
Geçtiğimiz günlerde Afrika’nın en küçük ülkesi Gambiya’nın darbeci lideri Yahya Jammeh -ki kendisi Tayyip Erdoğan iktidarının Afrika’daki en sadık destekçisi idi- 22 yıllık iktidarının ardından ülkesinden kaçmak zorunda kaldı. Son seçimleri kaybeden Jammeh iktidarı devretmek konusunda ayak diretti ve OHAL ilan ederek seçimleri yok sayma yoluna gitti. Çok geçmeden karşı karşıya kaldığı uluslararası baskıya dayanamayarak ülkeyi terk etti.
Koruma muhafızlığını yaptığı devlet başkanı Dawda Jawara’yı 22 Temmuz 1994’te askeri bir darbe ile deviren Jammeh seksenli doksanlı yıllarda hem ABD hem de Türkiye’nin “askeri” rahle-i tedrisatından geçmiş bir isim. İktidarı boyunca sadece ABD ve TC’nin değil batılı başka ülkelerin de desteğini almış. 2008 yılında, İtalya Palermo’da Güvenlik ve Barış İçin Uluslararası Parlamento tarafından barış arayışı ödülü verilmiş kendisine. 2008 yılında Kentucky Valisi Steven L. Beshear Jammeh’e fahri Kentucky albayı unvanı vermiş. Ancak Jammeh’in Aralık 2015’te ülkesinin bundan sonra İslam devleti olacağını açıklaması Batı ile ilişkilerinin soğumasına neden olmuştu.
Jammeh’in iktidara gelmesinin ardından gelişen TC-Gambiya ilişkileri AKP’nin iktidara geldiği 2002’den sonra inanılmaz bir ivme kazanıyor. Bu nedenle darbeci Jammeh’in ülkesini terk etmek zorunda kalması Erdoğan ve şürekasını tedirgin etti.
AKP’ye yakınlığı ile bilinen Kafkas Stratejik Araştırmalar Merkezi (Kafkassam)’ın internet sitesinde 20 Ocak tarihinde Ömür Çelikdönmez imzası ile yayınlanan “Türk dostu Gambiya devlet başkanını CIA devirdi” başlıklı yazı bu ilişkiler hakkında önemli veriler içeriyor. Ancak ne gariptir ki yazıda darbeyi CIA’nın yaptığına ilişkin tek satır yer almıyor. Bu nedenle yazıda başlık dışında “CIA”nın adının bir kez daha anılmadığına da dikkatinizi çekmek isterim.
Yazının özellikle şu bölümü çok dikkat çekici, “1991- 2005 yılları arasında Türk Jandarma Eğitim Timi’nin Banjul’da görevlendirilmesi ve ardından Askeri Danışmanlık Mekanizmasının kurulmasıyla kurulan özel nitelikli askeri ilişkiler, iki ülke arasındaki dostluk ve kardeşlik bağlarını pekiştirmesini ve Gambiya makamlarının Türkiye’ye yönelik destekçi yaklaşımını sürdürmesini sağlamıştır.”
Kendisinin de bir süre eğitim gördüğü TSK’ya bağlı Türk Jandarma Eğitim Timi’nin başkent Banjul’da görevlendirilmesinin hemen ardından Jammeh’in askeri bir darbe ile iktidarı ele geçiriyor olması zamanlamanın manidarlığı açısından oldukça dikkat çekici. Nitekim yazının devamında yer alan şu ifadeler AKP iktidarı döneminde Jammeh ile Erdoğan arasındaki temasın boyutlarını anlamamıza yardımcı olması bakımından çok kıymetli, “Ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığının bir açıklama yaparak, başkan seçilen Adama Barrow’ın görevine getirilmesi amacıyla Batı Afrika ülkelerinin başlattığı askeri müdahaleye “destek verdiklerini” söylemesi, Gambiya’daki Türk nüfuzunu silmeye yönelik olduğu iddialarını güçlendirmektedir. Türkiye’nin Hint Okyanusundan sonra Atlas Okyanusuna açılma projesi engellenmeye çalışılmıştır. Türkiye’yi bir kez daha siyaseten demokrasi ve insan hakları silahıyla bu kez Afrika’da Gambiya’da vurmuşlardır.”
Yazarın dediği gibi AKP iktidarı demokrasi ve insan haklarını kendi iktidarına karşı birer silah olarak görmektedir.
Yazının konuyu anlamamız hususunda bize ışık tuttuğu bir başka bölüm ise şöyle, “Türkiye sınır ötesi etkisini Hint Okyanusa açılan Basra Körfezinde kilit jeopolitik konuma sahip Katar’da kurduğu askeri üsle perçinlediği gibi Somali’de kurduğu Mogadişu Limanı’nın işletmesini üstlenerek 132 yıl sonra yeniden Hint Okyanusa kıyılarına döndü. Somali’de sadece liman değil Mogadişu’nun en büyük hastanelerinden biri olan 200 yataklı Digfer Hastanesi de Türkiye inşa etti.”
Evet Somali Erdoğan iktidarının özel ilgilendiği bir ülkedir. Ancak yazıdan anlıyoruz ki Erdoğan ailesi de Somali ile yakından ilgilenmektedir. Tayyip Erdoğan’ın çocuklarının deniz taşımacılığı Emine Erdoğan’ın da kişisel yatırımlarını sağlık sektörüne yaptığı düşünüldüğünde Mogadişu limanının işletmesini üstlenen firma ile 200 yataklı ülkenin en büyük hastanesinin en büyük ortağının kim olduğunu bilmek istiyor insan.
Nitekim Erdoğan ile Jammeh arasındaki siyasal yakınlık karşılıklı destekten öte benzerlikler de içeriyor. AFP’de yer alan bir habere göre, Jammeh’in gidişinin ardından devlet kasasında 11 milyon dolardan fazla eksik olduğu ortaya çıktı. Ülkenin seçilmiş başkanı Adama Barrow’un danışmanı Ahmad Fatty yaptığı açıklamada uzmanların tam kaybı tespit edeceklerini söylüyor. Elbette 17-25 Aralık’ta ortaya çıkan hali ile sadece evinde 30 milyon Euro bulunan Erdoğan Jammeh’i bu konuda da çırak çıkarır. Ancak hırsızlığında iki liderin ortak noktası olduğu aşikar.
Bu yazı kaleme alındığı saatlerde Erdoğan Tanzanya, Mozambik ve Madagaskar’ı kapsayan gezisine çıkmıştı. ABD ve Avrupa mevcut hali ile Erdoğan’a kapılarını kapamış gibi görünüyor. Battı ittifakı ile siyasal ve ekonomik ilişkileri tarihinin en kötü dönemini yaşayan Erdoğan yeni ekonomik kaynaklar yaratabilmek için Afrika’yı zorluyor. Afrika’da desteklediği liderler ülkelerini terk etmek zorunda kalan Erdoğan için kendi ülkesinde de ibreler o zorunlu uçak yolculuğunu işaret ediyor.