Kadın aktivistler bu duruma devletin neden sessiz kaldığını,  faillerin neden yakalanamadığı, kadın katliamlarını önlemek amacıyla nelerin yapılması gerektiğini değerlendirdi.


Türkiye’de kadına dönük cinayet, şiddet ve tecavüz hız kesmeden her gün devam ediyor. Bağımsız İletişim Ağı bianet’in geçtiğimiz yıl sonunda yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlerde; erkeklerin 2012’de 165 kadın, 15 erkek, 14 çocuk ve üç bebek öldürdüğü, 150 kadına tecavüz ettiği, 210 kadını yaraladığı, 137 kadını taciz ettiği ortaya çıkmıştı.
AKP Hükümeti’nin, Türkiye’de yıllardır yüzde yüz muhafazakar bir toplum modeli yaratma çalışmalarının bir sonucu olarak kadına yönelik sistematik saldırıları 2013 yılında daha da arttı. ‘Aile değerleri’nin, ‘tek tip ulus yapısı’nın, ‘genel ahlak’ın, ‘milli ve manevi değerler’in korunması iddiasıyla, bakanıyla, yalaka medyasıyla, imamını devreye koyarak, muhafazakarlığın dozunu artırdı. Kuşkusuz hükümetin bu politikaları, kadın kırımının artmasında temel neden teşkil etti.
Erkeğin işlediği cinayetlerin yaygın medyada ‘aldatma’, ‘boşanma’, ’Türk filmi gibi aşk’, ’namus’ veya ‘kıskançlık’ adı altında işlenmesi, katliamları meşrulaştırırken, yargının katillere alt seviyeden ceza vermesi ya da delil yetersizliğinden serbest bırakması önemli bir sorun olmaya devam etti.

İlk 10 ayda 167 kadın öldürüldü

bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardaki haberlerden derleyip, aylık döküm olarak yayınladığı çeteleye göre, 2013 yılında da bildik tablo değişmedi. Hazırladığımız bilançoya göre, 2013 yılının 10 ayında erkekler; 167 kadın, 16 erkek, 9 çocuk ve bir bebek öldürdü, 148 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti, 175 kadını ve kız çocuğunu, 2 bebeği yaraladı, 123 kadın ve kız çocuğunu taciz etti. Gezi direnişinden 11 kadın polisin cinsel tacizine uğradı. Koruma talep ettikleri, tedbir kararı, eşlerine karşı hukuki süreci başlattıkları halde 19 kadın öldürüldü, 10 kadın ağır yaralandı. Kadınları en çok eşleri öldürdü ve yaraladı, tanıdıkları erkekler tecavüz etti, tanımadıkları erkekler taciz etti.

Cinayet

Erkekler 2013’ün ilk 10 ayında 167 kadın, 16 erkek, 9 çocuk ve bir bebek öldürdü. En çok kadın katliamı, İstanbul, İzmir ve Kocaeli’de yaşandı.
Kadınlara verilen koruma tedbirleri, onları korumaya yetmedi. 29 kadın hukuki süreci başlatmalarına rağmen öldürüldü:
* Öldürülen bir kadın defalarca şikayette bulunmasına rağmen, kayda alınmadı ve karakola 150 metre uzaklıkta sokak ortasında öldürüldü.
* Dokuz kadın saldırganları hakkında uzaklaştırma kararı çıkartmasına rağmen öldürüldü.
*  Bir erkek eşine şiddet uyguladığı için 20 gün hapis yatıp çıkmıştı.
* Bir erkek denetimli serbestlikten faydalanarak cezaevinden çıkmıştı.
* Biri daha önce karakola şikayette bulunmuş, öldürülmeden önceki gün boşanma dilekçesi vermişti, bir kadın da boşanma davası sürerken öldürüldü.
*  Beş kadın çıkardıkları koruma tedbir kararına rağmen öldürüldü.
* Bir kadın açtığı ceza davasına rağmen öldürüldü.
* Yedi kadın daha önce savcılığa veya karakola şikayette bulunmasına rağmen öldürüldü.
*  Eşinin baskıları üzerine çıkarttığı tedbir kararını geri çeken bir kadın, kız çocuğuyla birlikte öldürüldü.
Cinayetlerin yüzde 55’i ateşli silahlarla, yüzde 35’i bıçakla işlendi. 14 erkek boğarak, 5 erkek döverek, 1’i baltayla, biri işkence yaparak, biri ise üstüne benzin döküp yakarak öldürdü.
Kadınların hemen hemen yarısını eşleri öldürdü. 77 kadını eşleri, 8’ini eski eşleri, 25 kadını sevgilileri, 4’ünü eski sevgilileri, 7’sini babaları, 8’ini damatları, 14’ünü diğer akrabaları (ağabey, oğul, kuzen, kayınbirader...), 2’sini ilişki teklifini reddettiği erkekler, 7’sini arkadaşları veya tanıdığı erkekler, 8’ini tanımadığı erkekler, 2’sini ‘kan davalıları’ olduğu erkekler öldürdü. Bir kadın aile kararı ile öldürüldü. 4 cinayetin ise faili meçhul.
Öldürülen 16 erkeğin çoğu, cinayetleri engellemeye çalışan ve kadına şiddet uygulayan erkeklerdi.
Cinayetlerin ardından 18 fail intihar etti, biri yaralama ardından intihar etti, yedisi intihara teşebbüs etti, 15’i kolluk kuvvetlerine teslim oldu. 


Tecavüz
Erkekler ilk on ayda 148 kadına tecavüz etti. En çok tecavüz İstanbul, Samsun ve Antalya’da gerçekleşti.
Kadınlara en çok tanıdıkları erkekler tecavüz etti. Tecavüzcülerin 64’ü tanıdık olmayan erkekler iken, çoğunluk oranı teşkil eden tanıdık tecavüzcüler sırasıyla; arkadaşlar, kocalar, sevgililer, akrabalar, iş arkadaşları, öğretmenler ve komşulardı.
Kadınların yüzde 43’si kendi evinde tecavüze uğradı. 52 kadın evde, 37‘si sokakta, 34‘ü zorla alıkonuldukları mekanlarda, dördü işyerinde, dokuzu arabada, 10‘u otel, bar, restoran gibi mekanlarda tecavüze uğradı. Bir kadına eşi zorla seks yaptırdı. bir kız çocuğu ise farklı mekanlarda defalarca tecavüze uğradı.

Yaralama-şiddet
Erkekler 2013’ün ilk on ayında 175 kadını ve kız çocuğunu, 2 bebeği yaraladı. Erkek şiddeti en çok İstanbul, Kocaeli, Adana, Trabzon ve Antalya’da yaşandı. 22 kadın hukuki süreci başlattığı halde ağır yaralandı: Bunlardan 8’i saldırganlar hakkında uzaklaştırma kararı çıkardığı, iki kadın şikayette bulunduğu, 5 kadına koruma verildiği halde şiddete uğradı. Bir kadın kaçtığı kişi tarafından sığınmaevinde, biri koruma tedbiri için başvurduğu halde şiddete uğradı. Bir kadın şiddet uyguladığı için dört ay hapisten sonra tahliye olan eşi tarafından darp edildi, bir kadın ise boşanma davası öncesi adliye koridorunda eşi tarafından bıçaklandı. Eşini öldürmeye teşebbüs eden bir erkeğin daha önce şiddet uyguladığı için yargılandığı ancak cezasının ertelendiği ortaya çıktı. eşinı bıçakla yaralayan biri daha önce eşinı darp ettiği için yargılanmış ancak serbest kalmıştı. Eşini öldürmeye teşebbüs eden bir erkek ise ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.
Kadınlar en çok eşlerinden şiddet gördü. 98 kadın eşlerinden, 22’si eski eşlerinden, 14 kadın sevgilisi ya da eski sevgilisinden, 10’u babalarından, 10’u tanımadığı erkeklerden, biri ilişki teklifini reddettiği bir erkekten, biri sivil polisten, üçü arkadaşları, tacizcileri ve arkadaşının eşinden, diğerleri ise ise oğul, dayı ve diğer erkek akrabalardan şiddet gördü.
Erkek şiddeti vakalarının çoğu ölüme sebebiyet verebilecek saldırılardı. 78 kadın darp edilirken; 59’u kesici aletler, 13’sı ateşli silahlarla ağır yaralandı. Ayrıca 3 erkek arabayla kasıtlı olarak çarptı, bir erkek eşinı önce benzinle yakmaya çalıştı, ardından tabancayla yaraladı, üçü üzerine asit, benzin, kaynar su dökerek yaktı, kızgın yağ döktü, bir erkek eşinı boğmaya çalıştı, ikisi balkondan attı, ikisi işkence yaptı, biri kadının yaşadığı apartmana ses bombası attı. Ayrıca Denetimli Serbestlik Yasası kapsamında tahliye edilen bir erkek, Sivas’ta bir kadını kaçırarak alıkoydu.
Yaralama olayının ardından iki erkek intihar etti.

Taciz
2013’ün ilk on ayında erkekler 123 kadına cinsel tacizde bulundu. Tacizler en çok tanımadık erkeklerden, çok az farkla da öğretmenlerden geldi. 14 kadın kendisini din insanı olarak tanıtan erkeklerin tacizine uğradı. Ankara ve İstanbul’da Gezi direnişine katılan 11 kadın polisin cinsel tacizine uğradı. Taciz vakalarının çoğu sokakta yaşandı. 123 taciz vakasından 43’ü sokakta gerçekleşti. Ayrıca 24’ü okulda, 5’i kendi evlerinde, dokuzu işyerlerinde, sekizi karakollarda, yedisi ise telefon ve/veya internet aracılığıyla cinsel tacize maruz kaldı. Diğer taciz vakaları otobüs, otel, hastane, alışveriş ve restoran gibi mekanlarda yaşandı.
10 ay boyunca toplam 524 cinayet, cinayete teşebbüs, taciz, cinsel şiddet, tecavüz ve yaralama vakası basına yansıdı.
Şiddet vakalarının çoğu sırasıyla Marmara, Ege ve Karadeniz Bölgesi’nde yaşandı. Yarın: BDP Milletvekili Ayla Akat Ata ile söyleşi.

KADIN SERVİSİ




Kadın düşmanı söylemler şiddet üretiyor


SKM Yürütme Meclisi üyesi Duriye Sezgin ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Sözcüsü Gülsüm Kav, kadına karşı geliştirilen katliam politikalarına devletin neden sessiz kaldığını,  faillerin neden yakalanamadığı, kadın katliamlarını önlemek amacıyla nelerin yapılması gerektiğini değerlendirdi.

Erkekler devletten etkileniyor

Kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün erkek egemen zihniyetin  ve muhafazakar politikaların kadının toplumdaki yeri itibariyle bir devlet politikası olarak değerlendiren SKM Yürütme Meclisi üyesi Duriye Sezgin, durumun siyasal ortamdan bağımsız olmadığını söyledi. Sezgin, “Savaş ve gerilimli ortamlar erkeklerde erlik duygusunu geliştirip kadına yönelik şiddetin daha da görünür olduğu süreçlerdir. Bunu teşvik eden devlet politikaları da sözkonusu. Örneğin devletin başındaki Başbakan’ından tutun radyosu, televizyonu, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi devletin çeşitli kurumları da kadına yönelik şiddeti sürekli gündeme getiren ve kadını öteleyen, görünmez kılan sözleri ve tavırlarıyla şiddeti artırıyor” dedi. Özellikle devletin yargı sisteminin kadını katleden veya cinsel istismarda bulunan erkekleri “tahrik indirimi” adı altında koruduğuna işaret eden Sezgin, “Devlet, sanki burada suçlu kadınmış gibi bir algı ve anlayış yaratıp bunu topluma empoze etmeye çalışıyor. Dolayısıyla erkekler kadına yönelik şiddeti uygularken, katliamlar yaparken, devletin şiddeti meşrulaştırıcı politikalarından etkileniyor” dedi.
 
Kurumları suç işleyen durumda
Sezgin, devletin kadın politikalarının toplumsal yaşama da müdahale eder durumda olduğunu belirterek, “Karakollar, gözaltı süreçleri gibi devletin kurumları kadına karşı suç işleyen kurumlara dönüşmüş durumda” diye konuştu. İStanbul’da katledilen Nazliye Sincar’ı örnek veren Sezgin, devletin bu gibi durumlarda hızlı ve atik bir şekilde suçluları yakalama gibi refleks içerisine girmediğini kaydetti.
Sezgin, kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüze karşı güçlü bir kadın dayanışmasıyla davaların takip edilmesi  gerektiğini belirtti.
TCK’da kadın cinayeti yer alsın
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Sözcüsü Gülsüm Kav ise, kadın cinayetlerinin yüzde 1400 arttığını hatırlatarak, “Bu artışın iyi olan şeylerde yaşanmıyorken, kadınların anayasaya dayalı yaşam haklarını bu şekilde ihlal eden cinayetlerde olması, Türkiye’de kadın hakları konusunda en önde gelen yakıcı meseledir “dedi.  Kadın katliamlarında hala caydırıcı cezaların uygulanmadığına dikkat çeken Kav, “Ceza Kanunu’nda kadın cinayeti hala ‘adam öldürme’ olarak geçiyor. Sırf cinsiyeti nedeniyle kadınlar bu cinayete kurban gidiyorlarken, hukuk bunu hala resmi olarak tanımamış durumda. Biz Ceza Kanunu’nda ‘kadın cinayeti’ terimi yer alsın, indirimi kapansın, af kapsamı dışında tutulsun istiyoruz. Çünkü, kadın cinayeti insanlık suçudur“ dedi.

Bir kez de kadını korunsunlar

Kadın cinayeti davalarında “iyi hal indiriminin” kalkması gerektiğini vurgulayan Kav, bu durumun sürekli kadın öldürmeyi meşrulaştıran bir biçimde kullanıldığını belirterek, “Mahkemelerde sanık tarafı sürekli kendisinin öldürdüğü kadının arkasından istediği gibi konuşabiliyor. İndirim almak için iftira atabiliyor,  haksız tahrik indirimi almak için genel ahlaktan bahsedebiliyor, iyi hal indirimi almak için çok pişman olduğunu, sevdiğini söylüyor” dedi. Kav, Başbakan’ın her seferinde kadın düşmanı bir söylemle kadına çocuk doğurma görevi verdiğini, kadınla erkek arasındaki ilişki biçimini genel ahlakla ilişkilendirdiğini ve özellikle gençlerin ve kadınların “ahlak bekçisi uleması” gibi davrandığını ifade ederek, “Başbakan bu tür konuşmalar sarf ettiği sürece Türkiye’de kadın cinayetlerine zemin hazırlıyor. Bu yüzden Başbakan’ın ve mecliste temsil edenlerin kadın cinayetlerine karşı tutum alması, cinayet işleyen erkeği kınaması, toplum karşısında kadın dostu söylemde bulunması gerekiyor” dedi.  Kadın katliamlarının önüne geçilmesi için “Koruma Kanunu”nun uygulanmasının gerekliliğini dile getiren Kav, polisler hak arayanların üzerine yürümek  için her seferinde aldığı son derece yüksek düzeydeki güvenlik önlemlerini,  bir kez de kadınları korumak için alsınlar” dedi. 

DİHA/İSTANBUL