
PANORAMA: 8 Mart’a doğru...
2. BÖLÜM
Direnişleriyle adlarını tarihe yazdıran Rojavalı kadınların mücadelesi, 2015 yılında dünyada en çok konuşulan konuların başında geldi. Halklara dayanan demokratik özgürlükçü paradigmasıyla bölgeye umut ışığı olan Rojava Devrimi, 4. yılında da sunduğu yeni yaşam modeliyle heyacan yaratmaya devam ediyor. Özerk kadın taburlarından kadınların ekonomik bağımsızlığını kazanması için oluşturulan kooperatiflere kadar devrimci dönüşümlere öncülük eden Rojavalı kadınlar, yeni döneme de yeni projelerle giriyor.
YPJ profesyonelleşme yolunda
DAİŞ saldırılarına öz savunma gücüyle cevap olarak zafere öncülük eden YPJ’li savaşçılar, 2015 Dünya Kadınlar Günü’nü Kobanê zaferi coşkusuyla karşıladı. Dünya kadınları açısından örnek bir öz savunma modeli oluşturan YPJ’liler, 8 Mart’ta alanlara çıkan kadınları “Tüm dünya kadınlarının özgürlüğü için savaşıyoruz” diyerek selamladı ve öz savunmalarını geliştirme çağrısında bulundu.
Kadınlar köy, mahalle ve kentlerini savunmak amacıyla Hêzên Parastina Civakî (HPC) bünyesinde kadın birimleri oluşturdu. Çalışan çalışmayan, evli bekar, genç, yaşlı toplumun her kesiminden oluşan HPC kadın birimleri, kadın kazanımlarının güvencesi olarak rol üstlenmeye devam ediyor.
Süryani kadınlar özgün örgütlendi
Süryani kadınlar da Rojava’da hükümet ve bakanlıklar düzeyinden savunma güçlerinin oluşturulmasına kadar kendi öz örgütlülükleriyle, yıllardır süregelen inkar tarihine meydan okuyor. Süryani Kadınlar Birliği ilk kongresini gerçekleştirerek, kadınların siyasal mekanizmalarda daha güçlü yer alması, eşbaşkanlık sistemine geçilmesi ve öz savunmanın güçlendirilmesi kararına gitti.
Beth Nahrin Taburu kuruldu
Süryani kadınlar, YPJ savaşçılarından aldıkları ilhamla “Beth Nahrin (İki nehir arası) Kadınları” adıyla tabur kurdu. Kadınlar taburları yaygınlaştırarak Beth Nahrin Güçleri adı altında askeri bir kadın gücü kurma yolunda ilerliyor.
Arap kadınlarda öz savunma bilinci
Rojava Devrimi Arap kadınların da hayatını değiştirdi. Kendilerine biçilen geleneksel rolleri parçalayan kadınlar komünler kurup askeri örgütlenmelerde yer aldı. YPJ’ye katılan Arap kadın savaşçıların sayısı her geçen gün arttı.
KKÖ ve Ivana Hoffmann...
Rojava’da DAİŞ çetelerine karşı mücadele eden Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) üyesi kadınlar, 8 Mart 2015 tarihinde Komünist Kadın Örgütü’nü (KKÖ) kurdu. DAİŞ çetesine karşı Til Temir’de yürütülen operasyon esnasında yaşamını yitiren MLKP’li Alman savaşçı Ivana Hoffmann (Avaşîn Têkoşîn Güneş), enternasyonal zincirin bir halkası oldu.
Örgütlülükte Kongreya Star dönemi
11. yılını geride bırakan, örgütsüz tek kadın bırakmama yolunda ilerleyen Rojavalı kadınların çatı örgütü Yekîtiya Star, özellikle DAİŞ işgalinden kurtarılan mekanlarda komün ve meclis örgütlenmeleri kurarak yaygın eğitimler ve toplantılar düzenledi. 25-26 Şubat 2016 tarihlerinde yeniden yapılanma temelinde gerçekleştirdiği 6. Kongre’yle ise konfederal bir örgütlenme şeklinde, “Kongreya Star” olarak yoluna devam etti.
Suriyeli kadınların iradesi birleşiyor
Yılın bir diğer önemli gelişmesi 5 Şubat tarihinde “Özgür Kadın Demokratik Suriye’nin Garantisidir” şiarıyla gerçekleştirilen Suriyeli Kadınlar Konferansı oldu. Konferansta, Suriyeli kadınların siyasal, toplumsal ve kültürel iradelerini ortaklaştıracakları bir çatı sisteminin kurulması için girişimler başlatıldı. Toplumsal ortaklık belgesi hazırlamak, Suriye’de bulunan bütün kadın örgütleriyle ilişkiye geçmek, modeli tartıştırmak ve üç aya kadar gerçekleştirilmesi öngörülen Suriye Kadınlar Kongresi içinde Suriye Özgür Kadın Konseyi oluşturuldu.
Adaletin terazisi kadınların elinde
Rojavalı kadınlar, bu yıl adaletin terazisini de ellerinde tuttu. Kadına yönelik suçlar, cinsiyetçi uygulama ve yaklaşımlarla mücadelede kadınların en büyük dayanaklarından biri “Kadın Kanunu” oldu. Halk Mahkemeleri, Barış Kurulu, komün ve meclisler aracılığıyla kadın yasalarını topluma taşırdı; küçük yaşta evliliklere karşı kampanya yürüttü. Erken yaşta evlilik, berdel ve çok eşliliğin yasaklandığı kantonlarda tüm bu uygulamalarda azalma görüldü.
Efrîn’de de kadın vakfı açıldı
Kadın özgürlükçü zihniyetin toplumsal alanda yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla Qamişlo’dan sonra bu yıl da Efrîn’de bir kadın vakfı açıldı. Merkezi Qamişlo’da bulunan Rojava Özgür Kadın Vakfı da ilk kadın sağlık merkezi, iki çocuk evi, kadınlara ait bir park açtı ve mesleki kurslar düzenledi.
Kobanê ve Girê Sipî’nin çete işgalinden kurtarılması ardından kadınlar, yeniden inşa çalışmalarına katıldı. Kadına yönelik şiddetle mücadele amacıyla kadın merkezi ve bir kadın evi, “eğitim, sulh ve hukuk komitelerini” bünyesinde bulunduran Kadın Eğitim ve Bilim Vakfı, terzihane açıldı. Rojava’nın 3 kantonunda 30’u aşkın Kadın Evi hizmet veriyor.
Êzîdî kadınlar meclise kavuştu
DAİŞ saldırılarından kaçıp Rojava’ya yerleşen Êzîdî kadınlar ise meclis şeklinde öz örgütlülüklerine kavuşarak demokratik özerk sistemin temellerini attı.
Kadın kooperatifleri gelişiyor
Rojavalı kadınların çatı örgütü Yekîtiya Star, komün ve meclis örgütlenmelerini, buna paralel olarak akademi ve eğitim merkezlerinde bilinçlendirme çalışmalarını yaygınlaştırdı. Toplantı ve konferanslarla kadın ekonomi meclisleri oluşturarak ekonomi komünleri ve kooperatifler örgütledi.
2014 yılının son aylarında Dêrîk’te kurulan Kadın Tarım Kooperatifi, geliştirdiği işletme projeleriyle, kadınlara üretime katılma imkanı sağladı; kuruluşundan bu yana 450 dönümlük araziye buğday ekip hasadını yaptı. Cizîr Kadın Konseyi öncülüğünde de Tirbespiyê’de konserve fabrikası açıldı.
Güney’de kadın uyanışı
Feodal cinsiyetçi düzenin hakim olduğu Güney Kürdistan, ağır bir ekonomik ve siyasi kriz yaşıyor. Krizin vebali kadınlara daha fazla şiddet ve yoksulluk olarak dönerken öz savunmalarını oluşturan ve demokratik özerk yaşamın temellerini atan Şengalli kadınlar ise özgürleşme adımları atıyor.
2 bin kadın yakıldı!
Güney Kürdistan’da erkek şiddeti, ağır aşiret ve aile baskısı hafiflemek bir yana daha da arttı. Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında 2011 yılında çıkarılan 5 yıllık plan hayata geçmezken, “Kadın katliamlarından hükümet sorumlu” diyen aktivistler ölüm tehditlerine maruz kaldı.
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Sağlık Bakanlığı, 2015 yılında 2 bin kadının “kazara” ya da “intihar ederek” kendini yaktığını açıkladı. Rapora göre kadınlardan 212’si hayatını kaybetti.
Şiddetin boyutları gizleniyor
Güney Kürdistan’da her geçen gün erkek şiddetiyle katledilen kadınlar, istatistiklerle ifade edilmekten uzak. Zira katliamlar, “intihar” süsü verilerek gizlenmeye çalışılıyor. Ayrıca kendini yakan kadınların ailelerinin polise yanlış ifade verdiği, intihar girişiminde bulunan kadınların da aile baskısı nedeniyle mahkemeye başvurmadığı biliniyor. Çoğu şiddet davası ise halen mahkeme raflarında bekletiliyor.
Kadın sünnetinde artış
Tüm bu şiddet biçimlerinin yanı sıra kadın sünnetinde de artış oldu. Yapılan araştırmalarda özellikle Hewlêr ve Silêmanî bölgelerinde kadın sünneti oranında yüzde 60 oranında bir artışın olduğu açıklandı.
Hükümet sorumluluğa yanaşmıyor
Her geçen gün artarak travmatik bir hal alan kadına yönelik şiddet konusunda yerel hükümetin sorumluluk alması bir yana, kadın katili, tacizci veya tecavüzcüler belli olsa bile tutuklanmadı, yargılanmadı.
Mülteci kadınlara yönelik şiddet
DAİŞ saldırıları nedeniyle Irak ve Suriye’den kaçıp Güney Kürdistan’a göç etmek zorunda kalan yüz binlerce mülteci, cinsel saldırılara maruz kaldı. Fırsatçı erkekler, kamplara sığınan 18 yaşından küçük kadın mültecilerle evlilik yaptı. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle dilencilik de yaygınlaştı.
Kadın örgütleri arayışa geçti
Ekim ayı başlarında Silêmanî’de Sînor isimli kadının sığınma evinde katledilmesi ardından bir araya gelen aktivistler, hükümetin önlem almamakla suç ortaklığı yaptığını dile getirdi.
Güney Kürdistan’da 50’ye yakın kadın örgütü bir araya gelerek Jiyan Kadın Grubu’nu oluşturdu. Hewlêr’de gerçekleştirilen konferansla da kadın sorunları detaylı olarak tartışıldı. Kadın merkezlerinin açılması, kadınların siyasete katılımı, boşanma hakkı, çok eşliliğin yasaklanması, kadına miras hakkı, çocuk yapmama hakkı, kadın-erkek eşitliği gibi başlıklar, kadınların gündemine taşındı. Sorunların çözümü için de komisyonlar kuruldu. Anayasa konusunda görüşlerini taslak haline getiren grup, yüzde 50 kotasıyla eşit temsiliyet istedi.
RJAK baskılara maruz kaldı
Güney Kürdistan’da uzun süredir çalışmalarını Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadın perspektifleri temelinde hayata geçiren Rêxirawa Jinên Azadîxwaz ên Kurdistanê (RJAK), geçtiğimiz yıl KDP’nin yoğun baskılarına maruz kaldı. RJAK üyeleri, asayiş güçleri tarafından tartaklandı, çalışmaları engellendi. RJAK, gerçekleştirdiği kongreyle saldırıların kendilerini yıldıramayacağını, mücadelelerini daha da büyütecekleri mesajı vererek, bölgedeki tüm inanç ve halk mensubu kadınlarla birlikte bölgenin demokratik, eşit ve özgür bir sisteme kavuşması için mücadele etme kararı aldı.
Kadınlar ölüm tehditleri aldı
Kadının uyanışından rahatsız olan egemenlikçi zihniyet, son zamanlarda daha fazla devreye girdi. Aktif çalışma yürüten Çoman Herdî, Êvar Îbrahîm, Kejal Nurî, Bahar Munzir, Hana Ali, Çilurê Herdî, Rêzan Şêx Dilêr gibi akademisyen, aktivist ve parlamenterler ölüm tehditlerine maruz kaldı. Buna karşı 300 kadın ortak bir bildiriye imza atarak “Susmayacağız” dedi.
Êzîdî kadınlar ilklere imza attı
3 Ağustos 2014’te soykırımın ağırını yaşayan Êzîdî kadınlar için ekran başlarında katliam, tecavüz, kaçırılma sahnelerini izlemeye alıştırılan dünya kamuoyu, sessizliğini korudu. DAİŞ çetelerinin elinde bulunan ya da esaretten kurtulup kamplara sığınan kadınlar, kendi yalnızlıklarıyla baş başa bırakılırken, Êzîdî kadınların dramını dünyaya duyurmaya çalışan Nadia Murad ile Irak Parlamentosu Vekili Viyan Dexil gibi kadınların uluslararası kurumlara yaptığı çağrılar yanıtsız kaldı. Êzîdî kadınlar için yaptıkları en iyi şey, ikinci bir travma yaratarak bin kadar kadını “tedavi” adı altında topraklarından koparmak oldu.
Birleşmiş Milletler’in son raporuna göre DAİŞ’in elinde 3 bin 500 kişi esir bulunuyor, ancak gerçek rakamın çok daha yüksek olduğu belirtiliyor.
‘Asıl ferman örgütsüzlük’ dediler
DAİŞ çetesinin zulmüne maruz kalan Êzîdî kadınlar, 2015 yılında “Örgütsüzlük, kendi başına fermandır” diyerek yeni bir kadın direnişine imza attı. Örgütlülük ve öz savunma anlamında ilklere imza atan kadınlar 8 Mart 2015 yılında ilk kez Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutladı.
DAİŞ’e karşı intikam gücü YJŞ
Geçtiğimiz yıl YPJ Şengal olarak öz savunmaya kavuşan kadınlar, YJA Star ile birlikte Şengal’i özgürleştirme operasyonlarında rol aldı. Bu süreçte Bêrîvan Şengal ve Bêrîvan Arîn adlı Êzîdî savaşçılar DAİŞ’e karşı savaşta yaşamını yitirdi. Kuruluşunun birinci yılında ise kadınlar, konferans gerçekleştirerek isim değişikliğine gitti. YPJ Şengal, yeni adıyla Yekîneyên Jinên Şengalê (YJŞ), DAİŞ’ten, erkek egemenlikli tüm yapılanmalardan, kadınları ezen ve köleleştiren tüm ideolojilerden intikam almanın aracı olma kararlılığıyla yürüyor.
Arka cephenin kahramanları
Şengal Dağları’nda yaşayan Êzîdî kadınların yaralarını sarıp yaşamını düzenleyen ve yeniden yaşamı inşa çalışmalarını yürüten Êzîdî Kadın Meclisi de konferans düzenledi. Şengal’in özgürleştirilmesi hamlesi sürecinde arka cephenin kahramanları ise Êzîdî anneler oldu. Yemek yapımından cephane taşımaya kadar anneler, hiçbir fedakarlıktan çekinmedi.
Hazırlayan: SOZDAR DERSIM
YARIN: Rojhilat ve diaspora