Özlem YASAK
31 Mart 2019 Yerel Yönetimler Seçimlerine haftalar kala, Kürt Kadın Hareketi bir kez daha en ağır baskı, hukuksuzluk ve hak ihlali koşulları altında kentleri “Kürt Siyasetinin Mor Rengi" ile boyama iddiası ile seçimlere hazırlanıyor.
Kürt Kadın Hareketinin 20 yıla yaklaşan, devlet ve iktidar tekelinin yanı sıra erkek hakimiyetinde olan yerel yönetim anlayışına karşı büyük bedeller ödeyerek verdiği mücadele, edindiği deneyim, kazanımları, vardığı sonuçlar, veriler, yetersizlikler ve karşılaşılan sorunlar açısından Türkiye, Ortadoğu ve dünya ölçeğinde, her düzeyde farklı ve çeşitli kadın yapılanması için yeni ve önemli tartışma, karşılaştırma ve önermelere zemin ve olanak verdi, vermeye devam etmektedir.
Kürt Kadın Hareketinin yerel yönetim alanları bir siyasal ve toplumsal mücadele alanı olarak analiz edip ilk örgütlü, yapısal ve özerk kadın müdahalesini 1999'da Derik, Doğubayazıt ve Kızıltepe ilçelerinde kadın belediye başkan adayları gösterip kazanması ile tanıklık yapmıştır.
İlk kadın meclis üyeleri Hilvan'da seçildi
1978 yılında Hilvan’da üç Kürt kadın belediye meclis üyeliği ile yerel yönetim alanındaki deneyim ve mücadele tarihi başlamış oldu. 1999’da ilk defa kadın aday gösterilmesi ve aday gösterilen 4 ilçede Kürt Kadın Hareketinin adayları Doğubayazıt, Kızıltepe, Dêrik ve Diyadin’de belediye başkanlığını kazandı. 2004 bütün baskı ve saldırılara rağmen Kürt Kadın Hareketi, seçimlere özgün örgütlenme ile girerek pilot belediye uygulamasına geçti ve kadın aday gösterdiği 9 yerde büyük oranlarla belediye başkanlıklarını kazandı.
2009'da çıta yükseldi
2009 yerel yönetim seçimlerine gelindiğinde yüzde 40 cinsiyet kotası tüm politik yapılanmalarda tüzüğe konularak hayata geçirilmeye başlandı. 2009 yerel seçimlerinde kadın belediye başkanlarının yüzde 58’i, 15 kadın belediye başkanı, 18 kadın il genel meclis üyesi, 193 kadın belediye meclis üyesiyle Türkiye’de kadın siyasi katılım ve temsiliyeti açısından tarihi bir başarı elde edildi.
Ancak 2009 seçimlerinin hemen ardından sonra yerel yönetimlerden başlayarak KCK adı altında siyasi soykırım operasyonları başlatıldı, birçok belediye başkanı ve meclis üyesi başta olmak üzere 10 binden fazla Kürt tutuklandı.
2014'te eşbaşkanlık sistemine geçildi
2014 yılına ise, Kürt Kadın Hareketi 30 Mart yerel seçimlerini, "Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Süreci" olarak ele aldı ve siyasi soykırım operasyonlarının iflasını ilan edeceğini beyan etti. 15 yıllık deneyim, bilgi ve birikimle, stratejik, öncü ve radikal bir kararlaşmaya gitti. 30 Mart 2014 yerel seçimlerine 1’i kadın ve 1’i erkek olmak üzere iki eşbaşkanın seçileceği, Demokratik, Ekolojik, Kadın özgürlükçü perspektifinin kurumsallaştırılması amacıyla eşbaşkanlık sistemi ilan edildi.
Bu kararlaşmada Kürt Kadın Hareketi’nin TBMM’de ısrarla uyguladığı eşbaşkanlık sistemi, bunun erkek egemen Türkiye siyasetine yapısal müdahalesi, toplumsal etkileri ve sonuçları ile önemli bir deneyim olmuştur.
2014 Yerel Seçimlerin sonucunda bir ilk olarak, 102 belediyenin 96’sında eşbaşkanlık sistemine geçilmiştir. 3 büyükşehir, 8 il ve 85 ilçe/beldede eşbaşkanlık sistemi uygulanmaya başlanmıştır.
2014 seçimlerinin hemen ardından eşbaşkanlık sisteminin kurumsallaşması için bütün yerel yönetimlerde Demokratik Yerel Yönetimler Birliği Kadın Komisyonu ve meclisi öncülüğünde hızlı, yoğun ve önemli çalışmalar başlatıldı.
Ancak 1978'de üç kadın belediye meclis üyeliği ile başlayan bu çok zorlu, çok emekli ve ağır bedelli mücadele, 2016 yılında kayyumlar aracılığıyla gasp edildi.
Kadın belediyeciliği çalışmaları Kadın belediyeciliği çalışmaları kapsamında;
- Kadına yönelik şiddet, kentsel hizmetler, evrensel düzeyde fiziki ve sosyal yaşam hakkı, toplumsal ve sosyal eşitlik politikalarında önemli bir deneyim ve birikime sahip olan belediyeler bünyesinde kadın politikaları daire başkanlıkları ve kadın politikaları müdürlükleri kuruldu. Van, Diyarbakır ve Mardin Büyükşehir Belediyelerinde kadın politikaları daire başkanlıkları, il ve bazı ilçe belediyelerinde ise müdürlükler oluşturuldu. Müdürlükler bünyesinde kadın ekonomi, kadın eğitim ve şiddet ile mücadele birimleri kurularak kadın çalışmalarına yeni bir ivme kazandırıldı.
- Kadına yönelik her türlü ve şiddet ve ayrımcılıkla mücadele kapsamında toplam 4 kadın sığınma evi faaliyet göstermekteydi. Diyarbakır Büyükşehir de “İlk Adım İstasyonu” ve “Alo Şiddet Hattı” kurulmuştu. Yine toplam 43 belediyede de kadın dayanışma evleri ve merkezlerinde kadınlar tarafından, kadınlarla birlikte kadınlar için kentsel, toplumsal, sosyal, eğitimsel, kültürel ve sanatsal anadilde parasız çalışmalar yürütülmekteydi.
- Kadın cinayetlerinin durdurulması, kuma, berdel, erken yaşta evlilik ve çocuk gelinlerin sonlandırılması ile ilgili araştırma ve anketler yapıldı, kitap, broşür, afiş, belgesel, toplantı, panel, farkındalık ve eğitim çalışmaları ile etkin ve sonuç alıcı program ve projeler hayata geçirildi.
- Toplu iş sözleşmelerinde kadına yönelik her türlü şiddetle mücadele için "Çalışan erkekler; kuma, berdel, küçük yaşta çocuk evlendirme ve kadına şiddet uyguladığı durumlarda toplu sözleşme ile edindiği haklardan men edilecektir" yaptırım maddesi eklendi ve kararlılıkla uygulandı.
- Tüm belediye çalışanları; çalışan ve seçilmiş erkeklere yılda 2 kez toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerine katılım şartı getirildi.
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Gününü kadınlar için idari izin günü ilan edildi.
- Onlarca ana-çocuk sağlığı merkezleri aracılığıyla ücretsiz ve anadilde temel ve önleyici sağlık hizmetlerinin yanında, toplumsal cinsiyet, kadın sağlığı, meme kanseri, rahim kanseri, hijyen, doğum kontrol yöntemleri, üreme hakları, menopoz, erken yaşta-zorla evlilik gibi konularda yapılan eğitim çalışmaları ile binlerce kadına ulaşılmıştır.
- Kadın parkları, çamaşır ve tandır evleri, kadın parkları, kadın spor mekânları, gündüz bakım evleri ve kreşler, kadın imar planları ve birçok çalışma kadın kentlerine doğru yol almada önemli çalışmalar olarak sürmekteydi.
- Kayıtsız kadın emeğinin görünür kılınabilmesi ve kadın emeğinin örgütlenmesi önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik birçok program ve proje yaşama geçirildi.
- Yoksulluğun, işsizliğin aşılması ve dayanışmacı özerk kadın ekonomi mekanizmalarının oluşturulması amacıyla başta kadın kooperatifleri olmak üzere, üretim atölyeleri kuruldu, sabun, giysi, çanta, cüzdan, kemer, takı, şal üretimleri gerçekleştirildi; soğan ekimi, bostan ekimi, salça yapımı, nar ekşisi, pekmez, reçel üretimi yapıldı. Yine kadınların işlettiği fırınlar, ev yemeklerinin yapıldığı lokantalar açıldı. Kadın emeğini değerlendirme merkezleri, kadın semt pazarları kuruldu.
Belediyelerde istihdam politikasında da, kadın kotası uygulanması ilkesel kararı alınarak, yaşama geçirildi.
- Kültürel asimilasyon, yok etme ve kıyım bir yanıyla kadın kırımıyla özdeştir tespitini yapan Kürt Kadın Hareketi, devletçi-cinsiyetçi ideolojinin kültür alanında geliştirdiği baskı ve asimilasyon politikaları ile kadın şahsında toplumu tam bir kuşatma ve saldırı altında tutmasına karşı on yıllardır mücadele etmektedir. Yine egemen zihniyetin yarattığı tüketim temelli, sanatı metalaştıran uygulamaları ile toplumu ve kendi öz kültür değerlerinden yabancılaştırmasına karşı ve anadilde eğitim hakkının savunucuları olarak çok dillilik ve çok kültürlülük ilkesi ile Kurmancî, Kirmanckî, Süryanice, Ermenice, Arapça dil kursları ve yayıncılık çalışmaları sürdürülmekteydi.
- Kadın kültür ve sanat festivalleri, kadın dengbêj divanları, kadın edebiyat atölyeleri, kadın sinema çalışmaları, kadın sanat atölyeleri, kadın fotoğrafçılığı, dinletileri, konserler, sergiler düzenleniyordu.
- Kadın yerel yönetim akademileri açılarak çeşitli eğitimler düzenlenmekteydi.
- Mahallelerde, kadınlara yönelik spor alanlarını oluşturuldu. Sporda kazanmanın değil, katılımın önemli olduğu anlayışı ile birçok spor dalında kadın takımları oluşturuldu, amatör kadın sporcular ve kulüpleri desteklendi. Ücretsiz spor okulları ve kursları açılarak turnuvalar düzenlendi.
- Yerel ve uluslararası kadın buluşmaları, kadın konferansları ile Kürt Kadın Hareketi’nin hem yerel, bölgesel ve evrensel kadın iletişim ve dayanışması katılım ve görünürlüğü arttı hem de hareketin bu önemli örgütlülük ve mücadele deneyiminin evrensel düzeyde tartışılmasına ve yeni kadın ittifaklarının oluşmasına zemin sağladı.
- Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği (CEMR) sözleşmesi 102 Kürt belediyesi tarafından imzalandı.
- Cinsiyet ayrımlı veri tabanı, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçe, Kadın Bütçesi, Yerel Eşitlik Planları gibi programların hazırlıkları devam ederken belediyeler kayyumlar tarafından gasp edildi, çalışmaları tasfiye edildi.
Kayyum darbesi
11 Eylül 2016 tarihinden itibaren başlayarak Demokratik Bölgeler Partisine (DBP) bağlı toplam 102 belediyenin 95'ine resmi olarak erkek kayyum atanmış durumda. 34’ü kadın olmak üzere toplam 93 belediye eşbaşkanı tutuklandı, 68’i halen cezaevinde bulunmaktadır. Yüzlerce belediye meclis üyesi ve çalışanı cezaevlerinde tutuklu bulunmaktadır. 2000'den fazla belediye çalışanı KHK’lerle işlerinden çıkartıldı. Gasp edilen Kürt belediyelerine atanan kayyumlar, Kürt belediyecilik anlayışının demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü yerel yönetimler perspektifiyle bin bir bedel, emek ve birikimle hayata geçirdiği kurumsallaştırdığı tüm program, proje ve çalışmalara saldırma, yok etme, talan etme, hiçleştirme yolunda büyük mesai harcamaktadırlar.
Kayyum ilk olarak kadın kurumlarına yöneldi
Kürt Kadın Hareketinin Demokratik, Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü yerel yönetimler anlayışı ile tüm baskı ve saldırılara rağmen bin bir emek ve bedel ile büyük bir başarı gösterdiği yerel yönetim çalışmalarını sürdürürken eril, tekçi, retçi, işgalci AKP tarafından gasp edildi. Gaspla el koyar koymaz da oluşturulan tüm kadın alanları lağvedildi. Kadın dayanışma evleri, kadın merkezleri ve sığınaklar kapatıldı, Kadın Politikalar Müdürlükleri feshedildi, kadın müdürlüklerine erkek müdürler atandı, kadın çalışanların işine son verildi ya da haklarında soruşturmalar açıldı. Kadın merkezlerinden faydalanmak için başvuran kadınların özel bilgi-belge dosyalarına el koyuldu. Kreş ve gündüz bakım evleri ya kapatıldı ya da isimleri değiştirildi.
Tüm mekanların çok dilli olan tabelaları indirilerek sadece Türkçe tabelalar asıldı. Yine kadın parklarının, caddelerinin ve kentsel mekânların adları değiştirildi.
Kadın politikaları müdürlüğü lağvedildi
Kadın politikalar müdürlüğü çalışanlarının işten çıkarılması ya da görev yerlerinin değiştirilmesi gibi kararlarla kadın mücadelesinin ve kazanımlarının yerel yönetimlerle ilişkisi doğrudan bitirilmek istendi. Bu kapsamda sığınma evleri, 43 kadın dayanışma merkezi başta olmak üzere tüm il ve ilçelerde kadına yönelik şiddetle mücadele, sosyal, kültürel, eğitimsel tüm faaliyetler kayyumların ilk hedefi haline geldi. Kadın Daire Başkanlıkları tasfiye edildi, Kadın Politikalar Müdürlükleri Aile ve Sosyal Daire Başkanlığına bağlandı. Alo Şiddet Hattı ve İlk Adım İstasyonları hizmeti durduruldu, kadın merkezlerinin 40 tanesi kapatıldı, geriye kalanların başına erkek yöneticiler atandı. Kadın merkezlerinin kadın çalışanlarının işlerine son verildi.
Kadınların özel dosyalarına el konuldu
Kadın merkezlerinden yararlanmak için başvuran kadınların dosyalarına el konuldu. Kreş hizmeti Türkçeleştirildi. Eğitim Destek ve Kültür Evleri kayyum kararıyla mescide dönüştürüldü. Kadın istihdam projelerine son verildi. Sadece bir kaç örneğini vermeye çalıştığım hiçbir temel hak ve hukuk normuna uymayan bu saldırılar özünde kadınların tüm deneyim, birikim ve kazanımlarına karşı savaş ilanıdır. Gasp ettiği tüm belediyelere erkek egemen ve tekçi, retçi, ırkçı devlet yaklaşımı ile AKP’nin kendi toplum ve kadın tasavvurunu yansıtan, kadın düşmanı çalışmalar ikame edilmektedir.
Kadınlar inançla 2019'a yürüyorlar
31 Mart 2019 yerel seçimlerine günler kala kadınlar özgür kadın, özgür toplum anlayışı ve demokratik ekolojik, kadın özgürlükçü yerel yönetimleri inşa etme yolunda önemli mesafeler kaydettikleri kazanımlarını, mücadele ve dayanışma alanlarını tekrar geri almak için zılgıtları, öfkeleri, inanç ve kararlıkları ile hızla yürüyorlar.