IŞİD Musul’u aldıktan sonra Şengal, Maxmur ve Güney Kürdistan'a yönelik saldırı gerçekleştirmiştir. Bu saldırılarla birlikte Türk devletinin IŞİD politikası ve IŞİD’le ilişkileri netleşmiştir. IŞİD’in her yerde kazanması için dua etmekte ve ellerini ovuşturmaktadırlar. IŞİD Irak ve Suriye’de devletini kurarsa Türkiye yeni bir ticaret kapısı bulmuş olacaktır. Türkiye'nin düşündüğü insanlık değerleri, hak, adalet, hukuk değildir. Yeni yetişen burjuvaziye ihracat ve yatırım alanı bulmaktır. IŞİD’in kuracağı mezhepçi devleti bu amaçlar için biçilmiş kaftan görmektedir.

Musul’un el değiştirme sürecinde Türk konsolosluğunun Musul’u terk etmemesi konusunda bir haber duymuştuk. Güvenilir kaynaklardan Türkiye’nin konsolosluğunu bilinçli biçimde bıraktığını, yerlerinde kalmasını istediğini öğrenmiştik. Bu haberi veren bilgi kaynağı, Türkiye'nin konsolosluk rehinelerini IŞİD ile ilişki kurmak için değerlendirmek istediğini vurgulamıştır. Şimdi anlaşılıyor ki konsolosluğun Musul’da bırakılması bilinçli bir politikanın ürünüdür. IŞİD’in her türlü saldırısı ve vahşeti konusunda sessiz kalması, bizim ellerinde rehineler var demesi, konsolosluk çalışanlarının bilinçli biçimde yerlerinde bırakıldığını kanıtlamaktadır. Nitekim neden IŞİD’e karşı çıkmıyorsunuz dendiğinde, bizim hassasiyetlerimiz var demagojisi yapılmaktadır. Bugünkü cevapların verilmesi için konsolosluk çalışanları bilinçli olarak rehine haline getirilmiştir. Şu andaki tutumun başka bir izahı olamaz. Bu nedenle Erdoğan hükümeti açıkça ipe un sermektedir.
Türk devleti ve hükümetinin esirlere nasıl yaklaştığını yıllarca bilmekteyiz. Askerlerin, polislerin, kaymakamın, korucuların esir alınması karşısında hiçbir siyasi ve diplomatik girişimde bulunmadığı gibi, uçak kaldırıp esirlerin bulunduğu alanları bombalatmıştır. Esirlerin yaşamını defalarca tehlikeye atan uçak saldırıları yapılmıştır. Bu gerçeklik, AKP'nin söylendiği gibi insani hassasiyetleri olmadığını göstermektedir. Asker, polis, korucu ve kaymakam için hassasiyeti olmayan AKP hükümeti şimdi hassasiyetten söz etmektedir. Bu söylem, AKP'nin ne kadar ikiyüzlü olduğunu göstermektedir. AKP hükümeti “biz IŞİD’in rehinesiyiz” deseydi belki bir derece inandırıcı olabilirdi.
AKP hükümeti IŞİD’in rehinesi olmaktan öte, iş ortağıdır, suç ortağıdır. IŞİD’in Kobani saldırısına, Şengal saldırısına, Maxmur saldırısına karşı tutumu bu gerçeği kanıtlamaktadır. Hatta AKP hükümeti geleceğini IŞİD’in başarısına bağlamıştır. IŞİD Ortadoğu'da yenilgiye uğratılıp özgürlük ve demokrasi güçleri kazanırsa AKP de yenilgiye uğramış olacaktır.
AKP o kadar dinci ve mezhepçi politika izlemiştir ki, siyasi geleceğini benzer politikaların Ortadoğu'daki başarısına bağlamıştır. Maliki ve Esad’la politik karşıtlık içine girince kendisini bu tür örgütlerin kucağına atmıştır. AKP hükümeti şu anda hem ABD'nin, hem IŞİD’in kucağına oturmuştur. Bu da ne ABD'yi ne de IŞİD’i memnun edecektir. Bu politikanın sonucu kaybetmek olacaktır. IŞİD zaten kaybedecektir. ABD ise yeni işbirlikçileriyle Türkiye'yi kendi çıkarı doğrultusunda kullanacaktır.
AKP için binlerce Êzîdî’nin öldürülmesi, binlerce Êzîdî kadının kaçırılması, yüzlerce çocuğun ölmesi bir hassasiyet yaratmıyor. Kendi vatandaşları olarak iddia ettiği ve yıllardır dağıtmak istediği Maxmur’da çeteler katliam yapmak isterken, hiçbir ses çıkarmayan, hatta benim yapmadığımı IŞİD yapıyor diye sevinen AKP’dir. IŞİD’in katliam tehdidi karşısında düne kadar ittifak olduğu KDP alanlarına yönelik tehdide bile ses çıkarmıyor. Ancak Filistin’e İsrail saldırısı olduğunda politik çıkar hesabıyla sesini yükseltiyor. Böylece çirkin yüzünü örteceğini sanıyor. Ancak o kadar sahtekar ve ikiyüzlüdür ki, AKP zamanında Türkiye'nin İsrail’le yaptığı ihracat ve ticari ilişki katbekat artmış bulunmaktadır.
AKP'nin insani hiçbir ilkesi yoktur. İslam kardeşliği anlayışı da yoktur. AKP için tek değer hükümetini ayakta tutma yönlü çıkarlarıdır. İsrail’e sert yaparken bundan siyasi rant elde etmeyi umuyor. Ama İsrail’le hiçbir ilişkisini kesmiyor. Kürtler söz konusu olduğunda hep saldırganları destekliyor. Kürtlerin Rojava’da karşılaştığı saldırıyı görmezlikten gelmekten öte, saldırganları destekliyor. Kürtler söz konusu olduğunda aynı mezhepten de olsa tutum takınmıyor ve savunmuyor. Rojava Kürtleri Türkiye'deki Kürtlerin akrabası ve dindaşı olduğu halde!
Kürdistan'da AKP yandaşı olan ve AKP'ye oy veren Kürtler bunları görmüyorsa ya devekuşu gibi kafalarını kuma gömmüştür, ya da bazı çıkarlar gereği insani, dini ve ulusal değerlerini göz ardı etmiştir. Her iki durumda da gösterilen tutum ahlaki değildir, utanç vericidir. Tabii ki AKP'ye sıcak bakan, hatta seçimlerde AKP ve Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğini söyleyenler de alçaktır.
AKP'nin şu andaki politikası sadece Kürtler için değil, tüm Ortadoğu için tehlikeli hale gelmiştir. Şia Türkmenlerinin, Êzîdî Kürtlerinin, Şebek Kürtlerinin, Feili Kürtlerinin yaşamlarına kast edilmesi bu gerçekliği ortaya koymaktadır. AKP bu halklara yönelik tüm katliamlardan sorumludur.
AKP, Kürt sorununu çözüp Türkiye'yi demokratikleştirerek kendini siyasi hayatta kalıcı kılma yerine, iç ve dış gericilikle ittifak kurarak kendini ayakta tutmaya çalışmaktadır. IŞİD saldırıları insanlık dramı yaşatırken, bizim hassasiyetimiz var denmesi, sadece bu çirkin ilişki ve gerçekliği örtmek anlamına gelmektedir. Zaten konsolosluk çalışanlarının rehineliğiyle ilgili haber yasağı getirilmesi bile AKP'nin ne peşinde koştuğunu ortaya koymaktadır. Sadece yasak getirmemiş, bu konsolosluk çalışanlarını kurtarmak için hiçbir çaba içine girmemiştir. AKP'nin şu andaki tutumu bu çalışanların uzun süre tutulacağı anlamına gelmektedir. Çünkü bu politika ve söylem konsolosluğun bilinçli bırakılması gerçeği bir yana, uzun süre tutulması çağrısı olmaktadır. Dolayısıyla bu çalışanların bırakılmamasından da AKP politikaları sorumludur.
AKP utanmadan biz de yardım gönderiyoruz diyor. Şu anda en fazla yardım ihtiyacı Şengal dağlarında mahsur kalan Êzîdîler için vardır. Peki, Türk devleti bunlar için hiçbir şey yapıyor mu? Hayır. Hiçbir şey yapmasa da buralara uçak ve helikopterlerle yardım malzemeleri atabilirdi. Hatta YPG’nin kontrolünde olan yerlere rahatlıkla yardım gönderebilir ya da havadan atabilirdi. Bırakalım bunları yapmayı, Rojava Kürdistan’ına yardımların gitmesini bile engelliyor. Hala Qamişlo sınırından yardım geçmesini kabul etmiyor. Dolayısıyla biz Şengal’dekilere yardım ediyoruz demesi de yalandır. Şu anda yiyecek, su, sağlık ve benzeri yardıma ihtiyaç olan Şengal’de mahsur kalan Êzîdî Kürtlere sadece Şengal direniş güçleri kendi imkanlarıyla yardım yapmaktadır. Tabii ki HPG, YPG, YPJ, YJA Star güçleri de halkı korumakta ve yardım vermektedirler. Zaman zaman Irak devletinin de uçak ve helikopterlerle yardım attıkları söylenmektedir.  
Türkiye'nin ne kadar çirkin politika izlediği Şii Türkmenlere yaklaşımda görülmüştür. Bu çeteler Şengal’e saldırmadan önce Telaffer’de Şii Türkmenlere saldırmıştı. On binlerce Türkmen Şengal’e sığınmıştı. Şimdi bunlar da perişan durumdadır. Türkiye bunlara da sahip çıkmamıştır. IŞİD’le işbirliği yaptığı için Telaffer Türkmenlerini de satmıştır. Telaffer Türkmenlerini satan, kılını kıpırdatmayan AKP hükümeti Ezıdiler için tabii ki kılını kıpırdatmaz.
AKP'nin IŞİD politikasının 39 rehineyle ilgisi olmadığı açıktır. Türk devleti IŞİD’le iş yapmasaydı şimdi IŞİD hedeflerini yüzlerce defa bombalardı. Kırk değil, dört bin rehineyi bile dikkate almazdı. Bu Türk devletinin ve AKP'nin karakterini çok iyi biliyoruz. Eğer IŞİD’e ses çıkarılmadıysa tek neden işbirliği yapmalarıdır. Zaten Musul da Türkiye ile IŞİD çetelerinin içinde olduğu bir ittifak sonucu ele geçirilmişti. Bunu sağır sultan ve kör sultan bile biliyor. Bu politika AKP'nin elinde patlayacak, bu politikanın sonucu siyasi partiler müzeliğine gidecektir.
IŞİD AKP'yi Türkiye ve Ortadoğu'da kurtaramayacak, IŞİD’le birlikte AKP de yenilgiye uğrayıp tarih sahnesinden çekilecektir.