İstanbul sokaklarında müzik yapan “Aynı Göğün Çocukları” adlı grup Tulum ile Def’i (Erbane) bir araya getiriyor. Grup, birbiriyle iletişim kuramamış ve iktidarların uzaklaştırdığı halkların ezgilerini buluşturuyor. “Aynı Göğün Çocukları” bu amacına uygun olarak Kürdistan ve Karadeniz’de konserler veriyor. Projenin ilk ayağı ise Kürdistan sokakları. Amed ve Mêrdîn Qoser (Kızıltepe) sokaklarında halkla bir araya gelen grup, her iki kültürün kadim ezgilerini seslendirdi. Aynı zamanda bu yakınlaşmayı daha etkin bir şekilde halklara duyurmak ve tarihe bir kayıt düşmek için belgesel çekiyor. Grup üyeleri Kadir Peltek ve Fırat Alkış ile birlikte belgeseli çeken Kazım Kızıl’la Amed’de bulunan Dengbêj Evi’nde konuştuk.


Sokaklar kültürel mozaik

Artvinli olan Kadir Peltek tulum çalıyor. Tulumu sokakta çalmaya başladığını söyleyen Peltek, kültürlerin yozlaştırıldığı oluşturulmuş mekanlara karşı, sokakta müzik yapmayı tercih ettiklerini ifade ediyor. Sokağın kültürel mozaiği yansıtma ve dinleyenlerle direk temas içinde olma noktasında bu yozlaşmanın önüne geçeceği fikrinde. Mozaiği yansıtma düşüncesi çerçevesinde def ile tulumu biraraya getirdiklerini belirten Peltek, “Mezopotamya ve Karadeniz’in kadim iki enstrümanını sokakta bir araya getirerek bu topraklardaki kültürler arasındaki yabancılaşmayı da sanat dahilinde yıkmaya çalışıyoruz” diyor.

Halay ile horon birarada

Tulum ile erbanenin yan yana geldiğinde belirli bir uyumu ortaya çıkardığını kaydeden Peltek, uyumun yanında Lazlar, Gürcüler, Kürtlerin halay ve horonlarla bir sofrada bütün olabileceğini gördüklerini ifade etti. Projenin amacına uygun olarak Kürdistan ve Karadeniz sokaklarında müzik yaptıklarını söyledi. Bu çerçevede ilk olarak Amed sokaklarında müzik yaptıklarını ifade eden Peltek, sokaklarda halay ile horonun arasındaki kardeşliği bir kez daha gördüklerine değindi.

Kadim kültürler kardeşleşti

“Amed sokaklarında güzel tepkiler aldık” diyen Peltek şunları ifade etti: “İnsanlar aslında Karadeniz kültüründen haberdar. Kürtler ezilen bir halk olduğu için kendisi gibi ötekileştirilmiş halkları sahipleniyor. Amed sokaklarında hacılar bile tulum ve erbane eşliğinde halay çektiler. Aynı zamanda Dengbêj Evi’ne gittik. Orada dengbêjlerle farklı ezgiler farklı seslerle buluştu. Kadim kültürler kardeşleşti.”

Çocuklardan başlayabilir

Grubun erbane çalan üyesi Fırat Alkış, Kürdistan ve Karadeniz turunu yapmanın bir diğer amacının ise bu kardeşleşme projesini kalıcı hale getirecek sanatsal bir esere dönüştürmek olduğunu vurguladı. Kendisinin de Kürdistanlı olduğunun altını çizen Alkış şunları kaydetti: “Kürt ve alevi kimliğim var. Geniş kitlelere projemizi anlatmak istiyoruz. Ağıt çaldığımız zaman her iki kültür ağlıyor. Özellikle çocuklar bizi izlesin. Onlardan başlatalım bu kardeşleşme durumunu. Kültür ve sanatın birleştirici rolüne inanıyoruz.”

Tarihe kayıt düşüyoruz

Belgeselin yapım sürecini ortaya çıkaran Kazım Kızıl ise Amedli olduğunu belirterek sözlerine başlıyor. Belgesellerin tarihe kayıt düşen özelliğinden yola çıktıklarına değinen Kızıl, tarihte birçok acıyı yaşamış tarihe sahip halk olarak kültürü gelecek kuşaklara aktarmak istediklerini söyledi. Zamanın bu koşullarda aleyhimize işlediğini ve kayıtların bir an önce yapılmasını vurgulayan Kızıl, “Belgeseli Dengbêj Evi’nde çekiyoruz. Otantik yerinde kaydetmek değil aynı zamanda kadim kültürlerin yaşandığı mekanlarda kültürleri birleştirmek” dedi.


ÖNDER ELALDI