
Önceki gün Amed'de süresiz dönüşümsüz açlık grevini sürdüren BDP ve DTK'lıları ziyaret eden kadın heyeti, dün de CHP grubunu ziyaret etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu'nun karşıladığı heyette yer alan Avukat Filiz Kerestecioğlu, bir kadın grubu olarak Amed'e gittiklerini belirterek, "Dün Diyarbakır'daydık. Açlık grevlerine neden olan talepleri meşru talepler olarak görüyoruz. Bu taleplerin yerine getirilmesi halinde bu işin çözümlenebileceğini düşünüyoruz. AKP'yle daha önce bir görüşme yaptık. Cezaevini ziyaret ettik, yalnızca avukatlar olarak ziyaret edebildik" diye konuştu.
Ağır bir tablo karşımıza çıkabilir
Kerestecioğlu’nun ardından konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Türk Başbakan Erdoğan’a görev düştüğüne işaret ederek, "Başbakan, başından beri üslubuyla aşağılayan ve kutuplaştıran bir dil kullandı. Bu dilden, bu üsluptan vazgeçsin" dedi. Tanrıkulu, hükümete uyarıda bulunarak şunları kaydetti: "Bizim geçmişten aldığımız dersle görüşümüz şudur; mutlaka açlık grevini yapanların, açlık grevini kendi iradeleriyle son verecekleri bir durum yaratmalıdır. Onların iradesi dışında herhangi bir müdahale 2000'deki gibi çok ağır bir tabloyu karşımıza çıkartabilir. Hükümete bir daha çağrıda bulunuyorum, eğer 2000'deki olaylar tekrar yaşanmak istenmiyorsa tutuklu ve hükümlülerin kendi iradeleriyle bu duruma son verecekleri bir ortam, bir siyasal ortam, başta başbakan olmak üzere hükümet tarafından yaratılmalıdır."
Erdoğan ve Kılıçdaroğlu randevu vermedi
Bir basın mensubunun "Başbakan'dan randevu talebiniz oldu mu?" sorusuna sanatçı Nur Sürer, "Oldu da, alamadık, Kılıçdaroğlu'ndan da alamadık, işte böyle görüşüyoruz. Aslında çok öfkeliyim. Bu mecliste bir haftadır belediye paylaşım savaşları yaşanıyor. Ama orada açlık grevindeler. Bunlardan bir tanesi benim eşim. 64 kişi ölüm sınırında. Bu mecliste kimsenin tıkı çıkmıyor" diye yanıt verdi.
Basın toplantısı düzenlendi
CHP grubu ziyareti ardından kadınlar, açlık grevlerine ilişkin BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ile Meclis'te basın toplantısı düzenledi.
Toplantıya Buldan'ın yanı sıra BDP Eşbaşkan Yardımcısı Yüksel Mutlu, akademisyen Aksu Bora, insan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu, sanatçı Nur Sürer ve Nilgün Yurdakul katıldı. Toplantıda ilk olarak konuşan BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, açlık grevlerinin 65. gününe geldiğini belirterek, artık ölümlerin yaşanmaması için hemen adım atılmasını istedi. Buldan'ın ardından kadınlar adına ortak açıklama yapan Aksu Bora, "Bizler, Türkiye'nin farklı bölgelerinden, farklı sivil toplum örgütlerinden ve bağımsız kadınlar olarak, giderek büyüyen bu yakıcı soruna, açlık grevlerine bir çözüm bulunması için elimizden geleni yapmaya kararlıyız" dedi. Bora, Türk Başbakan Erdoğan'a da seslenerek, "Adalet, sesini duyabilmek için kendini öldürmekten başka çare bulamayan insanlara 'şov yapıyorlar' diyerek sağlanmaz" diye konuştu.
Kimse yangının dışında kalamaz
Bora, taleplerin varolan hukuksal çerçevede bile karşılanabilecek meşru talepler olduğuna işaret ederek, "Tecridin kalkması, anadilde savunma ve eğitim hakları bunlar zaten evrensel insan haklarının temelidir. Diyarbakır Cezaevi'nde ve tutuklu yakınlarıyla yaptığımız görüşmelerde edindiğimiz izlenim, kedilerine yönelik olarak Başbakan'ın kullandığı hoyrat dilin, çözülebilir bir sorunu çözümsüz hale getirdiği ve insanların çaresiz hissettiğidir" dedi. Bora, "Bir an önce iktidar partisinden ve başbakandan olumlu mesajların gelmesini ve açlık grevlerinin çözümüne yönelik sürecin hızla başlamasını istiyoruz. Aksi takdirde, hiç birimiz bu yangının dışında kalamayacağız" diye konuştu.
Anadil tasarısı yetersiz
Basın toplantısının ardından gazetecilerin' idam cezasına' ilişkin sorusu üzerine Buldan, idamın, vicdanen, ahlaken, hukuken mümkün olmadığını, gündemden çıkmış bir konu olduğunu, Türk Başbakan'ın idam konusu üzerinden manevra yapmaya çalıştığını söyledi. Buldan, bir başka soru üzerine de komisyon çalışmalarına katılmama yönündeki tutumlarının sürdüğünü, ancak insan haklarını inceleme komisyonu ve adalet komisyonu çalışmalarına katıldıklarını söyledi. Buldan ayrıca, anadilde savunmayla ilgili düzenlemenin eksik olmasına rağmen olumlu olduğunu, ancak tek başına bu düzenlemenin açlık grevlerini sonlandırmaya yeterli olmadığını, tecridin kaldırılması ve anadilde eğitim konularında da adım atılması gerektiğini ifade etti.
DİHA/ANKARA