Kürt kadınları “Rojava Devrimi kadın devrimdir” sloganıyla Rojava Devrimine sahip çıkıyorlar. Böylece bu kadın devrimi tüm dünya kadınları tarafından sahiplenilecek ve devrimin direnci katbekat artacaktır. Bu sahiplenmeyle Rojava Devrimi yenilmez kılınacaktır. Kadınların Rojava Devrimine sahiplenmesi bu anlama gelmektedir.

Rojava Kürdistan’a gidenlerin ilk dikkatini çeken, kadınların devrimde aldığı yerdir. Kadınlar devrimin tüm alanlarında aktif yer almaktadır. Devrimin en zor cephesi olan savunma güçleri içinde kadın fedailiğin örnekleri verilmektedir. Yine asayiş noktalarında kadını da görmekteyiz. Sağlık, basın, kültür çalışmaları ve toplumun örgütlendirilmesinde de kadın en öndedir. Kadının mücadeledeki bu yeri herkesi şaşırtmaktadır. Bu şaşırtıcı gelişmenin yaratıcısıysa Kürt Halk Önderidir. Bu Önderlik yirmi yıllık çalışmasıyla Rojava Kürdistan’da başta Kürt anaları olmak üzere tüm kadınların sevgilisi haline gelmiştir. Çünkü tüm Kürt kadınları bu Önderliğin yaklaşımları sonucu Rojava Kürdistan’da irade olmuşlardır. Kürt toplumu kadın şahsında en büyük değişimi Rojava’da yaşamıştır.
Rojava Devriminin tüm toplumu sarması, kadının ayağa kalkışından anlaşılmaktadır. Kadını ayağa kaldıran bir hareket tüm toplumu etkileyen bir harekettir. PYD’nin Rojava Kürdistan’da etkili olmasının en temel nedeni budur. Kürt Halk Önderinin kadını özgürleştirme gerçeğinde toplumu özgürleştirme iç içedir. Çünkü bu önderliğe göre toplumunu özgürleştirmeyen kendisini de özgürleştiremez. Kadının özgürleşmediği toplumda her şey yarım kalır. Bu açıdan kadın özgürleşmesi toplumun özgürleşmesini, toplumun özgürleşmesi de kadının özgürleşmesini geliştirmektedir. Bugün Rojava devriminde işleyen diyalektik budur.
Rojava’daki kadın devrimi, kadın özgürlüğü Rojava Kürdistan’daki demokratik devrimi de derinleştirmektedir. Bu da Rojava’daki demokrasi kültürünü geliştirmektedir. Belki savaş ortamında Rojava’daki demokratik ortam ve radikal demokrasi tam yansımıyor; ancak bu devrimin en güçlü yanı da demokratik karakteridir. Zaten bu kadar direnmesi de demokrasinin toplum içinde gelişmesidir. Böylece toplum devrime sahiplenmekte, devrimin direnci artmaktadır.
Rojava devriminden tüm erkek egemenlikçi iktidarlar ve kültürel soykırımcı sömürgeciler korkmaktadır. Rojava kadın devriminin dalga dalga yayılacağını ve iktidarlarını bitireceğini düşünmektedirler. Tüm iktidarlar kadın köleliği üzerine şekillendiği gibi, kadın özgürlüğüyle birlikte ne erkekler ne sömürücü baskıcı egemenlerin iktidarları kalacaktır. Bu nedenle Rojava Devrimine düşmanlık yapmaktadırlar. Üç milyonluk Rojava Devriminin tüm Ortadoğu iktidarlarını sarsacağını düşünmektedirler.
Ortadoğu, iktidarların da en köklü olduğu coğrafyadır. Kadın üzerindeki ilk egemenlik de Mezopotamya’da gerçekleşmiştir. İlk iktidarcı devletçi egemenlik de bu coğrafyada şekillenmiştir. Bu nedenle iktidara yönelik tehlikeler de bu egemenlikçi güçlerin iktidar bilinci tarafından fark edilmektedir. Kadından bu kadar korkulmasının nedeni budur. Ortadoğu egemenleri kadın özgürlüğünün iktidar karşıtlığı olduğunu çok iyi bilmektedirler. Bu nedenle Rojava Devriminden sadece Suriye ve Türkiye değil, tüm egemenler korkmaktadır. En fazla da kendilerini etkileyeceğinden Kürt egemenleri korkmaktadır. Güney Kürdistan hükümetinin Rojava düşmanlığının önemli bir nedeni de bu karakteridir.
Güney Kürdistan hükümetinin erkek egemenlikçi karakteri hala çok hakimdir. Kadın Güney Kürdistan’da hala erkeklerin zevkini tatmin eden cinsel bir obje olarak görülmektedir. Öyle ki, Güney Kürdistan’da erkeklik olabildiğince kışkırtılmaktadır. Kadının cinsel obje kılınması temelinde erkeklik bu düzeyde kışkırtılınca Güney Kürdistan’da fuhuş bir sektör haline gelmiştir. Dışarıdan birçok kadın fuhuş için Güney’e giderken, dünyanın birçok yerinden Güney Kürdistan’a çalışmaya giden birçok kadın da fuhuş tuzağına düşürülmektedir. Öyle ki, Rojava’dan Güney’e göç eden birçok kadının da fuhuşa sürüklendiği iddia edilmektedir. Güney Kürdistan’la ilgili bu tür iddialar neredeyse normalleşmiş bir durumdadır. Bu durum tabii ki sadece kadın düşürülmüşlüğünü değil, toplumsal çürümüşlüğü de göstermektedir.
Böyle bir ortamı yaşayan Güney Kürdistan tabii ki Rojava’daki kadın devrimine karşı çıkacaktır. Çünkü kadın devrimi en başta kadını cinsel obje olarak gören toplumsal cinsiyetçiliği ortadan kaldıracaktır. Toplumsal çürüme yaratan bu ahlaksızlığa son verilecektir. Tabii ki erkek egemenliğine de son vererek bugünkü düşkün yaşamları da toplumsal yaşamdan söküp atılacaktır. Bu nedenle Güney’deki iktidarcı zihniyet kadın devriminden fazlasıyla korkmaktadır. Yeni kurulan Rudaw televizyonunun Rojava düşmanlığını esas alması da bu gerçeklikten kaynaklanmaktadır. Rudaw televizyonu hem Türk devleti adına hem de Güney’deki iktidar adına Rojava düşmanlığı yaparak her türlü gericiliği kökünden sarsacak kadın devrimini bastırmada rolünü oynamaya çalışmaktadır.
Kadınlar tabii ki dünyada eşi az görülen, hatta görülmeyen bu devrimi sahiplenmektedir. Bu devrim, Kürt Özgürlük Hareketi’nin kırk yıllık mücadelesinin sonucu olduğu gibi, kırk yıllık mücadeleyi koruyacak en temel dinamiktir. Kadın özgürlüğü, özgürlüğün toplumsallaşması devrimin en temel güvencesidir. Bu nedenle tüm kadınlar bu devrimi sahiplenme seferberliği yapmışlardır. Tüm Kürtler ve demokrasi güçleri de bu seferberliğe katılmaktadır. Çünkü Rojava devrimi tüm Kürdistan parçalarındaki Kürtlerin varlık mücadelesi olduğu gibi, Rojava Devrimi Ortadoğu’da radikal demokrasinin mayası olacaktır.
Demokrasinin ne olduğu Rojava’da öğrenilecektir. Çünkü tüm toplum ayakta, her alanda örgütlenmekte, kendi kararlarını kendisi vermektedir. Toplum yeni bir yönetim anlayışını öğrenmektedir. Gerçek demokrasi kültürü böyle gelişmektedir. Rojava bir demokrasi okulu olarak demokratik zihniyeti tüm Kürdistan ve Ortadoğu’ya yayacaktır. Kuşkusuz eksikleri vardır, acemilikleri vardır, coşku ve heyecan içinde bazı yetersizlikler yeterince görülememektedir. Ancak bunlar da bir deneyim olarak demokrasiyi de, kadın özgürlüğünü de güçlendirecektir.
Rojava Devriminin etkileri çok fazla olacaktır. Ancak nüfusu az ve Kürdistan’ın en küçük parçası olduğundan tüm parçaların sahiplenmesi gerekir. Bu devrime saldırı küçüklüğüyle ters orantılı çok büyük, çok boyutludur. Dört bir taraftan saldırılmaktadır. Herhalde düşmanı bu kadar olan devrim azdır. Sovyet devrimine yönelik düşmanlığa benzemektedir. Kuşkusuz her devrim ancak zorluklara katlanılarak ayakta kalır. Zaten zorluklara katlanmayan bir devrim varlığını sürdüremez. Devrimlerin güzelliği ve değeri de buradan kaynaklanmaktadır. Devrimler bu saldırıları püskürterek çeliğe verilen su gibi kendini güçlendirmektedir. Devrimler, kendilerine yönelik saldırılara karşı koyarak var olmayı hak etmektedir.
Rojava halkı da bu bilinçle direnmektedir. Ancak saldırıların büyüklüğü ve çokluğu karşısında dayanışma da beklemektedir. Bu dayanışma tabii ki aş-ekmek dayanışması değildir. En başta da moral destek önemlidir. Çünkü büyük bir meşru savunma savaşı verilmektedir. Bu açıdan şu anda en fazla destek de bu meşru savunmaya verilmek durumundadır. Çünkü şu anda meşru savunma aş ve ekmekten önce gelmektedir.
Meşru savunma direnişinde kadınlar da en önde yer almaktadır. Rojava’da kadın ordulaşması YPG ile somutlaşmıştır. YPG şu anda insanlık tarihi içindeki en büyük kadın ordulaşmasını sağlamıştır. Nüfus oranına göre kadının meşru savunmaya katılması Kuzey Kürdistan’ı da geçmiştir. Bu gerçeklik bile Rojava devriminin bir kadın devrimi olduğunu kanıtlamaktadır. Bu açıdan kadınlar Rojava Devrimine sahiplenmede öncülük yapmalı, devrimin kalıcılaşmasına kadar bu duyarlılığı gevşememelidir. Bu duyarlılık süreklileşmelidir. Çünkü saldırılar süreklidir ve Rojava Devrimini yıkmaya yöneliktir.
Rojava Devrimi başarılı olduğunda Ortadoğu’da erkek egemenlikli sistem sonun başlangıcını yaşayacaktır. Erkek egemenlikli iktidarlar stratejik bir yenilgi alacaklardır. Bir süre daha ayakta kalsalar da eski güçlerini bir daha bulamayacaklardır. İktidarsız ve takatsiz olarak sürekli gerileyeceklerdir. Bu nedenle Rojava Devrimi kadın özgürlüğü için stratejik değerdedir. Dolayısıyla toplumsal özgürlüğün Ortadoğu’da hakim olması açısından stratejik bir devrimdir. Bu açıdan tüm demokrasi ve özgürlük güçleri de Rojava Devrimine sahip çıkmalıdır.
Türkiye ve KDP bir müdahale olduğunda bu kadın devrimini boğmak için hazırlıklar yapmaktadır. Bu açıdan bu kadın devrimi bugün sahiplenildiği gibi, bir işgal ve saldırı durumunda da sonuna kadar sahiplenilmelidir. Çünkü bu kadın devriminin kaybetmesi başta Kürdistan olmak üzere tüm özgürlükçü demokrasi güçlerinin de kaybetmesi olacaktır.
Kadınların başlattığı “Rojava Devrimi kadın devrimidir, Rojava Devrimini sahiplenelim” kampanyası bu bakımdan çok anlamlıdır. Bu nedenle herkesi kadınların başlattığı Rojava Devrimini sahiplenme kampanyasına katılmaya çağırıyoruz.