MINA ROJ/ANF/İSTANBUL
Jineoloji Dergisi Yayın Kurulu üyelerinden Rojda Yıldız, çözümü ne sağ faşist blokta ne de ‘sol’ görünümlü sağ bloklarda gördüklerini belirterek, kadınların kendi sözlerini üretebildiği, isteklerini dile getirebildiği HDP için çalışacaklarını söyledi.
Jineoloji Dergisi ekibinden Rojda Yıldız, ırkçılığın devletin sürdürülebilirlik projesi haline getirildiği bu süreçte, ‘başka yaşamlar mümkün ve bunu yapabiliriz’ söylemini kurmanın, bütün demokratik kesimler için önemli olduğunu söyledi.
AKP’nin ülkeyi yönetemediği yerde seçimi çözüm olarak görmesinin artık Türkiye açısından bir alışkanlık haline geldiğini kaydeden Yıldız, Kürt sorununa çözümsüz yaklaşımın, ekonomik-kültürel-sosyal etkilerine dikkat çekti. Yıldız, şunları söyledi: “Savaşıyorsanız para harcamak; kültürü savaş, şehitlik, vatan, bayrak kıvamına getirmek; sosyal yaşamı diziler-filmler-kitaplar-dernekler-dini vesilelerle savaş aracına dönüştürmek zorundasınız.”
Hükümet acizliğinin farkında
“Peki bu sürdürülebilir bir hal mi?” diye soran Yıldız, şöyle devam etti: “Belki iki yıl, belki üç yıl, belki beş yıl… Sürdüremezsiniz. Hele hele Ortadoğu gibi demokrasinin sırat köprüsünde yay gibi sallandığı ülkelerde patlar bir yerden. Hükümet de bunun farkında. Devam ettiremeyeceğini, sıkışmanın yaşandığını anladığı anda sandığa gidip kendini garantilemek istiyor. Yoksa OHAL koşullarında, hukuksuzluğun, hak ihlallerinin hat safhada olduğu bir süreçte seçim kavramı altında demokrasi naraları atmak bir acizliğin, çaresizliğin ve aslında hükümetin çelişkilerinin resmidir.”
Kadınların tercihini soran tek parti HDP
Seçimin hem Kürdistan hem de Türkiye halkları açısından önemli olduğunu vurgulayan Yıldız, alternatifsiz olmadıklarını kaydetti. Çözümü ne sağ faşist blokta ne de ‘sol’ görünümlü sağ bloklarda gördüklerin belirten Yıldız, “Kendi sözümüzü üretebildiğimiz, kendi isteklerimizi dile getirebileceğimiz mevcut Türkiye’nin tek alternatif partisi olarak HDP var. Halkların bir arada durması, faşist yönetimler altında bulunan bizler için tek alternatif olarak duruyor önümüzde. Kadınlar olarak bizlerin tercihlerini soran tek parti HDP oldu” şeklinde konuştu.
Başka yaşamlar mümkün
“Devletin kadın hafızasının ve politikasının rezilliği ortada” diyen Yıldız, şunları söyledi: “Ne ‘kadın mıdır kız mıdır’ diyen zihniyete ne de hala milletvekillerine ‘bacım’ diye seslenen zihniyete muhtacız. Güçlüyüz. Neden yapmayalım? Bu seçimleri kadınların sıkıştırılmış hayatlarına bir nebze soluk aldırmak için bir kadın politikasına çevirebiliriz. Elbette ki kadın sorunu seçimle falan çözülecek bir şey değil. Çok daha sistematik, çok daha köklü sebepleri var bu sorunun. Fakat devletin politik argümanları bu sebepleri körüklemek ya da derinleştirmek için sürekli aktif hale getiriliyor. En azından bu gidişata dur demek için bir fırsat, bir alternatif olarak düşünüyorum. İnsanların bu kadar kutuplaştırıldığı, ırkçılığın devletin sürdürülebilirlik projesi haline getirildiği bu süreçte, başka yaşamlar mümkün ve bunu yapabiliriz söylemini kurmak, bütün demokratik kesimler ve halklar için önemli.”
‘Kadınlarla ortaklaşacağız’
Yıldız, diğer kurumlarla ortaklaşacaklarını kaydetti. Ortak hareket ederek karanlık perdeyi yıkmak için çalışacaklarını söyleyen Yıldız, etki alanları içerisindeki yurttaşlara ulaşacaklarını ve bu seçimin adaletsizliği üzerine konunuşacaklarını anlattı.
Barış Anneleri oy toplayacak
Yıllardır barışın hakim kılınması için her koşulda mücadele yürüten Barış Anneleri Meclisi, 24 Haziran baskın seçiminde halk iradesinin tesis edilmesi için çalışacak. Êlîh Barış Anneleri Meclisi üyeleri, seçimin adil şartlarda yürümediğini, başta seçim güvenliği olmak üzere barışın sağlanması adına çalışacaklarını dile getirdi.
‘Gün mücadele günüdür’
Meclis üyesi Nuran Seçkin 24 Haziran’ın barışın kapısının yeniden aralanacağı tarih olduğunu vurgulayarak, “Bizim istediğimiz birlik ve beraberliktir. Bir arada yaşamının şartı da barıştan geçer” dedi. Arzularının barış görüşmelerinin yeniden başlaması ve ölümlerin bir an önce sona ermesi olduğunu dile getiren Seçkin, “Barış Anneleri’nin susmalarını istiyorlar. Bu kadar zulüm, ölüm ve inkar var iken biz nasıl susabiliriz? Bugün susma değil, her zamankinden daha fazla konuşma ve mücadele etme günüdür. 24 Haziran Kürtlerin varlıklarının kabulü veya kabulsüzlüğünün de oylanacağı gündür. O yüzden ben Kürt’üm diyen herkesin tutuklu tüm siyasetçiler için sandık başına gitmesi ve iradelerine sahip çıkması gerekiyor” diye konuştu.
‘Sandıkları koruyacağız’
Seçimin adil bir şekilde yürümediğine dikkat çeken Seçkin, “Selahattin Demirtaş, belediye eşbaşkanları, milletvekilleri bugün neden tutuklu? Onların bir an önce serbest bırakılması gerekiyor. Demirtaş’ı herkes seviyor, o halkları temsil ediyor. Barış Anneleri olarak bu kadar zulüm varken susmayız ve susmayacağız da. Seçimlerde üstümüze düşen ne görev varsa yapacağız. Sandıkları canımız pahasına koruyacağız. Gerekirse ev ev dolaşıp herkesi oy vermeye ve mücadele etmeye davet edeceğiz. Kürt gençlerine de buradan seslenmek istiyoruz. Vakit elini taşın altına koyma vaktidir” diyerek, aktif biçimde çalışmalara katılmaya çağırdı.
‘Çalıştık, yine çalışacağız’
Barış Annesi Elif Tiluktimur da seçimlerde aktif görev alacağını vurgulayarak, herkesi seçimlerde çalışmaya ve özellikle de seçim güvenliğinde aktif görev almaya çağırdı. 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde seçim güvenliği için çalıştığını ve oy torbalarına son ana kadar sahip çıktığını anlatan Tiluktimur, “Sadece Kürtler değil Türkler ve yaşanan zulümden etkilenen herkes artık görev almalıdır. Biz de üstümüze düşeni yapacağız. Geçtiğimiz seçimlerde son ana kadar seçim güvenliği için çalıştık yine çalışacağız” diye konuştu. Tiluktimur, tutuklu cumhurbaşkanı adayı Demirtaş’ın dışarıdaki sesi olacaklarını ve onun için oy toplayacaklarını dile getirdi.
‘OHAL bizi yıldıramaz’
Barış Annesi Maşallah Kaya ise birlik olmanın önemine işaret ederek, şunları söyledi: “Kürtler bir arada oldukça ve birlikte çalıştıkça bu seçimi kazanmamız daha kolay olacaktır. Barış Anneleri olarak her zaman olduğu gibi üstümüze düşen görevi yerine getireceğiz. Kimileri OHAL’den korkuyor. Kürtler OHAL’de çok seçim gördü. Bundan daha fazlasını da gördük. Ne OHAL ne de başka bir şey bizi yıldırabilir. OHAL’e rağmen seçimi kazanacağız.”
MA/ÊLÎH
