
2019 yılı baharına; faşizme, erkek egemenlikli sisteme karşı sergilenen 8 Mart direniş ruhu ve duruşu ile yürüyoruz. Dünyada ve Kürdistan’da 2019 yılı 8 Mart’ı çok anlamlı ve görkemli karşılandı. Kürdistan’dan Türkiye kentlerine ve dünyanın birçok merkezine kadar kadının direniş ruhu ile dünyaya ve yaşama dokunuldu. Kadının özgürlük sesleri ile 2019 yılı baharının şarkısı söylendi: Kadın direnişle yaşamı örüyor, kadın direnişi özgürleştiriyor…
8 Mart’a ilişkin geçen hafta çok şeyler söylendi, yazıldı. 8 Mart gerçekliğinin sadece bir günü kapsamadığına, kadınlar ve tüm ezilen insanlık için her günün 8 Mart direnişçiliğiyle karşılandığına dair mesajlar verildi. 8 Mart, sadece eylemsel bir gün olmaktan da öteye yükselen bir özgürlük ideolojisi olduğu, kadının ideolojik, siyasal bir yaşam duruşunu ifade ettiği bir kez daha ortaya konuldu.
Kadın özgürlük mücadele tarihi açısından 8 Mart’ın temsil ettiği birçok değer vardır. Karanlıkta bırakılmak istenen kadının tarihinin aydınlanması; görülmeyen kadın emeğinin görünür kılınması; kadının kimseye değil, sadece kendisine ait olması; kadın varlığının sadece kadın aklı, iradesi, duygusu ve dili tarafından tarif edilmesi; zindan edilmek istenen yaşamın kadın tarafından özgürleştirilmesi bu değerlerden sadece birkaçıdır. En büyük değer ise kadının bu sistem karşısında artık susmayacağını, boyun eğmeyeceğini, itaat etmeyeceğini ve direneceğini ilan etmesidir.
Tüm kadınlar dünyanın dört bir yanında gerçekleştirdikleri 8 Mart eylemlerinde bu değerleri ve mesajları yüksek sesle dile getirdiler. Kadın emeğinin sömürüsüne karşı, kadının kendi yaşamı ve bedeni hakkında kendisinin karar vermesine engel olmak isteyenlere karşı, kadının siyasal, ulusal, demokratik haklarına saldıranlara karşı yükseltildi bu sesler. Kürdistan’da, Türkiye’de, Latin Amerika’da, Asya’da, Avrupa’da milyonlarca kadın yollarda ve alanlardaydı.
Erkek egemenlikli sistem güçlerinin korkusu en çarpıcı Türk devletinin faşist yüzünde çok net yansıdı. İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde yıllardır yapılan Feminist Gece Yürüyüşü’ne karşı bu yıl AKP-MHP faşizminin saldırısı bu korkuyu nasıl da güzel ortaya koydu… Türk polisi önce yürüyüşü yasakladı, olmadı. ‘Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz’ diyen kadınlar karşısında sonra barikatlar koydu, yolları kapattı, alana girmeye engel olmaya çalıştı. Olmadı… Kadınlar ‘Patriarkayla uzlaşmıyoruz’ diyerek direnişe geçtiler. Sonra gözyaşartıcı gaz sıktılar, plastik mermi sıktılar… Şiddet uyguladılar. Bu yürüyüş, bu eylem zaten bu politikalara karşı yapılmaktaydı. Kadınlar zaten buna karşı direnişteydi. Ve direndiler. ‘Kadınlar özgür olunca, dünya yerinden oynar’ diyerek yürüdüler.
Direnmek kadını ne kadar da güzelleştiriyor, ne kadar güzel özgürleştiriyor. 8 Mart ruhu budur işte…
Türk cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘patates, soğanı bile terörist ilan eden’ faşist aklı, kadınların bu duruş ve direnişi karşısında yaşadığı telaşı ve korkuyla yine yalana dayandı tabii. Toplumdaki erkek geriliğini kışkırtarak, milliyetçi, dini, cinsiyetçi dili devreye koydu. ‘Ezan’a saygıları yok’ diyerek, ardından bir grup faşist grubu sokaklarda yürüterek, ‘kadın katliamlarını’ onayladığını, desteklediğini gösterdi. Eh DAİŞ’i besleyen, büyüten, yetiştiren, koruyan bu akıldan da başka ne beklenir ki. Ama bu akıl, onu bekleyen sondan kurtulamayacak. Kadınların iradesini, düşüncesini, ruhunu, bedenini, yaşamını tecritten, zulümden kurtaran kadınlar var artık. Erkek egemenliğinden her yerde hesap soran, kendi yaşamını direnerek inşa eden kadınlar, halklar var artık.
Şimdi kadınlar için 8 Mart duruşunu ve ruhunu Newroz’a ve bahara taşırma günleri başlıyor.
Sevgili Leyla Güven bizlere, kadın direnişinin insanı nasıl da özgürleştirdiğini anlatmaya devam ediyor. O ve tüm açlık grevi direnişçileri 8 Mart direniş ruhunu 2019 yılı baharına özgürlük aşkıyla taşıyorlar. Zulme, faşizme ‘teslim olmayan, baş eğmeyen, diz çökmeyen’ yiğitlerin yoldaşları onlar çünkü… ‘Susmayan, korkmayan, itaat etmeyen’ kadınların yoldaşları onlar… Kadının yaşam, yaşamın da özgürlük demek olduğunu bilen kadınlar da; onlarla baharı daha güzel, daha anlamlı, daha direngen, daha özgür inşa edecekler. Bu ruh ve duruşu yayacaklar dünyaya… Tecrit duvarları yıkılana kadar, tüm zalimlerden hesap sorulana kadar…