DAİŞ saldırılarıyla adı duyulur hale gelen Şengal, birçok tarihi olaya tanıklık etti. Şengal Êzîdîleri DAİŞ saldırılarında ağır darbeler aldılar. Büyük can kayıpları yaşandı. Yerleşim alanları, köyleri ve kasabaları yıkıldı. Toplumsallıkları dağıldı. Nüfusun önemli bir kesimi kendi topraklarını terk etti. Şengal; aradan geçen zaman içinde beklenen yardım ve desteği alamadı. Uluslararası güçler, soykırım yaşamış Êzîdîlerin mağduriyetlerini gidermedi. 5 yıldır çadırlarda yaşıyorlar. İçecek temiz sudan mahrumdurlar. Hiçbir ekonomik geliri yoktur. Eğitim sorunlarının yanı sıra ciddi sağlık sorunları ile boğuşuyorlar. Yetersiz beslenme ve hijyenik sorunlardan dolayı çocuk ölümlerinde artışlar var. Kasaba ve köylerin önemli bir bölümü halen mayınlıdır ve temizlenmeyi bekliyor. Şengal’in yeniden imarı konusunda tek bir çivi çakılmamıştır. Ne Irak merkezi hükümeti, ne bölgesel Kürt yönetimi ne de Uluslararası güçler Êzîdîlerin sorunlarını giderecek desteği sunmamıştır. Hal böyleyken büyük siyasi hesaplaşmaların ve çekişmelerin zemini haline getirilmeye çalışılıyor. Faşist Türk devletinin saldırına hedef oluyor.
Soykırım yaşamış, toplu katliamlara uğramış, psikolojik destek de dahil maddi ve manevi yardıma muhtaç Êzîdîler yardım eli beklerken Türk savaş uçakları tarafından bombalandı. Diktatör Erdoğan haydutlar gibi her fırsatta Şengal’e saldıracağını tekrarlayıp durmaktadır. Kimseler gıkını çıkarmıyor. Êzîdîler yalnız ve sahipsiz bırakılmaktadır. Kapitalist modernitenin tüm aygıtları devrededir. Şengal’i boşaltmanın arayışları ve planları devam etmektedir.
Êzîdîlik üzerinden rant devşiren güçlerin sayısı oldukça fazladır. Küresel güçler Şengal dağında zor bela yaşam mücadelesi verenlere karşı son derece iki yüzlü davranmaktadırlar. Êzîdîlerin barınma,, beslenme, savunma gibi insani ihtiyaçlarını görmezden gelenler; Êzîdî Kürt kadını Nadia Murad’a Nobel Barış Ödülünü veriyorlar. Elbette ödüle bir şey dediğimiz yok, Nadia’yı kutluyoruz, fakat Êzîdîlere yapılan iki yüzlülüğe iki kelam etmeye hakkımız vardır. Kürt düşmanlığında sınır tanımayan Faşist Türk devleti, Kürdün Êzîdîsi, Alevi’si, Sünni’si demeden DAİŞ vari yöntemlerle saldırırken hiçbir refleks göstermeyen çevreler Nobel ödülü veriyorlar. Şengal Dağına bomba yağdırarak katliam yapmasına rağmen Türk devletini kınayan tek sözcük sarf etmiyorlar. Şengal halkına can feda bir şekilde en büyük hizmeti sunan, Êzîdîler için en fazla çalışan Mam Zeki Şengali’yi katledenlere tavırsız kalıyorlar. Rojava’da DAİŞ’e karşı savaşan binlerce Kürt kızının her biri 40 tane Nobel ödülü hakketmiş olmasına rağmen bu destansı mücadele görmezden geliniyor. Kürtlerin düşmanı ve DAİŞ’in işbirlikçisi olan Türk devletine tavır almayanlar verdikleri Nobel ödülü ile çelişiyorlar. Mam Zeki’yi katletmek, Nadia Murad’ı ödüllendirmek bir paradokstur.
PADE ikinci kongresini yaptı
Ferman sonrası Şengal’i yaşanır hale getirmenin en büyük mücadelesini veren Mam Zeki Şengali’nin hayali Êzîdî birliğini sağlamak, irade sahibi kılmak, öz güçlerine dayanarak kendilerini savunmak, dış güçlere yaslanmadan kendi geleceklerini belirlemek, Şengal’i statüye kavuşturmaktı. Bu hayali gerçekleştirmek için Şengal yeni bir döneme giriyor.
Partiya Azadî û Demokrasiya Êzîdîxan (PADÊ) ikinci olağan kongresini gerçekleştirdi. Bu kongre ile birlikte Êzîdîler kendi adına özgür siyaset yapma imkanlarını daha fazla elde etmiş durumdadırlar. Siyasetten var olmak kendini yeniden yaratmaktır. Direniş geleneğine dayanarak ferman soykırımı gibi büyük bir badireyi atlatmış Êzîdîlerin kendi siyasi geleceğini şekillendirmek açısından önemli fırsatlar yakalamış durumdadırlar. PADÊ; Şengal’in geleceği açısından önemli misyon yüklenmiş durumdadır. Siyasi öncülük görevlerini yerine getirmesi, Êzîdî birliğini örgütlemesi, Şengal için özerk statü ekseninde demokratik öz yönetim siyasetini benimseyip Êzidxanın gerçek anlamda temsilini yapması gibi temel görevleri bulunmaktadır.
Êzîdîler yaşayarak öğrendiler. Dostu ve düşmanı iyi ayırt edecek durumdadırlar. Kendi öz gücüne dayanmanın dışında başka çareleri olmadığını ferman sonrası süreçte daha iyi bilince çıkardılar. Dış güçlerden medet ummanın beyhude bir çaba olduğunu en iyi bilenler Êzîdîlerdir. Êzidxanın siyasi amaç ve hedeflerine odaklanan PADÊ, yetersizliğine ve eksikliğine rağmen beli bir deneyim ve tecrübe edinmiştir. Tevda’dan devraldığı siyasi direniş geleneğini daha da ileriye taşıma formasyonuna ulaşması gerekiyor. Irak sınırları içinde birçok inancın ve etnik gurubun iç içe yaşadığı Şengal’de PADÊ, demokratik toplum esprisini benimsemiş program ve tüzüğü ile Irak geneli için bir model oluşturmaya adaydır. Küçük bir coğrafya parçasında sayıca az bir inanç topluluğunda siyasi hayatına başlayan PADÊ Irak geneline model olacak iddiayı da bağrında taşımaktadır.
PADÊ’’nin 2. Kongre vesilesiyle, yeni dönem siyasi yaşamında PADÊ yönetimine, merkez üyelerine, delegelerine ve tüm taraftar kitlesine çalışmalarında başarılar diliyoruz. Êzîdîlere ve Êzidxan’a hayırlı olsun.