Bir taraftan DAİŞ çetelerinin, Kuzey Suriye ve Rojava’daki varlığının sone gelmesinin yankıları devam ederken, diğer taraftan YPG’nin elinde bulunan tutsak DAİŞ çetelerinin geleceğinin ne olacağı belirsizliğini koruyor.

Daha önce Rojava ve Kuzey Suriye yönetimi, yaptığı açıklamada 48 farklı ülkenin vatandaşlığına sahip toplamda 800 DAİŞ çetesinin ellerinde esir olduğunu duyurmuş ve bu noktada ülkelere üzerine düşeni yapma çağrısında bulunmuştu. Bu sayının DAİŞ’in son bölgesi olan Baxoz’un özgürleştirilmesinin ardından daha da arttığı kuşkusuz bir gerçek. Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD), DAİŞ’in elindeki son bölgeyi de özgürleştirilmesinin ardından birçok ülkenin devlet başkanı yayınladıkları mesajlarla QSD’nin zaferini kutladı.

İngiltere, Fransa ve ABD’nin de arasında olduğu birçok ülke, terörle mücadele kapsamında Suriye’deki ortaklarını yani QSD gibi güçleri destelemeye ve işbirliği içinde olmaya devam edeceklerinin mesajını verdi. Ama ne yazık ki bu ülkeler, bölgesel yönetimin çağrılarına rağmen hala tutsak DAİŞ çetelerinin geleceğinin ne olacağı noktasında tutumlarını net olarak açıklamış değil.

Birçok batı ülkesi daha önce yaptığı açıklamada kendi vatandaşı olduğu DAİŞ çetelerini geri almayacaklarını, bunların savaştığı ülkelerin topraklarında yargılanması ve mahkum edilmesine dönük ayrıntısı olmayan açıklamalarda bulunmuştu. Bu tavra karşı ise Rojava ve Kuzey Suriye yönetimi, bölgede uluslararası bir mahkemenin kurulmasını önermişti.  Uluslararası camiadan bu öneriye karşı da hala bir açıklama yapılmış değil. Suriye’nin geleceğinin ne olacağını hala kestiremeyen bu güçler, QSD ve YPG’nin denetiminde olan bölgede kurulacak bir uluslararası mahkemenin aynı zamanda o bölgenin siyasi anlamda statüsünün tanınması anlamına geleceğini iyi biliyor.

Böylesi bir belirsizlik sürerken, konuya ilişkin bir açıklamada geçtiğimiz günlerde dünyanın birçok yerindeki çatışmalı alanlarda çözüm noktasında önemli görevler üstlenen İsviçre’den geldi. İsviçre vatandaşlığına sahip DAİŞ çetelerinin ne olacağına yönelik uzun süreden beridir ülkenin gündemini meşgul eden konuya son noktayı, İsviçre Federal Konsey’i yaptığı açıklama ile koydu.

Vatandaşı olan DAİŞ üyelerini geri alınmasına yönelik bir adım atmayacağını ve bu kişilerin ülkeye kontrolsüz bir şekilde girişinin de engelleneceğini kararına varan İsviçre Federal Konseyi, diğer taraftan bu insanların suç işlediği ülkelerde yargılanması gerektiğini savundu.

Yanı sıra, Federal Konsey, DAİŞ çetelerinin yargılanması ve mahkum edilmesi için bölgede yani Kuzey Suriye ve Rojava’da BM denetiminde kurulacak uluslararası özel bir mahkemenin destekçisi olacağını açıkladı. Açıklamasında, DAİŞ çetelerinin uluslararası hukuk normlarına göre yargılanması gerektiğinin altını çizen Federal Konsey, bu söylemiyle aynı zamanda Suriye gibi hukukun askıya alındığı bir ülkede bu çetelerin yargılamayacağına da dikkat çekmiş oldu.

Açıklamanın bütününe iyi bakıldığında aslında İsviçre, Rojava ve Kuzey Suriye’de uluslararası bir mahkeme kurulmasından yana. Bu isteğini, her zaman ki gibi ‘İsviçre’nin tarafsız politikası’ gereği doğrudan dile getirmeyen Federal Konsey, bir anlamda yaptığı açıklama ile uluslararası güçlere bölgede böyle bir mahkeme kurulması gerektiği çağrısında bulunuyordu.

Uluslararası kamuoyunun gündemini meşgul eden bu konunun üstünün kapatılamayacağı gerçekliğini korurken, önemli olan Rojava ve Kuzey Suriye yönetiminin, elindeki bu önemli kozu nasıl siyasi bir kazanca dönüştüreceği merak konusu…