
Güney Kürdistan'da uzun bir süreden beri kadına yönelik çalışmalar yürüten aktivist Newroz Ceren, mevcut cinsiyetçiliği ve alanda bulunan kadın örgütlerinin niteliğini değerlendirdi.
Örgüt çok ama parçalı
Güney Kürdistan'da azımsanmayacak sayıda kadın örgütü bulunduğunu ancak son derece parçalı olduğunu belirten Ceren, mevcut duruşun ise cinsiyet kalıplarını kırmaya yetmediğini dile getirdi. Ceren, "Bu duruşu aşmak için öncelikle kadın hareketleri olarak kendimizi geleneksel duruştan, aşırı kadınsılaştırılmış ve aşırı erkeksileştirilmiş düşüncelerden koparmamız lazım" diye konuştu.
Ceren, bu konuda ilham olabilecek Kürdistan'ın diğer parçalarındaki kadın mücadele deneyimlerinin bulunduğunu da ekledi.
Siyasi varlık gösteremiyorlar
Güney Kürdistan'da kadın örgütlerinin direkt ya da dolaylı olarak siyasi örgütler bünyesinde örgütlendiğini belirten Ceren, bu sebeple inisiyatifli olamadıklarını kaydetti.
En partiler üstü olarak anılan ve resmi düzeyde adı geçen Encûmenî Xaniman adlı (Hanımlar Meclisi) örgütün de raportör çalışmalarıyla sınırlı kaldığını belirten Ceren, siyasi partiler arasındaki çekişmelerden uzak kalmak adına siyasal bir varlık gösteremediğinin altını çizdi. Ceren, ağırlıklı olarak eski milletvekillerinden oluşan bu meclisin, hazırladıkları raporu siyasi otoritelere iletmek ve bazı yardım kampanyaları düzenlemek dışında bir işlevi olmadığını aktardı.
Yöneticileri erkek
Ceren, bunun dışındaki kadın örgütlerinin sorumlularının çoğunun erkeklerin oluşturduğuna, kadın dergilerinin dahi erkek editörler tarafından çıkarıldığına dikkat çekti.
İdeolojiden kopuklar
Güney Kürdistan'da her geçen yıl kadına yönelik şiddetin daha da arttığını kaydeden Ceren, buna karşılık kadınların radikal yöntemler bulmak, kadınlara yol göstermek ve kadınları örgütlemekten ziyade, erkekten "Lütfen kadınları dövmeyin" biçiminde merhamet dilendiğini veya sorunları uzlaştırmaya dönük yaklaşımlar sergilendiğini söyledi.
Ceren konuşmasına şöyle devam etti: "Kadın örgütleri toplumun ancak küçük bir kesimine ulaşabiliyor. En önemlisi de "kadınlar kendini yakıyor" deyip ardından herhangi bir engelleyici eylem yapmadığınızda veya kadına karşı şiddet uygulayanlara karşı sert bir tutum almayıp hukuksal düzenlemeler yapmadığınızda; yani kadınlara başka bir yol göstermediğinizde tam tersine teşvik etmiş, doğallaştırmış oluyorsunuz. Bu tabii ki niyetten bağımsız gelişiyor. Ama şiddetin kaynağına inmeden, kaynağındaki asıl nedenleri teşhir edip ona karşı mücadele etmeden harekete geçiliyor. Yani Güney Kürdistan'daki kadın hareketlerinin ideolojisiz olmasının, tam olarak neyi istedikleri konusunda muğlak olmasının olumsuz etkilerini görüyoruz."
İdeoloji, örgütlenme, eylem
Ceren, tüm bu eleştirilerle birlikte kadın örgütlerinin elit bir kesimle sınırlı da kalsa projeler temelinde eğitim ve toplumu bilinçlendirme, konferanslar düzenleme gibi çalışmalarının bulunduğunu söyledi, ancak kadınların kendini yakma derecesine getiren trajediler karşısında duruşun yetersiz olduğunu önemle belirtti.
Amacının kadın örgütlerini hiçleştirmek olmadığını önemle belirten kadın aktivisti Ceren, "Bir kadın hareketinin güç olabilmesi için ideolojiye, örgütlenmeye ve eyleme ihtiyacı var. Bu olmazsa güç biriktiremezsiniz. İşte güneyde güç biriktirilmediği için etkili olunamıyor" şeklinde konuştu.
Özgür duruşa ihtiyaç var
Gelişmelerin ancak kadınların örgütlü mücadelesiyle sağlanabileceğini kaydeden Ceren, "Kendinde ısrar etmeyen, kadının özgürlüğünde ısrar eden bir duruşa ihtiyaç var. Devletin, devletçiliğin ve onun temsilcisi olan siyasi partilerin dışında ifade edebilecek düzeye gelmemiz lazım. Birbirimizi rakip olarak görmekten vazgeçmemiz lazım. Amaçlarımızda net olmamız lazım. Bunlar olmadan ilerleme kaydetmemiz çok zor" dedi.
Ceren son olarak, birçok kadın örgütünün bir araya gelerek Silêmanî merkezli oluşturduğu 'Kadın Ağı'nı hatırlatarak, bu ağ altında ciddi etkinlikler gerçekleştirilebileceğini söyledi.
NEWROZ DIJWAR/JINHA/SILÊMANÎ