İstihdam alanlarında daha çok erkeklerin tercih edildiğini, kadınların hamilelik durumundan dolayı, gece geç saatlere kadar çalışamadığından ve seyahatlere rahat katılamadığından ötürü kadınların iş alanına giremediğini belirten Budak, "Bu yüzden iş verenler daha kolay çalıştırabilecekleri erkekleri istihdam ettiriyorlar. Ancak bu durum kamu alanında bu şekilde değil. Memur olabilirseniz tabii ki eşit koşullarda çalışma durumu doğabiliyor" diye belirtti.
Kadınlar daha fazla mücadele etmeli
Kadın istihdamını artırabilmek için çeşitli çalışmaların olduğunu ifade eden Budak, bu konuda eğitim çalışmaları, mikro krediler, bağışlar, meslek çalışma koşulları ile ilgili çalışmalar olsa da bunların yetersiz olduğunu kaydetti. Kadın istihdamının önünde birçok engelin olduğunu belirten Budak, bunlardan en önemlisinin kadınların eğitim seviyesinin erkeklere göre daha düşük olduğunu ifade etti. Otoriter, geleneksel bir aile ve toplum yapısında yetişen kadınların çalışmasına iyi bakmayan bir kitlenin var olduğunu dile getiren Budak, "Kadının esas işi, çocuk doğurmak, ona bakmak, ev işi yapmak, evde yaşlı varsa ona bakmaktır diye düşünen bir kitle var. Bu sorunlarla kadınların daha fazla mücadele etmesi gerekiyor" dedi.
Bazen kendimiz o rolleri biçiyoruz
Var olan geleneksel yapının Osmanlı'dan bu yana gelen bir anlayış olduğunu söyleyen Budak, kadınların kendilerine biçilen rolleri, iş rolleri anlayışını yıkması gerektiğini dile getirdi. Kadınların evde çocuk doğurduğu, yemek yaptığı, bulaşık, temizlik gibi işleri yaptığını ve bunları yaparken hiçbir gelir elde etmediğini ifade eden Budak, "Kadınlar ev işlerinde hiçbir gelir elde etmediği için istihdam içerisine de alınmıyor. Kadınların da istihdam edilmesi gerekiyor" diye kaydetti. Kadınların bazen kendi rollerini kendilerinin biçtiğini aktaran Budak şunları aktardı: "Kadın aslında sanayide de çalışabilir. Ama kaçımız sanayide çalışmayı tercih ediyoruz? Çocuklarımız üniversite sınavına girerken bile 'ben makine mühendisliğini, inşaat mühendisliğini tercih etmem. O erkek işi' diyoruz. Çünkü kadın erkekler gibi şantiyede, o kötü koşullarda sabaha kadar kalmayı tercih etmez. Bazı meslekleri de kendimiz tercih ediyoruz. Yaptığımız çalışmalarda kadınlara soruyoruz. 'Kadın için en ideal meslek nedir' diyoruz. Yüzde 90'ı öğretmen ya da hemşire diyor. Halbuki biz kadınlar istersek, her şeyi rahatlıkla başarabilecek güce sahibiz."
Türkiye'de istihdam alanında kreşlerin olması gerektiğini dile getiren Budak, "Türkiye'de kadınların 0-3 yaş arası çocuklarını gönderebilecekleri kreşler yok. O yüzden gücü olanlar çocuklarına bakıcı tutuyor. Olmayanlar da o dönem içerisinde mecburen işten ayrılmayı tercih ediyor. Çocuk biraz büyüdükten sonra tekrar iş bulabilme kaygısına ve telaşına düşüyor" dedi.
Siyasette aktif rol almak önemli
Aslında devletin kadınlara yönelik mikro kredi çalışmalarının olduğunu ancak kadını ev içinde tutarak kurs görmelerinin sağlandığını kaydeden Budak, bunların da dikiş, nakış, el sanatları gibi "kadın işi" olarak belirlenen politikaların kadınların hep belirli mesleklere yönlendirme amaçlı olduğunu kaydetti. Kadının özellikle yerel yönetimlerde eşbaşkan olarak yönetime katılmasını olumlu bulduğunu belirten Budak, "Şu anda kadınların daha fazla mecliste olması gerektiğini savunuyorum. Buna eşbaşkanlık, milletvekilliği ya da genel başkanlık da dahil. Kadınlar siyasette daha aktif olurlarsa ülkenin kalkınması daha kolay gerçekleşecektir. Kadınlar daha analitik düşünüyorlar. Kadınların yapısı erkeklerden daha farklı olduğu için daha farklı çözüm yolları bulabiliyor. Kadınların daha fazla olduğu yerde çok karmaşa olmuyor. Daha planlı oluyorlar veya küfürler oluşmuyor. Kavgalar oluşmuyor. O yüzden kadınların siyasete aktif olarak girmesi oldukça önemli" şeklinde konuştu.
MELTEM OKTAY/DİHA/AMED