Cotyar CAN

Dünyanın bütün devletçi yapılanmaları, Rojava realitesinde kendi stratejilerinde ısrar ederek varlıklarının tekrarını yaşatacak zemin olarak görmekteler.

Toplumsal olarak Ortadoğu’daki halklara uygulanan baskı ve sömürünün üstünde bir durum yaşatılmaktadır, bu jenosidin son evrelerinin yeni formüllenmiş hali denebilecek süreci barındırıyor.

Yahudilerin Soykırıma uğrama dönemi ve dünya ülkelerine dağılma sürecinin tekrarı, Ortadoğu halklarına uygulanıyor gibi.

Kötülüğün sıradanlığını tekrarını yaşatmayı farklı bir halka ve coğrafyaya kötülüğün sıradanlılığının uygulanması için zamanın geldiğini, coğrafi ve toplumsal olarakta Ortadoğu halklarına uygulanmasında, topluma ve bireye benimsetmek içinde bütün sömürge yöntemlerini ortakça uygulayan iktidarlar gerçeği ile karşı karşıyadır Ortadoğu coğrafyası ve hakları.

Jenosid (soykırım), sadece sosyalizmi, demokrasiyi savunan insanı değil, canlılık adına ne varsa onu hedef alma durumuna gelmiştir. Jenosid, kuantum düşünme yöntemine ve onun düşünsel yayılımını durdurmak için bütün canlı olana karşı savaş halinde olacağa benziyor.

İktidarlar kendilerini Rojava’da çoklu özne olarak varlıklarını yeniden sürdürme çabası içinde olurken, tarihteki bütün vahşi yöntemlerin tekrarını katbekat artırarak uygulamada ve ortaklaşmayı da elden bırakmamaktalar.

Zıtmış gibi görünen ama gerçekte de iç içe olan bir faşizm gerçeği yaşanmaktadır. Paylaşım sorunundan kaynaklı karşıtlıklar yaşayan faşizmin, birleşeceği anı ve zamanı bulduğu anda bütün katliamları reva göreceği aşikardır. Kötülüğün sıradanlığı tanımının yeri ve zamanı yaşanıyor ve yaşatılmak içinde toplumsallığa adeta, toprağını sömürdüğünü göstere göstere yaptığı gibi şimdi de yaşayan bütün canlılıkları ve düşünsel anlamda da her şeyi canlı kabul eden toplumsal oluşumları ve önderliklerini hedef almaktadır.

Jenosid uygulanmış toplumlar kendilerini yeniden var etmek için yıllarca mücadele etme zorunluluğunu yaşamışlardır. Toplumsal direnişin zayıflığı, toplumda anlamın yitimi ve tükenişi ile kendini belirgin hale getirmesiyle toplumlarda ahlakın yitimini de kaçınılmaz kılmıştır.

Evrende her şeyin canlı olduğu ve bu canlılıkların devamlı bir birleriyle ilişki halinde yaşadıkları gerçeği evrensel düşünce yöntemi olarak devam etme halinde olacaktır. Toplumun zihniyet yapısının geçmişteki gibi yapılan soykırıma sessiz kalınmayacağını anladıkları halde, kötülüğün sıradanlığını yapanları yeniden yaratarak aynı katliamlarda tekrar ederek hedefe ulaşacağını düşünen faşizm, Rojava gerçeğinde yanıldığını anlıyacaktır.

Rojava Direnişi tarihin lanetlerinin yeniden yaşanmasına asla izin vermediği gibi faşizmin, Ortadoğu ve Kürt halkına dayattığı jenosidin de başarıya ulaşma ihtimalinin olmamasından kaynaklı faşizm durmadan iç çatışmalara dönüşen süreçleri yaşamaktadır.

Farklılıkların bir arada yaşadığı ve her kesimin kendi rengiyle katıldığı bir yaşam modeli yaşanmıştır Ortadoğu’da, renklerin uyumu ve ahenki olan toplumsal anlamda yaşanan coğrafyada, jenosid ve onu uygulayanların zemin bulamayacağı bir gerçektir.

Toplumsal yaşamda siyah ve beyaz zihniyetini yaratanlar aslında katliamlarında yaratıcısı olmayıda eksik etmemişlerdir. Toplumlar doğal birbirlerinin düşünsel ve zihinsel yapılarının iç içeliğini yaratabildiği gibi farklı bir şekilde de etkileşimi de yaratabilir.

İktidarlar aracılığıyla toplumların zihniyet yapılarının değişimine seyirci kalındığı içindir tarihten bugüne devam eden kötülüğün sıradanlığı anlamındaki durumlar yaşanmaktadır. Bir toplumun kendisini katledene empati duymasını sağlayarak, o toplumun sürgün ve katliamlara gebe kalmasınıda başarılıda kılmaktadır.

1915’lerde Ermeni halkına, 1930’larda Yahudi halkına, 1988’de Halepçe’de Kürtlere uygulanan soykırım sürecinin tekrarını şimdilerde Rojava gerçeğinde Ortadoğu halklarına uygulanmak istenmektedir.

Sessizlik içinde ve benimsenmiş bir katliama itaat eden birey ve toplumsallık yaratılmak istenircesine geçmişte yaşananların tekrarı dayatılmaktadır. Yeraltı zenginliklerin hemen hemen hepsi sömürge altında olan Ortadoğu gerçeğinde, demokratik zihniyetin Rojava direnişi ile kendini yeniden var etme süreci yaşanmaktadır.

İnsanlığa beşiklik etmiş kadim Ortadoğu hakları yeniden insanlığa beşiklik etmeye hazırlanırken, bir yandan da kötülüğün sıradanlığı dayatılmaktadır. Ortadoğu halklarının bir kısmını savaş gerekçesiyle göçe maruz bırakan faşizm, şimdilerde göç edenleri sürgüne maruz bırakma derdindedir. Parçalanmışlığın üst evresi denecek durumu yaşamaktadır Ortadoğu halkları.

Ölüme yorumsuzca giden bir toplum yaratılmış ve bu toplum bütün ulus devletçi zihniyetler tarafından kullanılmaya müsait hale getirilmektedir.

Ortadoğu’daki haklarlar savaş ile yaşamaya zorunlu bırakılmışlardır. Savaş kendisiyle birlikte bir toplumda bıkkınlık yaratmaya başlar ve son evresi o toplumsallık yerini yurdunu terk etmek zorunda kalır. Bu durum aslında Ortadoğu halklarına uygulanmış ve artık İNSANSIZLAŞTIRILAN bir coğrafyaya doğru gidilmektedir.

Yahudilerin üstünde bir durumu dayatanlara karşı direnen ve kötülüğün sıradanlığın uygulamaya çalışanları boşa çıkaran bir Rojava gerçeği yaşanmaktadır.

Bütün katliamların yaşandığı ve bütün direnişlerin yaşandığı mart ayında direnenler mi kazanacak, yoksa faşizmi sorusu halen kendi güncelliğini korumaktadır. Kürt halkının direndiği bir Ortadoğu’da diğer halklarında direnişe katılmasıyla, elbetteki direnen halkların kazanacağı kaçınılmazdır.

Zihniyetin değişimi her zaman faşizmin uygulamak istediği baskıyı boşa çıkardığı gerçeğiyle, zaferinde zihniyet devrimiyle olacağı bir Ortadoğu toplumsallığı zorunludur.