Gerekçede namus ve töre cinayeti adı altında işlenen kadın cinayetlerinin toplumda normal karşılanır bir olgu haline geldiğini belirten Buldan, yargının yeterli duyarlılığı sağlamadığının altını çizdi. 



Uluslararası sözleşmeler iç hukukta dikkate alınmıyor



Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın düzenlemelerle ortadan kalkmadığına dikkat çeken Buldan, kadın cinayetlerinin her yıl bir önceki yıla göre arttığını vurguladı. Türkiye tarafından 1985 yılında onaylanan Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Her Tür Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi başta olmak üzere, bu konuda imzalanan sözleşmelerin iç hukukta dikkate alınmadığını kaydeden Buldan, Türkiye’de her üç kadından birinin şiddete maruz kaldığına, buna karşı ise belediyelerin sığınak açma yükümlülüğünü yerine getirmediğine işaret etti. Türk Ceza Kanunu ve ilgili diğer kanunlarda yapılan düzenlemelerin kağıt üzerinde kaldığına dikkat çeken Buldan, kadınlarda bilinç oluşturma ve farkındalık oluşturan mekanizmaların da son derece yetersiz olduğunu belirtti. 


Gerekli mekanizmalar kurulmalı

Bütünlüklü bir yasal sistem ve bu sistemi hayata geçirecek bir siyasal irade olmadıkça kadın örgütlerinin tek başına vereceği mücadelenin yetersiz kalacağını söyleyen Buldan, hükümetlerin bu rolü yerine getirmek yerine kadınları iyice geleneksel rollerin içine hapsettiğini söyledi. Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’nın sonuçlarına göre, kentte yaşayan kadınların yüzde 40.3’ünün, kırsal kesimde yaşayan kadınların yüzde 46.6’sının, Türkiye genelinde ise kadınların yüzde 41.9’unun eşi veya birlikte olduğu kişiler tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığını ifade eden Buldan, yüzlerce kadının kurumlardan koruma istedikleri halde korunmadıklarına dikkat çekti.

DİHA/ANKARA