Türk Başbakanı Erdoğan, cumartesi günü yapılan AKP Kadın Kolları Kongresi’nde “Her kürtaj bir Uludere’dir” dedi ve kürtajı “milleti dünya sahnesinden silmek için sinsice bir plan” olarak isimlendirdi. Erdoğan’ın bu sözlerine kadınlardan tepkiler yükselirken akıllara, “Hükümet kürtajı yasaklamayı mı planlıyor?” sorusu geldi.

‘Akıllara zarar deyip geçemeyiz’
Sosyalist Feminist Kolektif’ten Filiz Karakuş, Erdoğan’ın kadın düşmanı politikalarının son zamanlarda giderek dozunu arttırdığını ifade ettikten sonra, “Gayet cüretkar bir şekilde ‘Kürtaj cinayettir’, ‘Sezaryen doğum yöntemi değildir’ gibi saçma sapan ve akıllara zarar açıklamalarda bulunuyor. Buna ‘akıllara zarar’ deyip geçemeyiz. Çünkü bu akıllara zarar politikalar bizim hayatımızı etkiliyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Hele hele Başbakan’ın başkanlık sistemi gibi bir sisteme geçtiği noktada Başbakan’ın söylediği şeylerin memleket politikası haline getireceğinden hiç kuşkumuz yok. Kürtajın yasalarla yasaklanabileceğini düşünüyorum” diyen Karakuş, son yapılan sağlık düzenlemeleriyle artık hastanelerin kadınlara kürtaj yapmaktan kaçındığını belirtti. Karakuş, “Kadınlar sağlıksız koşullarda ya da para bulurlarsa özel hastanelerde bunu yaptırmak zorunda kalıyorlar” diye konuştu.

‘Kürtaj Uludere ile bağdaşamaz’
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de, Erdoğan’ın tavrının kadın bedenine yönelik bir müdahale olduğunu ifade ettikten sonra, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bunu Uludere gibi bir olayla bağdaştırması hiç kabul edilebilir değil. Uludere devletin bilgisi dahilinde planlanmış bir katliamdır. Anlayamadık neden Uludere ile kürtajı bağdaştırdığını. Acaba AKP hükümeti Uludere’yi bilerek, isteyerek, planladığının mesajını böyle mi vermek istiyor? Katliam ile özdeşleştirip, kadın bedenindeki müdahaleyi böyle meşrulaştırmaya çalışan bir tavır kabul edilir değil. Kadınlar da tepkilerini her düzeyde dile getiriyor. BDP ve HDK açısından da bu yaklaşım kabul edilebilir değil.”

‘Başbakana ‘haddini bil’ diyoruz’
Avukat Meriç Eyüboğlu ise, “Kürtaj bir hak, bizim hakkımız, kadınlara özgü bir hak. Kadınların bedenlerine ilişkin kendilerinin karar vermesi ile ilgili bir hak. Bedenimizle ilgili ne yapacağımıza, kürtaj olup olmayacağımıza da çocuk doğurup, doğurmayacağımıza da 3 tane mi, 5 tane mi, 8 tane mi doğuracağımıza da biz karar veririz. Buna kimse karar veremez, buna Başbakan hiç karar veremez. Bununla ilgili kararlar bize aittir. Başbakan’a da ‘haddini bil’ diyoruz, ‘Kendi işini yap’ diyoruz. ‘Sen Uludere’yi, Metin Lokumcu’yu, Van’daki depremi bu kadar çok ihlalin sorumlusunu bul, kendi sorumluluğun için önce onların hesabını ver’ diyoruz” diyerek, Başbakan’a tepki gösterdi.

Kürtajı yasaklamak mı istiyorlar?
Kürtajın Türkiye’de yasal olarak uygulanması çok eskilere dayanmıyor. Kürtaj ile ilgili tasarı 1982 yılı başında Sağlık ve Sosyal Yardım Başkanlığı’nın Danışma Meclisi’ne gönderildi. Tasarıda gebeliğin ilk 10 haftası içinde kürtaj yapılmasına izin verildi ve bu tasarı 1 Kasım 1983’ten itibaren uygulanmak üzere 24 Mayıs 1983 tarihinde kabul edildi. 1984 yılı Ocak ayında ise, çeşitli hastanelerde uygulanmaya başlandı. Türk Başbakanı Erdoğan’ın AKP Kadın Kolları Kongresi’nde söylediği “Sezaryenle ilgili doğumlara karşı olan bir başbakanım ve bunu bir cinayet olarak görüyorum. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Buna kimsenin müsaade etme hakkı olmamalı. Ha anne karnında bir çocuğu öldürürsünüz ha doğduktan sonra öldürürsünüz. Hiçbir farkı yok. Her kürtaj bir Uludere’dir” sözleri akıllara, hükümetin kürtajı yasaklama ihtimali geliyor.

DİHA/İSTANBUL