Rojava’da devrim süreciyle birlikte Kürt kadınlar kendilerini gün geçtikçe daha da örgütlüyor, kurumlaşmalarını yaygınlaştırıyor. Kadına sahip çıkan ve toplumsal geriliklere karşı mücadele yürüten kurumlardan biri de; Qamişlo kentinde faaliyet yürüten Kadın Evi. Yekîtiya Star Yürütme Üyesi Nalîn Yûsif, Rojava’da erkek egemen anlayışından kaynaklı kadınların günlük olarak yaşadığı sorunları, Kadın Evi’nin mağduriyet yaşayan kadınları sahiplenişini ve kadın sorunlarına nasıl çözüm getirdiklerini değerlendirdi.

Nalîn Yusif, erkek egemen zihniyetin bin yıllardır ‘din ve namus’ kisvesi altında kadın şahsında toplum üzerinde zulüm uyguladığını belirterek; “Birçok kadın günlük olarak şiddetin her türlüsüne maruz kalıyordu. Kısa süre öncesine kadar da kadınları sahiplenecek, onları koruyacak bir kurum yoktu. Rejim mahkemeleri hep kadın aleyhine kararlar alıyordu. Bu, kadınlarda kırılma ve aşırı güvensizliğe neden oluyordu” diye konuştu. Yusif, devrim süreciyle birlikte bu gidişatın tersyüz edildiğini belirtti. 


Kadını düşüren erkek zihniyetidir
Kadınların sürekli rejim tarafından düşürüldüğüne, kullanıldığına işaret eden Nalîn Yûsif, var olan sorunlara şu sözlerle dikkat çekti: “Erkek tarafından düşürülen, satılan kadınlar çok. Bu erkeklerin çoğunluğu baba, erkek kardeş ya da eşlerden oluşuyor. Kadınlar, aile korkusu ve toplum baskısından, alternatifsizlikten ve öldürülme korkusundan kaynaklı, sorunlar içinde boğuntuya geliyor, sessiz kalıp boyun eğiyor. Karşı çıkan kadınlar elbette var. Ama bunlar hiç bir zaman kişilerden, ailelerden veya kurumlardan destek görmediler. Tam tersine her zaman suçlandılar. Bu nedenle kadınların erkek egemen sistem tarafından düşürüldüğünü söylüyoruz.”

Kapımız her kadına açık
“Kadın özgür olmadan toplum da özgür olmaz” diyen Yûsif, bu nedenle kadının öncelikle kendisini örgütlemesi, eğitmesi ve her bakımdan güç olup kendini savunması gerektiğinin altını çizdi. Yûsif, toplumun ahlak ve kültürel değerleriyle oynandığını, tarihi bilinçten yoksun bırakıldığını ifade ederek, bunun olumsuz yansımasının ise en çok kadında görüldüğünü kaydetti. Kadın Evi’nin kurulmasıyla tecavüz, şiddet ve insanlık dışı farklı uygulamalar gibi toplum ve aile kaynaklı sorunların çözümü için kadınların kendilerine başvurduğunu söyleyen Yûsif, “Biz Kadın Evi olarak kapımızı her kadına açıyoruz ve çalışmalarımızı iki ayak üzerinden yürütüyoruz. Birincisi; toplumun dönüştürülmesi amacıyla yapılan tartışmalar ve eğitimler üzerinden, ikincisi ise; hukuki yollardan kadın sorunlarının çözümü şeklinde...”

Cizîrê’de bir yılda 363 vaka
Yûsif, bir yıl içinde Cizîrê çevresinden 8 öldürme, 7 tecavüz, 16 taciz, 9 kaçırma, 143 şiddet, 76 boşanma, 82 aldatma, 12 narkotik, 4 simsarlık ve 6 hırsızlık olmak üzere 363 vakanın kendilerini intikal ettiğini söyledi. Yûsif, kendilerine başvuran kadınların her ne sebeple olursa olsun korunma altına alındığını kaydetti.
Nalîn Yûsif, sorunların niteliğine bağlı olarak, çözümü için başlangıçta tartışma ve eğitimler yoluyla özgürlük ahlakı ve eşitliği temelinde ikna etmeyi esas aldıklarını, sonuç vermemesi halinde kadın haklarına sahip çıkan halk mahkemesi yoluyla hukuk süreci başlattıklarını belirtti.

Kadının savunulmasına dönük projeler
Yusuf konuşmasında, devlet mahkemelerinin kadın haklarından yana olmadığını, ancak devrimle birlikte bugün kurdukları halk mahkemelerinde, kadın haklarından yana bir hukuku esas aldıklarını belirtti. Yûsif, kadının hukuksal bazı haklarını şöyle sıraladı: “Boşanma davalarında çocuk, 15 yaşına kadar annesine aittir. Kadın ailede yarı yarıya mülk sahibidir. Erkek, kadına hem ev almalı, hem de aylık olarak maaş vermeli. Şiddet davalarında kadın lehine para cezasına çarptırılır ya da hapis cezası verilir.”
Yûsif, son olarak kadın davalarının kamuoyuna ve basına kapalı olarak gerçekleştirildiğini belirtti. Kadının savunulması ve sahiplenilmesine ilişkin de birçok projelerinin olduğunu, bunu önümüzdeki süreçlerde kamuoyuyla paylaşacaklarını da sözlerine ekledi.


PÎRAY ARDIL/ANHA/QAMIŞLO