• İstanbul Üniversitesi öğrencisi Taceddin Erol Şahin’in 29 Nisan’dan bu yana süresiz açlık grevinde olduğunu vurgulayan koğuş arkadaşı Hasan Basri Yıldız, “hücre kapılarının açılması” ve kendilerine ayrılmış ortak alandaki kameraların kapatılması taleplerinin karşılanmasını istedi.

 

İstanbul/Silivri’de bulunan Marmara 6 No’lu Cezaevi’nde tutulan İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi Taceddin Erol Şahin, Berkin Elvan anmasına katıldığı gerekçesiyle 24 Nisan’da gözaltına alınıp tutuklandı. 29 Nisan’da arkadaşı Cem Dursun ile süresiz açlık grevine başlayan Şahin, hızlı bir şekilde kilo kaybı verirken, sağlık durumu da kötüye gidiyor. Tutsaklar, koğuşlarındaki kameraların ve hücre cezalarının kaldırılmasını talep ediyor. Aynı koğuşta kalan ve 3 Eylül’de tahliye olan arkadaşı Hasan Basri Yıldız, Şahin’in durumuna dair MA'ya konuştu.

Şahin’in tutsaklar Cem Dursun, Rezzan Şengün ile birlikte 27 Nisan’da Marmara Cezaevi’ne getirildiğini söyleyen Yıldız, Şahin’in 29 Nisan’da Cem Dursun ile birlikte süresiz açlık grevine başladığını belirtti. Koğuş içerisinde ve mahrem alanlarını çeken kameraları kapattıkları için 27 Nisan’da çok sayıda tutsağın hücre cezası aldığını dile getiren Yıldız, tutsakların ikişer ikişer hücrelere konulduğunu söyledi. Yıldız, “8 metrekarelik hücrelerde tutulmak insan onuruna ve ahlakına aykırıdır. O hücrelerde yemek yiyeceksiniz, küçücük bir ortamda tuvalete gideceksiniz, yatacaksınız ve günün 24 saati hücrede iki kişi kalacaksınız” dedi.

7/24 kameralarla takip

Koğuşlardaki kameraların mahrem alanlarını her dakika çektiğini söyleyen Yıldız, şöyle devam etti: “Arkadaşlarınızla oturup sohbet edeceğiniz, şakalaşacağınız, gelen yemeği o küçük mutfakta hazırlayıp birlikte yiyeceğiniz, belki birlikte üzüleceğiniz, birlikte neşeleneceğiniz, birlikte ağlayacağınız; yani bir insanın yaşamında ne oluyorsa yapacağınız bir ortak alan var. İdare, ‘Biz bunu 24 saat, 7/24 takip edeceğiz’ diyor. Bu doğrudan insan onurunu zedeleyen bir şey. Siz bunu kabul etmiyorsunuz, peçeteyle kapatıyorsunuz. İdarenin bu durumda yapması gereken şey, Silivri’deki diğer uygulamalarda olduğu gibi bir disiplin soruşturmasıyla süreci işletmek. Bunu yapmıyor. Çünkü bütün niyeti kendi yaptırımlarını dayatmak ve kabul ettirmek.”

'Kuyu tipi'nden vahim

Marmara Cezaevi’ndeki hücre koşullarının ağır olduğunu vurgulayan Yıldız, şunları paylaştı: “Ortak alanı size kullandırmayıp sizi 8 metrekarelik hücreye kapattıklarında, kuyu tipinden daha vahim sonuçlara maruz kalmış oluyorsunuz. İçeride bir kenarı 70 santimetre olan plastik bir masa, etrafında iki sandalye var. Çünkü siz o kuyu dibine iki kişi kapatılıyorsunuz. Bir iki kişinin yatabileceği bir ranza, küçük bir tuvalet-banyo, tuvalet-banyonun oluşturduğu alanı kapladığı bir çıkıntı, bir demir dolap var. İki kişi ayakta durmakta bile zorlanıyorsunuz. Hücre koşulları çeşitli sağlık sorunlarına da neden olur. Bu nedenle şu anda Taceddin Erol Şahin’in ve Cem Dursun’un hareketsizlikten kaynaklı eklem ağrıları var. Şiddetli eklem ağrıları başlamış durumda.”

Sağlık sorunları

Şahin’in açlık grevi sırasında hızlı kilo kaybettiğini belirten Yıldız, açlık grevinde olan tutsaklara verilen gıda ve içeceklerle ilgili de kısıtlamalar yaşandığını söyledi. Yıldız, “Mesela ilk başta ıhlamur çayından başka alamadık. Daha sonraki süreçte çay ve şeker konusunda değişiklikler yapıldı. Bir müddet sonra bize jelibon ve toz şeker verdiler. Bu şekerler kolajen ve alerjik içerikli maddeler de taşıyor. Hem Cem Dursun hem Taceddin Erol Şahin bu şekerleri yemiş olmaktan dolayı ishal oldular. Taceddin Erol Şahin, Cem Dursun’un 100 günde verdiği kilonun neredeyse iki katını kaybetti. Çünkü Taceddin’in kilo oranı biraz daha yüksekti. Bu nedenle çok hızlı kilo kaybından kaynaklı sağlık sorunları meydana geldi” diye konuştu.

Hücre kapılarını açsınlar

Açlık grevindeki tutsakların taleplerinin yeni bir yasal düzenleme olmadığını belirten Yıldız, temel talebin hücre kapılarının açılması olduğunu söyledi. Yıldız, şunları daydetti: “İdarenin yapması gereken o hücre kapılarını açması ve kendilerine ayrılmış ortak alanın, tutsaklar tarafından kullanılmasına izin vermesidir. Talepleri bu kadar basit ve uygulanabilir. Oradaki yaklaşık 4 bin tutsak, bu hakları kullanıyor. Taceddin Erol Şahin, Cem Dursun, Cemil Kurt, Emircan Yazıcı, Rezzan Şengün kullanamıyor. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Taceddin Erol Şahin’i ilk duruşması 10 Eylül’de görüldü. Mahkemede tahliye etmeyip 26 Kasım’a erteledi. Bu durum, ‘Biz onu sakat bırakacağız’ demek. Biz söyleyelim: Buna izin vermeyeceğiz.

Bir gün daha sürmesin

Bu ülkenin gündeminde böyle bir durum var. Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’nde Selda Özçelik bugün 41’inci gününde destek açlık grevi yapıyor. Süresiz... Bu ‘Ben arkadaşlarım için ölebilirim’ demek. Ülkenin aydınından, insanından talep ediyorum; Şu insanların bir gün daha aç kalmasını artık istemiyorum. Herkesi bu direnişe çağırıyorum.” İSTANBUL