İsviçre Gündemi

İsviçre Federal Cumhurbaşkanı Micheline Calmy-Rey İsviçre’nin 2011-2015 hedeflerini kamuoyuna duyurdu. Yeni yılda emekli olacak ve yerini SP’den Alain Berset’e bırakacak olan Rey, İsviçre’nin bölgesel ve küresel konumunun güçlendirileceğini, güvenliğin arttırılacağını ama bunun sosyal uyumu güçlendirici önlemlerle sürdürüleceğini belirtti.
Enerji ve kaynakların sürdürülebilir kullanımı, ekolojik dengeler, eğitim, araştırma konularında İsviçre’ye çekicilik, rekabet ve yenilik getirecek düzenlemeler yapılacağını sıralayan Calmy-Rey, mali, ekonomik ve sosyal alanlarda hükümeti yapısal reformlar beklediğini de söyledi. İsviçre’nin tarım politikalarının geliştirilmesi ve büyük bankaların yarattığı ekonomik riskler ile ekonomik arz konularında önemli kararlar alacağını da belirten İsviçre Cumhurbaşkanı önümüzdeki 8 ve 10 yıl içinde İsviçre’nin bir çıkış profili belirlemesi gerektiğini vurguladı. Rey, Alkol Kanunu’nun vergi mevzuatının gözden geçirilmesi, kurumsal vergilendirme, bilgi teknolojileri, elektronik hasta kayıtları ve resmi yayınların elektronik sürümü için yasal temel koşulları, federal ve kanton yetkilileri arasında ilişkilerin yeniden düzenlenmeler müjdesi de verdi. İsviçre Cumhurbaşkanı Rey, dış ekonomik politika, serbest ticaret anlaşmaları ağının güçlendirilmesi, AB ile kurumsal ilişkilerin ve ortak anlaşmaların güçlendirilmesinin süreceğini belirtti.
İsviçre’nin güvenliğine ilişkin de sivil istihbarat ve koruma, ulusal risk analiz tespitlerinin isabetli yapılması, ceza hukukunun yeniden revize yapılmasını belirten Rey, Şengen ve dışı ülkelerle ilgili sınır koruma tedbirlerinin düzenleneceğini sözlerine ekledi. İsviçre’nin önemli sorunlarından Göç’e de vurgu yapan Rey, Göçmenler politikasının yasal koruma, hızlandırma vb önlemleriyle eş zamanlı yapılması gerektiğini, entegrasyon politikalarının daha da nitelikli kılınarak, uyumun güçlendirilmesi zorunlu olduğunun altını çizdi. En önemli konuların başında da İsviçre’nin fişlemelere yeni kurallar ve denetim mekanizması getirecek olması.

Ermeni tepkisi anormal karşılandı
Fransa Parlamentosunun Ermeni Soykırımı inkarını suç sayan önergeyi kabul etmesi, İsviçre basınında fazla yer bulmadı. NZZ, Tagesanzeiger gibi en önemli gazeteler soykırımı suç sayan kararı değil de, Türkiye’nin Fransa’ya tepkisini, yaptırımlarını ve ırkçı suçlamalarını sayfalarına taşıdılar. “Bütün dünyanın Ermeni soykırımını suç saydığını, Avrupa parlamentolarının Soykırımı kabul ettiği gerçeği ortada iken, Türkiye soykırımı kabul etmemekle direniyor” görüşlerine yer veren NZZ gazetesi ve TA, Ankara’yı “Suçluluk duygusuyla, güçlülük taslamakla” nitelediler. İsviçre, Avrupa ülkeleri arasında Ermeni Soykırımını övmeyi ve inkarı suç sayan ve bu nedenle de Türk politikacıları yasaya aykırı söylemlerinden dolayı yargılayan ilk ülke konumunda bulunuyor.

İsviçre’den  Kim Jong-Un geçti
Babasının ölümünden sonra Kuzey Kore’nin Başkomutanı ilan edilen Kim Jong-Un, 1993 yılında İsviçre’de bir diplomatın oğlu diye gösterilerek okula başladığı belirtildi. Kuzey Kore Devlet Başkanının oğlu olduğu gizlenen Jong-Un’un okul arkadaşları, şimdi dünya basınına onu anlatıyorlar. Bern’de uluslararası özel bir okulda okuduğu belirtilen Kim-Jong-Un, Öğretmeni tarafından Un Pak takma adıyla sınıfa tanıtıldı. Kuzey Kore Büyükelçisinin oğlu olarak gösterildi. Oda komşusu Portekizli diplomatın oğlu Joao Micaelo oldu. Micaelo, “Biz her öğle sonrası birlikte idik. Sık sık Jackie Chan filmleri izledim. Kim Jong-Un’un öğretmenleri ise onu genelde tembel, ama matamatikte başarılı bir öğrenci olarak değerlendirdiler. Arkadaşları ise Almanca’yı bir türlü öğrenemediğinden, zaman zaman anlayamadığı sorular nedeniyle öğretmenlerine sinir olduğundan söz ediyorlar. Kız arkadaşlarıyla mesafeli olduğundan söz edilen Un, içkiye de hep uzak durmuş. Arkadaşlarının söyledikleri arasında en ilginç olanı ise “belki binden fazla kez sesli bir biçimde Kuzey-Kore marşını söylerken duyduk” demeleriydi.
2002 yılında okulu bırakarak ülkesine dönen ve şimdi Devlet Başkanı olan Kim Jong-Un’un İsviçre’de tanıştığı batı kültürü ve tanık olduğu batı demokratik düzenini ülkesine ne kadar yansıtıp yansıtmayacağı merak konusu.