İsviçre Gündemi
İsviçre “kriminal suç raporu” açıklandı. Raporun açıklandığı günlerde Avrupa Konseyi, İsviçre’de yabancı düşmanlığı ve ırkçılığın arttığı uyarısında bulundu.
Bu hafta bu konuları ve Davos’da “Ermeni Soykırımı olmamıştır. Hadi İsviçre gelsin beni tutuklasın” diyen Avrupa Birliği Türkiye Başmüzakerecisi Egemen Bağış’ın İsviçre yargısıyla başlayan sürecini irdeleyeceğiz.
Federal Adalet ve Polis bakanlığının açıklandığı suç ve kriminal Rapor’da İsviçre’de yabancıların suç işleme oranının yüzde 56 olduğu belirtiliyor. Bu hem yabancıların en fazla suç işleyen kesim olduğu, ham de İsviçre’lilerin de onlardan pek de geri kalmadıkları anlamına geliyor. Ama sorun elbette suç’u suç olmaktan çıkarmıyor ama uygulamalardaki belirgin ayırımcılık da açıkça hissediliyor.
Biz, yayınlanan raporları yazılıp, çizildiğinin aksine, başka biçimde okuyarak irdelemeye çalışacağız. Raporun önemli bir yanı da suç işleyen yüzde 56’lık yabancı oranı içinde yüzde 36’lık kesimin oturma hakkı elde edememiş mültecilerın oluşturması. Konuya buradan bakıldığında ülkeye yerleşen, oturum hakkı alan yabancıların İsviçre’lilerden daha az kriminal suçlara bulaşması. Batının ve İsviçre’nin zafer naralarıyla karşıladığı Arap Baharının mülteci temsilcileri uğradıkları ayırımcılıkla, kaderlerinin hiç de değişmediğini anladılar.
Çoğunluğunu Kuzey Afrikalıların oluşturduğu bu kesim ne burada tutunabileceklerini, ne de dönecekleri ülkelerinde yaşayabileceklerine inanıyor. Kaderleri ellerinden çoktan alınmış ve yaşamın onları nereye sürükleyeceğini bilmeden hayata tutunmaya çalışıyorlar. Bu onların gerçeği ve kriminal suçlara bulaşıyor olmalarının da en büyük nedeni. Ülkede estirilen hava ile oturum sahibi yabancıların bile kriminal suç işleyen diğer yabancılara karşı ortak mücadele çağrısı yaparak, yabancıları bir de yabancılarla karşı karşıya getirme çabaları, gelişmeleri farklı boyutlara taşıyacak gibi gözüküyor. Elbette kriminal suçlar bütün toplumlarda tepkiyle karşılanır ama burada gözardı edilen şey, kriminal suç ortamının ortadan kaldırılması için harcanan çaba ile sadece sonuçlarına bakarak kopartılan gürültü arasındaki uçurumun bir hayli fazla olması. Bunun sonuçlarının sokakta ve siyasette ırkçılığa dönüştüğünü açıkça görmek mümkün.
Nitekim Avrupa Konseyi İnsan Hakları Merkezinin İsviçre’de ırkçılık ve yabancı düşmanlığının arttığını söylemesi aynı döneme denk geldi. Temsilci Thomas Hammarberg, İsviçre’de ırkçılık ve yabancı düşmanlığının arttığını ve İsviçre’nin etkin tedbirler almadığını söyledi. Hammarberg “Nefret ve kin içeren söylemler, diğerlerinin haklarını ihlal anlamına gelir ve bu kabul edilemez. İsviçre, ırkçı ve yabancı düşmanı söylemlerin cezasız kalmamasını sağlayacak gerekli düzenlemeler yapmalıdır” diyerek, İsviçre’de yaşanan ırkçı ve ayırımcı uygulamaların münferit olaylar olmadığını, bir politika haline geldiğini gösterdi.
Bağış İsviçre’de atıp tutmuştu ama...
Bu yıl yapılan Davos zirvesinde İsviçre’nin Ermeni Soykırımını inkarı ve övmeyi suç saymasını ciddiye almadığını söyleyen Avrupa Bakanı Egemen Bağış’ın, İsviçre Adaletine meydan okuması başına bela olacak gibi gözüküyor. Başsavcı Christine Braunschweig, Bağış’ın İsviçre Ceza Kanunu’na muhalefet ettiği gerekçesi ile açtığı ön soruşturmayı ileri taşıyarak, dosyasını İsviçre Dışişleri Bakanlığına gönderdi. Savcı Bağış’ın konuşmalarında İsviçre Ceza Kanununun 261. maddesine muhalefet ettiğini, soruşturma nedeniyle bakanın dokunulmazlık kapsamına girip girmediğinin tespitini istedi. Savcının dokunulmazlık söz konusu olursa, davayı dokunulmazlık kalkıncaya kadar bekleteceği de belirtiliyor.
Aslında Bakan Bağış İsviçre’de Ermeni soykırımını övmenin ve inkarının suç olduğunu biliyordu ama o dönemler Fransa’ya “bakın, İsviçre böyle bir yasaya sahip olmasına rağmen Türkiye’ye dokunamıyor, sen mi dokunacaksın” demek istemiş ve Ortadoğu’nun jandarmalığına soyunan Türkiye’nin Avrupa’da da herkese meydan okuyabileceğini göstermeye çalışmıştı.
Gazetemizde aynı dönemlerde yaptığımız yorumlarda, İsviçre’nin ya yasalarını uygulayacağını ya da büyük bir prestij kaybı yaşayacağını belirtmiştik. Evet şimdi soruşturmanın hangi boyutlarda seyredeceğini bekleyip göreceğiz. İşin ilginç yanı soruşturma öncesi meydan okuyan Bağış’ın, soruşturma sonrası açılan davaya ilişkin şu ana kadar tek söz söylememiş olması. Türkiye’nin Avrupa Başmüzakereci sıfatı taşıyan Bağış’la bu sessizliğin kabadayılığıyla hiç uyuşmadığını da belirtmeden geçemeyeceğiz.
İsviçre’de kriminalizm yabancılar ve Bağış