Kadına yönelik şiddetin giderek arttığı Türkiye'de, AKP hükümetinin cinsiyetçi kadın politikalarına karşı kadın örgütlerinin mücadelesi sonucunda, toplumsal cinsiyet temelli şiddeti ortadan kaldırmayı amaçlayan İstanbul Sözleşmesi 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girdi. Kadına yönelik şiddetin nedeni olarak kadın erkek eşitsizliğini gösteren Sözleşme'nin 66'ıncı maddesi gereği, sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere, Avrupa Konseyi bünyesinde görev yapacak ve taraf devletlerin sözleşmenin gereklerini nasıl uyguladığını denetleyecek olan kısa adıyla GREVIO olarak tanımlanan uzmanlar grubu için belirlenen adaylar, 22 Aralık'ta Ankara'da yapılan toplantıda belirlendi. 9 kişilik komite, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'ndan birer temsilci ile 3 sivil toplum kurumundan birer temsilciden oluşuyor. Ankara'da yapılan ve 30'u aşkın kadın örgütünün katıldığı toplantıda, 9 kişilik komite üyesinden 3'ünün hükümete yakınlığıyla bilinen KADEM, AKDER ve KASAD-D üyesi kadınlar olmasına tepki gösteren kadın örgütleri, sözleşmedeki şeffaflık kuralının esas alınmadığını belirterek toplantıyı terk etti. 


60'a yakın kadın örgütü birleşmişti

Konuya ilişkin konuşan Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV) üyesi Özgül Kaptan, Türkiye'deki kadın örgütlerinin GREVIO sürecini takip etmek üzere bir grup oluşturduklarını söyleyerek, şunları anlattı: "Bu grup sözleşmenin nasıl uygulanacağına ilişkin çalışmaya başladı. GREVIO'nun önemini bildiğimizden dolayı Dışişleri Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na dilekçe yazıp, 'biz tarafız, bu konuyla ilgili bütün gelişmelerden haberdar olmak istiyoruz, bizim görüşlerimize de başvurulsun' dedik. 19 Kasım'da AB Parlamenterler Meclisi toplanıp artık GREVIO ile ilgili çalışmalara başlama kararı aldı. Bu kararı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 9 Aralık'ta da kendi sitesine siteye koydu ve 15 Aralık'ta görüşlerimizin bildirilmesini istiyordu. Bizler de 60'a yakın kadın örgütü İstanbul Sözleşmesi Türkiye İzleme Platformu çatısı altında birleştik ve tek bir metin altında görüşlerimizi sunduk. 6 kişilik de aday listemizi duyurduk." 


Kadınların her önerisi reddedildi

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından 22 Aralık'ta yapılacak toplantıya davet edildiklerini söyleyen Kaptan, bakanlığın, yer aldıkları kuruma dair imzalı ve kaşeli metin istediklerini ancak bu duruma itiraz ettiklerini söyleyerek, "Biz özellikle kaşelemedik. Çünkü, bu durum bir dayatmaydı. STK illa resmi bir örgüt olmak zorunda değil. STK'nın böyle bir kurum dayatmasına tabii edilmesine karşı çıktık" dedi. Kaşeli metin göndermedikleri için toplantıya alınmayacaklarının kendilerine iletildiğini, ancak toplantı günü 30 kadın ile birlikte Ankara'ya gittiklerini ifade eden Kaptan, "Sanırım çok fazla gürültü çıkmasın diye alındık toplantıya. Oturduk ve her birimiz söz aldık. Her bir arkadaşımız neden itirazımız olduğunu anlattı. Toplantı boyunca sunduğumuz her öneri oturum başkanı tarafından anti demokratik bir şekilde reddedildi ve sonunda bize, 'giden gitsin biz kalanlarla seçim yaparız' denildi" ifadelerini kullandı. 


Sözleşmeyi sahiplenme çağrısı

Toplantıda alınan kararın kendileri için şaşırtıcı olmadığını belirten Kaptan, şöyle devam etti: "Hükümet, kendi istedikleri ve kendi politikalarına uyumlu hükümet yanlısı örgütleri karşımıza direkt dikti ve bizleri onlarla karşı karşıya getirdi. Bizler, büyüklerimize karşı çıkıyormuşuz, her şeyi değiştiremezmişiz, değişmez bazı şeyler varmış. Değişime inanmasaydık biz oraya gitmezdik, değişimi sağlamak için oradaydık." 

Kadınlara, İstanbul Sözleşmesi'ne sahiplenme çağrısı yapan Kaptan, "Nasıl olsa Türkiye'de uygulanmayacak düşüncesiyle bakılmamalı İstanbul Sözleşmesi ile ilgili sürece. Böyle bir düşünce, meydanı bırakmak olur. Çünkü, bu sözleşmenin geri çekilmesini isteyen örgütler var. O yüzden tüm STK'ların bu konuda hassas olması lazım" dedi. 


DİHA/İSTANBUL