- Şehit Rûken Serhat (Jiyan Aşan)’ın annesi Cemşit Aşan: “Kızımın direnişiyle başım dik, alnım aktır. Kızımdan önce de mücadeledeydim, mücadeleye devam edeceğim. Bu acıyı yaşayan son anneler olalım artık.”
Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'nde farklı tarihlerde ve farklı bölgelerde şehadete ulaşan 53 gerillanın isimleri 23 Ağustos’ta açıklanırken, Wan’da 24-25-26 Ağustos tarihlerinde taziyeler kuruldu. Açıklanan isimler arasında 2010’da şehadete ulaşan Jiyan Aşan (Rûken Serhat) da bulunuyordu.
Nujinha’dan Memihan Hilbin Zeydan’a konuşan anne Cemşit Aşan, “Hiçbir annenin yüreği yansın istemiyoruz. Bu acıyı yaşayan son anneler olalım” dedi.
Anne Cemşit Aşan, kızının lise yıllarında üniversiteye hazırlandığını belirterek, Jiyan’ın yaşamını şu sözlerle anlattı: “Jiyan, 12 çocuğumdan 5’incisiydi. Üniversiteye hazırlanıyordu. Sabahın erken saatlerinde kalkar, ev işleri bana kalmasın diye temizliği o yapardı. Kimseyle fazla iletişim kurmazdı. Dershane-ev arasında bir hayatı olduğunu düşünüyorduk. Ancak dershaneye diye evden çıkıp, örgütlü kurumlara gidiyormuş. Bunu bir yıl sonra öğrendik.”
‘Ne yaparsanız yapın ben gideceğim’
Jiyan’ın daha önce de Amed’e gittiğini ve yaklaşık 20 gün kendisinden haber alamadıklarını anlatan anne Cemşit, “Daha önce Amed’e gitti. 20 gün haber alamadık. Amed’den Şirnex’e geçerken 33 kişiyle gözaltına alınıyor. Gözaltında nereye gideceği sorulunca Beytüşşebaplı olduğumuz için Beytüşşebap’a ablasını görmeye gideceğini söylemiş. Gözaltına alınınca babasını aradılar ‘kızın burada’ diye. Babası sabah yola çıktı gece beraber döndüler. Gözaltından çıktıktan bir hafta sonra ‘ne yaparsanız yapın ben gideceğim’ diyordu. ‘Bu hayat böyle yaşanmaz’ diyordu. Hastaneye diye evden çıktı bir daha geri dönmedi” ifadelerini kullandı.
’Son kez el sallayışını hiç unutmadım’
Jiyan’ın lise 3’üncü sınıfta Özgürlük Hareketi’ne katıldığını belirten Cemşit Aşan, “Parmağı kesilmişti, 4 dikiş atılmıştı. ‘Doktora göstermeye gideceğim’ dedi. Benim onunla gitmeme izin vermedi. Ben ısrar edince bir saat içinde döneceğini söyleyip gitti. Servise binince bana el salladı. O zaman emin oldum gideceğinden. O an hâlâ gözümün önünde. El sallayışını hiç unutmadım” dedi.
‘Başım dik, anlım ak’
Kızından yaklaşık iki ay boyunca haber alamadığını söyleyen Cemşit Aşan, Jiyan’ın 18 yaşındayken harekete katıldığını ve daha sonra televizyonda yemin töreninde gördüklerini ifade etti: “Onu televizyonda gördük, yemin törenindeydi. Onu gördüğümde şükürler ettim, ‘İyi bir yoldan gitmiş’ dedim. Kızımın direnişiyle başım dik, alnım aktır.”
‘Eylemlere katılmaz ama kitap okurdu’
Jiyan’ın kitap okumayı sevdiğini ancak okuduğu kitapların içeriğini ailesinden gizlediğini anlatan Cemşit Aşan, kızının siyasi düşüncelerinin zaman içerisinde farkına vardıklarını belirtti. Anne Cemşit, “Hiç eylemlere katılmazdı ama kitap okurdu. Bir kitabı vardı. Ona sorardım, ‘Bu ne kitabı?’ diye. ‘Yabancı bir kitap’ der geçerdi. Benim okumam yazmam yok. Diğer kızlarıma sorardım, ‘Bir bakın Jiyan’ın okuduğu kitap nedir?’ diye. Onlar da aynı şeyi söylerdi. Sonradan anladım, yabancı bir kitap değilmiş. Siyasi kitaplarmış okudukları” ifadelerini kullandı.
‘Haber alayım diye dua ettim’
Jiyan’ın harekete katılmasının ardından ailesinin uzun süre kendisinden haber alamadığını belirten Cemşit Aşan: “Önce gazi olduğunu öğrendik. Aynı süreçte akrabam Ahmet Aşan’ın da şehadet haberini aldık. Duyunca kalbim hızla çarpmaya başladı, Jiyan’ın haberini almayayım diye dua ettim. Jiyan’ı rüyamda gördüm. Bana ‘anne kalk misafirlerin var benim için geldiler’ diyordu. Uyandım, kapı çaldı, Kapının sesiyle yüreğime bir bıçak saplandı sanki. Ahmet şehit düşmüş dediler, Jiyan da şehit düşmüş. Elim kalbimde öylece kaldım.”
‘Bu acıyı yaşayan son anneler olalım’
Wan’da kurulan üç günlük taziyeye ilişkin de konuşan Cemşit Aşan, şunları ifade etti: “Evet, taziyemizi yaptık ama canımdan bir parça koptu. Ne unutulur ne acısı geçer. Var oldukça mücadelemizin, şehitlerimizin, Önderimizin peşinden gideceğiz. Kızımdan önce de mücadeledeydim, mücadeleye devam edeceğim. Hiçbir annenin yüreği yansın istemiyoruz. Biz bu acıyı yaşadık. Bu acıyı yaşayan son anneler olalım artık.” WAN