Diyarbakır’da arkeologlar tarafından yapılan kazılarda şu ana kadar 23 insan iskeletine ulaşıldı. Daha kaç insan iskeleti çıkacak kimse bilmiyor.
JİTEM antik kazılarının yapıldığı yer Diyarbakır Sur İlçesindeki İçkale… Suriçi ve İçkale Diyarbakır’ın ilk kurulduğu mekan. Yani antik bir kent. İşte bu antik kente 90’larda JİTEM yerleşti. İçkale’nin olduğu dikdörtgen şeklindeki büyük bir alanda, jandarma alay komutanlığı, JİTEM binası, eski cezaevi, Eski adliye yan yana, karşı karşıya, iç içe… JİTEM ‘antik kenti’nin koridorlarındaki işkence odalarında annelerinden, sevgililerinden, çocuklarından ve kardeşlerinden kopartılan kızlar ve oğlanlar vardı. JİTEM ‘antik kenti’ne götürülen Kürtler öldürüldüler. Ölü bedenlerinin nerede saklandığını kimse bilmedi. Şimdi işte o işkence edildikleri, öldürüldükleri odaların altında, yanında, karşısında kemikleri bulunuyor.
İtirafçı Abdulkadir Aygan önceki yıllarda yaptığı açıklamalarda İçkale’deki JİTEM Karargahında 15 kişinin cesetlerinin olduğunu açıklamıştı. Gelin görün ki bir savcı kalkıp orada kazı yapmadı. Pek ki akıllarına orada kazı çalışması yapmak mı gelmedi?
Hayır, geldi. Devlet, JİTEM’in antik kentine kimseyi sokmak istemedi. Ta ki doğalgaz borularını döşemek için kazı yapan işçiler bir kaç gün önce insan kemiklerine rastlayıncaya kadar. 1990’lı yıllarda JİTEM ‘antik kenti’nde işlenen cinayetler ve işkencelerin kanıtı olmasın istiyorlardı. JİTEM ‘antik kenti’ pek çok kişi tarafından araştırıldı, üzerinde belgeseller yapıldı, kitaplar yazıldı. Ancak ne varlığı kanıtlandı ne de yokluğu.
90’lı yılların JİTEM ‘antik kenti’nde işkence ve ölüm vardı. JİTEM Antik Kenti’nin kurucusu Cem Ersever’di…
Yeşil denilen katil ve pırpırlı, rozetli katiller burada fink atardı…
Arkeologlar tarafından yapılan kazıların ‘JİTEM uygarlığı’ hakkında önemli kanıtlar sunacağı sanılıyor.
Kürt erkekleri ve kadınları burada işkence edildiler, sonrada itirafçı katiller, katil askerler ve polisler tarafından öldürüldüler. İtirafçılara, askerlere, polislere, Özel harekat timlerine öldürme emrini o dönemin Başbakanı, Genelkurmay Başkanı, Emniyet Genel Müdürü, OHAL Valisi ve İçişleri Bakanı vermişti.
JİTEM ‘antik kenti’nin işlevi kanı, kini ve korkuyu bütün bölgeye yaymaktı. JİTEM ‘antik kenti’nde polisler, askerler ve itirafçılar Kürtlere işkence yaparak, öldürerek korkuyu, öfkeyi ve kanı yaymak istediler. Büyük orada da korkuyu, öfkeyi ve kanı yaymayı başardılar…
İHD Diyarbakır şubesinin 2011 yılı toplu mezarlara ilişkin raporuna göre 253 toplu mezarda 3 bin 248 insan var. JİTEM’in kurucularından Arif Doğan “PKK’lilere bir de mezar mı yapacaktık, tabi ki toplu gömdük” itirafında bulundu. Arkeologların titizlikle yaptıkları kazılar bizi 3 bin 248 insana götürebilir!
Kürt bölgelerindeki jandarma karakolu, taburu veya JİTEM binalarının hangisinde kazı yapılsa insan cesetleri çıkıyor. Kürt bölgesindeki bütün karakollar ‘JİTEM uygarlığı’nın birer antik kenti gibi. Arkeologlar hangi karakolun altında, yanında kazı yapsa emin olun insan iskeletleri çıkacaktır. Birkaç gün önce Şırnak’ın Yağızoymak Jandarma Karakolu’nda yapılan kazılarda üç Kürt köylüsünün cesedine ulaşıldı. 
Bir ölüm sessizliği ile izliyoruz sadece! Ve sanıyorum ‘JİTEM uygarlığı’nı yaratanlar bunu istemişlerdi…
Dün bu insanlar öldürülüp toplu mezarlara gömülürken siyaset, medya ve toplum sağırdı, suskundu ve hissizleştirilmişti. Bugün canlı gömülen insan iskeletleri bulunurken siyaset sağır, toplum suskun ve vicdanlar yaralı…
İşte tamda bu nedenle JİTEM ‘antik kenti’nde ortaya çıkartılan insan kemikleri siyasetçileri ve toplumu ayağa kaldırmıyor!
Hayretler içindeyim!