and-recommendations-on-the-arab-belt-project-52-years-later/